Beşiktaş muhteşem bir galibiyet aldı. Tek tek, bireysel olarak baktığınızda fark yaratan oyuncu yok, ancak ekip olarak müthiş mücadele eden, alan kapatan, iyi yer tutan bir takım vardı. Çok zor görünen mücadelede Tello’nun golü Beşiktaş’ı rahatlatan en önemli faktördü. Çok erken öne geçmek Beşiktaş’ı rahatlatırken, Kayseri’nin bildik oyun karakterini terketmesine neden oldu. Devamı için tıklayın… »
Beşiktaş’tan takım olma dersi
Bobo-Nobre niye ilk 11′de oynatılmaz!
Derbide ortaya konan futbol beni fazla şaşırtmadı ama doğrusunu söylemek gerekirse skor biraz şaşırttı. Bana göre, 90 dakikanın büyük bir bölümünde çok üstün oynayan Beşiktaş’ın kazanması gerekirdi. Ancak Kartal, fırsatları harcadı. Bunda futbolcuların beceriksizlikleri ön plandaydı. Kadrolara baktığımızda dikkat çeken, Galatasaray’ın, Atletico karşısındaki sistemle, önce beraberliği hedefleyen, sonra “atarsam kazanırım” mantığı içinde olmasıydı. Buna karşın, taraftarının büyük desteğini arkasına alan, inanılmaz hırslı, agresif oynayan bir Beşiktaş vardı. Bu noktada Denizli’yi eleştirmek gerek. Kazanması gereken bir maçta neden Bobo-Nobre çift forvetiyle başlamaz, bunu anlamakta zorlanıyorum. Tek santrfor mantığını anlamak zor. Özellikle böyle maçlarda ihtiyaç duyulacak birinci oyuncu bana göre Bobo. Devamı için tıklayın… »
Kendi düşen ağlamaz
Futbol maçları sahada kazanılır. Sanal olarak kafada oynanır ama iş sahada biter. Beşiktaş, ikisini de yapamadı. Bana göre Mustafa Denizli’nin çıkardığı kadro çok doğru değil. Özellikle sol kanatta önlü arkalı oynayan İbrahim Üzülmez ve İsmail Köybaşı seçimi sıkıntılı, yanlış bir tercihti. Bu tek santfor oynama işi de yeni çıktı. Beşiktaş’ın çift santrfor oynayacak kadrosu var ama maalesef birçok oyuncusu formsuz. Formsuz demek de çok doğru değil. Artık futbolcu olarak miladını tamamlamışlar. Üretken olması beklenen oyuncular Bobo, Tabata, Holosko’ydu. Sonra bunlara Nobre ve Tello da dahil oldu. Ancak maça başlayanlar da bitirenler de pek fazla üretken değildi. Devamı için tıklayın… »
Mahşerin üç atlısı
Başta zor gibi görünen bir mücadeleydi. Gerçekten de Beşiktaş için zor geçti. Nihat, Tello ve Tabata üçlüsüyle başlayan Beşiktaş bütün gol umutlarını bu oyunculara bağlamıştı.Başta zor gibi görünen bir mücadeleydi. Gerçekten de Beşiktaş için zor geçti. Nihat, Tello ve Tabata üçlüsüyle başlayan Beşiktaş bütün gol umutlarını bu oyunculara bağlamıştı. Mahşerin üç atlısı gibi maça üç formsuz oyuncuyla başlayan Denizli tabii ki beklediğinin karşılığını alamadı. Bu oyuncuların birlikte oynaması da aslında çok zor.
Yerden oynamalıydı
Sahada tamamen kontra atak oynayan ve bütün umutlarını yan toplara bağlayan bir Antalyaspor vardı. Yan topların haricinde Antalyaspor’un gol bulma şansı çok azdı. Beşiktaş’ın yapması gerekense bir tek şey verdı, topu yere indirip, çabuk pas yapmak. Bu şekilde gol bulması çok zor değildi Siyah-Beyazlılar’ın. Ama bunun aksine Beşiktaş penaltı pozisyonuna kadar havadan oynamayı tercih etti. Hava hakimiyeti iyi olan Antalyaspor karşısında bu şekilde pozisyon bulmak kolay değildi. Gole kadar mücadele Ernst-Fink ve Korhan-Erhan arasında geçen bir orta saha mücadelesi oldu. Beşiktaş’ın umut bağladığı oyuncular yine oyuna ağırlığını koyamadı. Nihat, Tello ve Tabata’nın üretken olması gerekirdi ancak bu üretkenliği gösteremediler. Mustafa Denizli’nin ısrarla bu üçlüyle başlamasına bir anlam veremedim.
Ekrem ve Bobo’ya alkış
Sahada görevini fazlasıyla yerine getiren iki isim vardı: Bobo ve Ekrem. Bu iki oyuncu gerçekten iyi bir performans sergiledi. Aslında penaltıya kadar çok fazla yorum yapılması gereken bir pozisyon olmadı. Bu dakikaya kadar karşılaşma vasat bir şekilde seyretti. Hakemin verdiği ağır penaltı kararı Antalyaspor için ümitleri tüketti. Penaltıdan sonra hareketlenen oyun Siyah-Beyazlılar’ın cömertçe harcardığı gol pozisyonları inanılır gibi değildi. Tabii bunun yanında Antalyaspor’un yakaladığı bir iki pozisyon da affedilir cinsten değildi. Mustafa Denizli’nin yaptığı hamleler çok yerindeydi. Necip ve Holosko’nun girmesi tam isabetti.
Şifo hamle yapamadı
Bunun karşılığında Şifo Mehmet ise gereken hamleleri yapamadı. Golden sonra Şifo Mehmet’in acil bir takım değişikler yapması gerekiyordu. Ancak bu değişiklikler gelmeyince yenilgi kaçınılmaz oldu. Gece için söylenecek en önemli şey Beşiktaş’ın sahadan üç puanla ayrılmasıydı. Bunun yanında futbol vasatın üzerine çıkmadı ve Beşiktaşlılar’ı da tatmin etmedi. Mustafa Denizli’nin takımı hem kimlik hem motivasyon olarak çok daha yukarılara taşıması lazım. Yoksa bu takımın işi bu şekilde çok zor.
Mustafa Denizli’nin kehanetleri!
Beşiktaş’ın yaptığı yanlışlarla oyunu Bursaspor’a vermesi gecenin en iyi özetidir.
Aslında sonuç çok fazla sürpriz değil. Neden? Çünkü iki teknik direktör de maça çıkarttıkları kadrolarla bir anlamda oyunun kaderini belirlediler. Özellikle böyle bir zeminde oynanacak oyun açık ve net. Yerden oynamayacaksın, havadan uzun topları tercih edeceksin.
Maçı analiz etmek gerekirse; iki takım açısından da çok iyi bir mücadele oldu. Devamı için tıklayın… »
Bu takıma acil transfer lazım!
Bu oyuncularla Beşiktaş’ın maç kazanması, tempo yapması neredeyse imkansız.
Rakiplerinin kazandığı haftada mutlak galip gelmesi gereken Beşiktaş maalesef o kazanma becerisini ve oyun üstünlüğünü 90 dakikaya yayamadı. Çok tempolu başlayan karşılaşmada, özellikle ölü toplarla pozisyon bulan Beşiktaş, fırsatları değerlendiremedi. Bu nedenle kontratak oynamayı benimseyen, mücadele eden Manisa daha da cesaretlendi.Beşiktaş, kanatları daha fazla kullanabilse, daha fazla pozisyon bulabilirdi. Uzun toplarla Bobo’yu kullanmaya çalışınca, sıkıntı yaşadı. Devamı için tıklayın… »
Tello o golü atsana be kardeşim
Maalesef bir Beşiktaş maçının kritiğine daha kadro seçimiyle başlıyorum.
Yine Mustafa Denizli’den anlamsız bir kadro!.. Maalesef bir Beşiktaş maçının kritiğine daha kadro seçimiyle başlıyorum. Böyle bir maçta 5 savunmacıyla başlamak neyin nesi! Bu 11 bana çok acayip geldi. Beşiktaş’ın koruması gereken bir şey yok ki… Aksine yoluna devam edebilmesi için kazanması gereken bir maç. Devamı için tıklayın… »
Öyleyse, balon patlar işte böyle
Sen gereken her şeyi sahaya yansıtmazsan, balon böyle patlar. Kendi düşen ağlamaz.
Liderlik şansını böylesine elinin tersiyle iten bir Beşiktaş olamaz, olmamalı da, o tribünleri dolduran, 90 dakika boyunca takımını yürekten destekleyen taraftara yazık öncelikle… Karşındaki rakibin gücü belli zaten… Diyarbakırspor’un hem puan olarak, hem de kadro kalitesi bakımından oyunu kendi sahasında kabul etmesi ve kontrataklarla araya bir de gol sıkıştırmayı düşünmesinden daha normal bir şey olamazdı. Buna karşılık sen büyük Beşiktaş olarak ne yapıyorsun, önemli olun bu. Cevap; hiçbir şey… Devamı için tıklayın… »
Küçümsenmez!
SAKIN kimse karşıma çıkıp “Manchester United maça yedekleriyle çıktı, liderliği garantilemişti, kendini zorlamadı” filan demeye kalkmasın.. Beşiktaş’ın aldığı sonuca karşı resmen ayıp etmiş olur.. Çünkü ister A takımı olsun, ister B veya C; sonuçta karşındaki Manchester United.. Stat da Avrupa’nın bütün devlerinin titreye titreye geldikleri Old Trafford.. Burada oynamak, hele de kazanmak hiç kolay değil.. Öncelikle bunun altını çizelim.. MUSTAFA Denizli, böyle bir deplasmanda kazanmak için en ideal kadroyu sahaya sürdü.. Özellikle ön tarafta görev alan Tello ile Bobo’nun performanslarını beğendim.. Bu tip arkayı sağlam tuttuğun ve gol yememeye çalıştığın maçlarda öndeki adamlar topu tutarsa; takım öne çıkma, defans ise bir an olsun nefes alma şansı bulur.. Bobo ilerde bunu başardığı gibi, Devamı için tıklayın… »
Denizli, Daum’un balonunu patlattı
DERBİYE 2 takım da elindeki en iyi malzemeyi sahaya koyarak çıktı ama maça başlayan sadece Beşiktaş’tı.. F.bahçeli futbolcular 15. dakikaya kadar sanki saunaya gelmiş kadar rahattı.. Maça hiç konsantre olmamışlardı, hangi stada geldiklerinin, derbiye çıktıklarının farkında değillerdi adeta.. 15’ten sonra özellikle Emre ve Gökhan’ın çabalarıyla dengeyi kurdular.. Ancak 2 ekip de öncelikle defansı sağlama almayı düşündükleri için ilk 45 dakikada suya sabuna pek dokunmadı, karşılıklı birer pozisyonla devreyi tamamladı.. Devamı için tıklayın… »


