Anasayfa

GAZETE BEŞİKTAŞ

 

SAYI:87, 1 ARALIK 2004

 

SAYFA 3

 

Kolkola yürüyorlar

DİDEM TUTAL

 

Beşiktaş Belediyesi halkın nabzını tutmaya devam ediyor. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, geçtiğimiz günlerde Çarşı esnafını ziyaret etti. Ünal; Beşiktaş Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdiği toplantıda, köy içinde hayata geçirilmesi düşünülen projeleri halka tanıttı ve vatandaşları bilgilendirdi.

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal; vatandaşları görüntü kirliliğine karşı mücadele etmeye çağırdı. Beşiktaş'ın turizm merkezi kentsel özelliklerini iyi yansıtması ve koruması için oluşturulan projeleri, köy içi esnafına slayt gösterisi ile birlikte detaylarıyla açıkladı. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, düzenlenen toplantıda vatandaşların görüş ve önerilerini dinledi ve sorularını yanıtladı.

BEŞİKTAŞ ÇARŞI - KENTSEL GELİŞME PROJESİ

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Çarşı esnafıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Çarşı'da yapılacak “Kentsel Gelişme Projesi” hakkında bilgi verdi ve vatandaşların merak ettiklerini tüm içtenliği ile yanıtladı. Proje, evlerin, sokak ve caddelerin estetik görünümü, bakımı ve düzeni konusunda bir takım gereklilikleri beraberinde getiriyor. Bu koşullar, evlerin boyanmasından bina dışına sarkan klimaların kaldırılmasına tabelalardan görüntü kirliliği oluşturacak çeşitli unsurları etkileyecek.

Balıkçılar Çarşısı esnafının en önemli sıkıntısı ise; gerçekleştirilecek projenin bulundukları yeri etkileyip etkilemeyeceği idi. Ünal, Beşiktaş'ın merkezinde turşucusundan Bulgar'ın yerine köftecisinden balıkçısına kadar bir çok markalaşmış ismi bünyesinde barındırdığını belirtti. Buna bağlı olarak Balıkçılar Çarşısı'nın da bu markalaşan Beşiktaş ile özdeşleşen isimler arasında yer aldığını ve yerinin değişmeyeceğini ancak güzelleştirilerek korunabileceğini dile getirdi.

Vatandaşların talepleri arasında, çöp toplama saatlerinin yeniden gözden geçirilmesi, sahil şeridinde yer alan parkların daha iyi korunması ve esnafın kaldırıma taşmaması gibi istekler yer alıyor. Başkan İsmail Ünal, vatandaşların tüm istek ve önerileri konusunda gerekli notları alarak bilgilendirmede bulundu. Ünal, sahil şeridinde yer alan parkların Büyükşehir belediyesi sorumluluğunda olduğuna dikkat çekti ve gerektiğinde Beşiktaş Belediyesin parkların bakım ve temizlenmesi işlemlerinin gerçekleştiğini belirtti.

Beşiktaş Belediyesi Kent bilgi sistemi projesi kapsamında bilgi almak isterseniz, her vatandaşa muhatap numarası alarak merak ettikleri hakkında bilgi sahibi olabiliyor. muhatap numarası almak için Çözüm Masasına başvurmanız yeterli. Tel : 0212 258 64 98

 

‘Öğretmenim, canım benim'

 

Beşiktaş Belediyesi 24 Kasım Öğretmenler Gününde, öğretmenlere özel bir program hazırladı. Akatlar Kültür Merkezi'nde gerçekleşen Öğretmenler Günü özel programı, saat: 19:00'da kokteyl ile başladı. Emektar öğretmenlerden çiçeği burnunda öğretmenlere kadar bir çok öğretmen bir araya geldi.

Programda, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal bir konuşma yaparak öğretmenlerin kutsallığı üzerinde durdu.

Programda sevilen sanatçı Sunay Akın da yer aldı. Yüzü aşkın öğretmen Sunay Akın ile buluştu. Akın, anlatısında mahyalardan Ankara gemisine Pearl Harbor'dan resim sevgisine Türk gemisi Ertuğrul'dan eğitimin önemine kadar bir çok konuyu içine alan dinletisi ile öğretmenleri mest etti.

 

Özgün baskı resimleri büyük ilgi görüyor

 

Ortaköy Kültür Merkezi, görkemli açılışını Süleyman Saim Tekcan'ın özgün baskı resim sergisi ile gerçekleştirdi. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen açılışta, ‘Atlar ve Hatlar' adlı sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 20 Kasım'da açılan Ortaköy Sanat Galerisi ile ilgili olarak Beltaş Genel Müdürü Gökhan Sarı şunları söylüyor:

“Ortaköy Sanat Galerisi, Akatlar Kültür Merkezi'nden farklı olarak sadece profesyonel çalışmaları çatısı altında toplayacak. Süleyman Saim Tekcan'ın sergisi ile Ortaköy Sanat Galerisi de sanatseverler ile buluşmuş oldu”

Ortaköy Sanat Galerisi'nde “Atlar ve Hatlar” sergisini izlemek için geç kaldım diyorsanız yanılıyorsunuz. Süleyman Saim Tekcan'ın sergisi 16 Aralık'a kadar izlenebilecek.

 

Akatlar Kültür Merkezi'nde yıl boyunca sergi

 

Bununla birlikte Akatlar Kültür Merkezi'nde de bu sezon sergi kapileri için yok yok. Yıl boyunca aralıksız olarak sergilerin devam edeceği merkezde, geçtiğimiz günlerde Serdar Samancıoğlu'nun sergisi sanatseverler ile buluştu. Akatlar Kültür Merkezi'nde kaçırdığınız sergileri ile yıl içinde görme şansı var. Serdar Samancıoğlu'nun sergisi 5 Aralık'a kadar izlenebilecek.

 

Pir Sultan Abdal ve Cem Vakfı desteği

 

Akatlar Kültür Merkezi'nde, CEM Vakfı'nın destekleriyle Genel Sanat Yönetmenliği'ni Devlet Sanatçısı Dilek Türker'in yaptığı Pir Sultan Abdal oyununun basın toplantısı düzenlendi.

 

SAYFA 4

 

‘Çok eğleniyorum'

 

Işık Üniversitesi Tiyatro Kolu sevilen iki ismi bir araya getirdi. Haldun Dormen ve Şebnem Özinal, Işık Üniversitesi öğrencilerinin sorularını samimiyetle yanıtladılar.

ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN AYNI SAHNEDE

Haldun Dormen ve Şebnem Özinal, Işık Üniversitesi öğrencilerinin sıcak ilgisi ile karşılaştı. Yeniden aynı sahnede buluşan Dormen ve Özinal, bu kez üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladı, merak edilenleri tüm içtenlikleriyle açıkladı. Barış Manço'nun Mine Ablası'nın odasında bir süre sohbet eden sanatçılar, heyecanlarını gizleyemediler. Haldun Dormen, gençler ile birlikte olmaktan inanılmaz bir keyif aldığını ve onlardan çok şey öğrendiğini söyledi. Özinal, Haldun Dormen tiyatrosundan öğretmeni olan tiyatro duayeninin gerçekten herkesle çok uyumlu olduğunu ve salt bir öğretmen değil aynı zamanda çok iyi bir dost olduğunu dile getirdi.

“BAZI SÖYLEMLER RAHATSIZ EDİCİ”

Dormen ve Özinal, medyada tiyatrocuların para kazanmadığına ilişkin haberlerin söylemlerin kendilerini rahatsız ettiğini dile getiriyorlar. İyi bir tiyatrocunun kendini geçindirecek kadar para kazanabileceğini ve sadece sahnede değil seslendirmede ve çeşitli alanlarda yeteneklerini sergileyerek kendilerini gösterebileceklerini belirttiler.

DORMEN: “POPSTAR TÜRÜ YARIŞMALAR BENİ EĞLENDİRİYOR”

Haldun Dormen, bir televizyon kanalının pop müzik yarışmasında yer alması ile ilgili sorulara, popstar beni eğlendiriyor diye yanıtlıyor. Gülümsüyor ve müzik yarışmasının oyunculuk yarışmasından farklı olduğunun altını çizerek popstarda yer almaktan rahatsızlık duymadığını hatta keyif aldığını söylüyor. Diğer yarışmada neden ekibe dahil olmadığını “iki gün içinde kimse oyuncu olamaz, bu yüzden öyle projede yer almak istemezdim” diyerek cevaplıyor.

“DRAMA OYNAMAK İSTERİM”

Özinal televizyon dizilerinden farklı olarak sahnede farklı karakterler çiziyor. Genç sanatçı ileride drama da oynamak istediğini belirtiyor.

 

Çocukların sevgilisi

 

Tiyatro Sentez oyuncuları yaklaşık iki senedir minikleri güldürüyorlar. Öğretmenlere yardımcı olarak hem eğlenceli hem de öğretilerle dolu neşeli hikayelerini sahneden aktarıyorlar.

Akatlar Kültür Merkezi'nde diğer tiyatro topluluklarından farklı olarak her ay yeni bir oyun düzenleyen Tiyatro Sentez, her oyunuyla miniklerin kalbini fethediyor. Kasım ayında sahne alan Bob ve Mızıkası, salonun tüm koltuklarını miniklerle doldurdu. Yoğun bir tempoyla çalışan şu anda 5 kişilik ancak çekirdek kadrosu 4 kişiden oluşan ekip, yeni bir oyuna hazırlanmanın sancısını çekiyor. Tiyatro Sentez'in yapımcısı Selçuk Uruklu, oyunlarının yazımının kendilerine ait olduğunu söylüyor ve her oyunun pedagoglar tarafından onaylanarak sahnelendiğini vurguluyor. Uruklu, müfredat konularına paralellik gösteren oyunlar hazırlıyorlar... Bob ve mızıkası, hem bir sonbahar oyunu hem de çevre bilincini çocuklara aşılamayı hedefleyen bir oyun. Kirli adlı karakterin etrafında gelişen olaylar, çocukları hem gülmekten kırıp geçiriyor hem de zihinlerde kalıcı mesajlar bırakıyor. Çocuk oyunlarında ebeveynlerin doğru tercihler yapabilmesi için kültür merkezlerine tanıtım açısından büyük bir görev düştüğünü ifade ediyor ve çocuk tiyatrosundaki incelikleri şöyle dile getiriyor:

“Çocuklar sahnedekileri örnek alabilirler. Bu bakımdan dil kullanımına inanılmaz özen gösteriyoruz ve dikkat ediyoruz. Oyunlarımız interaktiftir. Bir çocuğun yetişkin gibi uzun süre dikkatle oyunu izlemesi beklenemez. Çocukların dikkatleri en fazla 8 dakika ile sınırlıdır. Oyunların içerisine müzik ve dans serpiştiriyoruz. Bu çocukların oyundan kopmamasını sağlıyor. Bir başka deyişle, müzik, dans, interaktif iletişim ile çocukların oyuna dikkatlerini vermelerini sağlıyoruz ve bununla birlikte oyunun içerdiği mesajlara onlara aktarmaya çalışıyoruz” Uruklu, çocuk tiyatrolarının daha yaygın hale gelebilmesi için öncelikle çocuklara tiyatro sevgisinin aşılanması gerektiğini ifade ediyor. Uruklu, aileye ve öğretmenlere büyük bir görev düştüğünü belirtiyor. Tiyatro Sentez, sadece minikleri değil öğretmenleri de güldürüyor. 24 Kasım Öğretmenler Günü, öğrencileriyle oyuna gelen ebeveynler ve öğretmenler kendilerini gülmekten alamadılar. Tiyatro Sentez, tüm öğretmenler adına salondaki öğretmenlere gül verdi ve Öğretmenler Günü'nü kutladı. Yeni oyunları ise, Aralık'ta sahne alacak. Şimdiden yerinizi ayırtın...

 

Bel ağrılarını önlemek için öneriler

 

1- Egsersiz ve beslenme:

* Bel ağrısı yapmayan aerobik egzersizler yapın.

* Aşırı kilolardan kaçının, eğer varsa aşırı kilolarınızı verin.

2- Uyurken:

* Yatınca şeklini değiştirmeyen bir yatak seçin.

* Yan yatarken sırtınıza binen baskıyı azaltmak için dizinizi bükün.

* Sırtüstü yatarken dizlerin altına küçük bir yastık koyun.

3- Otururken:

* Sandalyenizin arkalığında belinizdeki normal kavsi koruyabilecek bir destek bulundurun.

* Masaya yakın oturun ayağınızı yerle temas ettirin.

* Araba kullanırken pedallara kolay ulaşabilecek şekilde oturun.

* Kalçanız ile dizlerinizi aynı seviyede tutun.

4- Ayakta Duruken ve

Yürürken:

* Uzun süre ayakta duracaksanız, sık sık ağırlığı bir bacaktan diğerine aktarın.

* İşinizi kendinizi zorlamayacak bir yükseklik seviyesinde yapın.

* Dik durun.

* Ayaklardan birini alçak bir yere koyun.

* Bastığınız yerin sert zemin olmasına dikkat edin.

* Sportif, alçak topuklu ayakkabı giyin.

* Üç doğal kavsinizin hizasını bozmayın.

* Yürürken yük taşıyorsanız yükün hep aynı elinizde durmamasına dikkat edin. Her iki elde de yük varsa yükleri eşit olarak her iki ele verin.

5- Eğilirken,

Yük Kaldırırken:

* Profesyonel haltercilerin yaptığı gibi başınızı dik tutun, bel kavsinizi koruyun.

* Dizler ve kalçalarınızı kırarak eğilirseniz üç doğal kavsinizin hizasını korumuş olursunuz.

* Zeminin dengeli olmasına dikkat edin ve kaldıracağınız yüke yakın olun.

* Çömelin derin bir nefes alın ve nefesinizi tutarak (karın kaslarını bele destek olması için) yüke yapışın.

* Dönerken belinizi değil ayaklarınızı döndürün.

* Yükü göğsünüze yapıştırarak beldeki yükünüzü azaltın.

* Eğilerek değil çömelerek yükü yere koyun parmaklarınıza dikkat edin.

* Ayaklarınızın arasını biraz açın ve yükü her iki ayağa eşit dağıtın.

* Kaldıracağınız ağır yük omuz hizasından daha yüksek ise sağlam bir taburenin üzerine çıkarak yükü alın.

 

SAYFA 9

 

Ceketler fora

 

Bu hafta sizleri bilgilendirmek için rekabet halindeki ürünleri karşılaştırdık. Kaliteli ve hesaplı alışveriş yapabilmeniz için çeşitli haberler ararken kadın modasında ceketin yerinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu gördük.

Ceketler kadın modasında uzun zamandır kendisine özel bir yer açmış durumda. Artık mevsim farklılıklarını gözetmeden her daim ceketler gözde olmaya başlad. İşte geçen yazdan beri kadınların üzerlerinden çıkarmadıkları ceketler, kış sezonunun da demirbaşları arasında. Ceket, giyen kadının havasını bütünüyle değiştiriyor, ciddi, karizmatik bir görünüme sokuyor. Tüvit, kadife gibi kumaşlardan dikilen ceketler, sonbaharda tek başlarına giyildi, kış soğuklarında, montların, kabanların içinde yine kendine yer bulacak gibi görünüyor.

Seçenekler de o kadar çok ki; ofis stili klasik kesimli ceketler de var, dantelli, broşlu, eskitilmiş, parlak çiçekli kadifeden ya da değişik kesimlerde jean ceketler de var vitrinlerde. İşte size kış sezonundan değişik ceket seçenekleri ve adresler.

Sokakta yürürken, aynısını bir başkasında görme ihtimalinizin en yüksek olduğu giysi ceket şu aralar. Yaz aylarında beyazı, çiçeklisi, truvakar kollusu, keteni derken, en popüler kıyafet olan ceketler, kış aylarında da vitrinleri kimseye bırakmadı.

Klasik kesimli kadın ceketleri, bambaşka tarzda çıkıyor şimdi karşımıza. Ne kadar renkli, ne kadar çılgın modeller olursa olsun, bu kışın olmazsa olmazı ceket, ciddi ve asil havasını koruyor. Ofislerden, iş yemeklerinden kurtulup, sokağa çıkıyor, çoğunlukla tek düğmeli, cepsiz, dar kesimli olarak bele oturuyor. Dar, boru paçalı jean ve spor ayakkabıyla günlük, ceketle aynı kumaştan bir pantolon ve yuvarlak burunlu topuklu çizmelerle klasik görünüme kavuşuyor.

Kışlık ceketlerin modelleri çok çeşitli: Kendinden broşlular, dantelliler, çiçek desenliler var. Hem gece, hem de gündüz planlarında, kadınları ne giyecekleri derdinden kurtarıyor.

Sezonun en popüler parçaları; kuşkusuz tüvitten yapılanlar. Tüvit ceketlerde, siyah-beyaz ekoseli olanlar klasik, kollarında, yakasında dantel biyeler bulunanlar daha kadınsı bir görünüm için tercih edilebilir. Bu ceketleri Morgan, Roman, Mango, Koton, Afrodit'te bulabilirsiniz.

Kış kumaşı kadifenin, ne kadar moda olduğunu ceketlere bakıp anlamak mümkün. Hemen her mağazada, her bütçeye göre, renk renk kadife ceket var. Koyu yeşil, mor, mürdüm, pembe renklerdeki kadife ceketler hem çok moda, hem de çok şirin. İnce fitilli olanları, başta Mango, Boyner, Zara, Koton, Mudo Collection, İpekyol, Roman gibi mağazalarda bulabilirsiniz. İstanbul'un Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy gibi semt pazarlarında 15-20 milyon arasında değişen fiyatlara, ince fitilli kadife ceketler satılıyor.

Ben farklı bir kadife ceket arıyorum diyorsanız, Benetton'da düz kadifeden çiçek desenli ceketler var. Diesel'de de, eskitilmiş kadifeden, kolları penye, çıtçıtlı ve çiçekli ceketler bulabilirsiniz. Kahverengi, krem, siyah, lacivert renkleri var. Kadife ceketlerle birlikte büyük jean çantalar kullanarak, ceketi günlük, spor bir hale getirebilirsiniz.

Kumaştan yana tercihiniz jean ise, Tommy Hilfiger, French Connection, Replay, GAS gibi jeanin ehli adreslere gitmelisiniz. Replay'de her zamanki gibi farklı modeller var. Replay'in jean ceketlerinde renkli işlemeler, yünlü ceketlerinde ise ekoseli ve sırtı fermuarlı olanlar mutlaka görülmeli. Saf ipekten işlemeli ceketler de, yüksek fiyatına rağmen Replay'in çok satan modelleri arasında.

Tommy Hilfiger'ın içi ve yakası kürklü denim ceketleri, çok soğuk havalarda bile giyilebilir. Daha kadınsı bir jean ceket arıyorsanız, Tommy'de klasik kesim, tek düğme ceketler de var. French Connection'ın (FCUK), çapraz çıtçıtlanan jean ceketi yine farklı ve şık bir model. Jean seçeneklerin yanında FCUK'ta, soft renklerdeki, fitilli kadifeden ceketleri de daha sade modeller arayanlar için.

Özetlersek çeket moda!...

 

OTOMOBİL

 

Volvo'nun dizelleri

Otomobil sektörü her zamanki gibi yine hareketli. Birbirinden güzel modelleri piyasaya süren otomotivciler cazip imkanlar da sunuyor. Bu hafta sizin için Volvo'nun dizel modellerini analiz ettik. Merakla beklenen XC90, S80, V70, S60'ın dizel versiyonları Türkiye'de satışa sunuldu. Volvo'nun dizel versiyonlarının en önemli özelliği “gürültü” ön yargısını ortadan kaldırıyor olması.

 

BAR/CAFE

 

Sıcak bir ev ortamı:ACI SOĞAN

Beşiktaş'taki restoranlar çeşitlilikleri ile dikkat çekiyor. Bunların içinde bu hafta sizler için Acı Soğan'ı analiz ettik.

Acı Soğan herşeyden önce dekorasyonu ile bir farklılık yaratmayı amaçlamış. Ihlamurdere Caddesi'ndeki bu seçkin restoran dekorasyonu ile müşterilerine sıcak bir ev ortamı sunmayı hedefliyor. Acı Soğan'da farklı lezzetlere ulaşmak da mümkün elbette. Dördüncü katında bir de bara sahip Acı Soğan'a 09.00-01.00 saatleri arasında konuk olabilirsiniz. Mekanda kredi kartları geçiyor.

 

TEKNOLOJİ

 

Datron'un yeni modeli

Teknolojinin hızına yetişilmiyor. Bu hafta sizler için Datron'un yeni notebook modelini analiz ettik. Yeni Datron notebook, Intel P4 2.4 Ghz işlemci, 40 Gb harddisk, 256 mb ddr ram, dvd/cd-rw combo, 15 inch XGA ekran, NVIDIA GeForce4 ekran kartlı ürün, XP Home Türkçe yazılım özelliklerine sahip. Yeni model Datron notebooku kredi kartlarının avantajlarıyla ve taksitle almak mümkün.

 

SAYFA 10

 

Ortaköy Kültür Merkezi açıldı, sırada MKM var

 

Ortaköy Kültür Merkezi geçen hafta hizmete girdi. Aralık ayının ikinci haftasında dev bir kültür merkezi daha Beşiktaş'ta kültür ve sanat severlerin hizmetine sunulacak. Edinilen bilgiye göre Karanfilköy Yeni Levent semtinde yapılan Mustafa Kemal Kültür Merkezi, tiyatro salonu, seyirci kapasitesi ve Atatürk dijital arşiviyle Türkiye'nin örnek kültür merkezlerinden biri olacak.

 

KÜLTÜR MERKEZLERİ ARALIK AYI ETKİNLİK PROGRAMI

 

Haftasonu çocuk

oyunları

Her cumartesi - pazar

Saat 11:00

Acıbadem Sanat Evi

“Pamuk Prenses ve

Yedi Cüceler”

Saat 13:00

Tiyatro Mie

“Sindirella”

Saat 15:00

Tolga Abi Çocuk Tiyatrosu

“Hugo ve Tolga Abi Cadı

Sila'ya Karşı”

 

Haftaiçi çocuk

oyunları

 

3 Aralık Cuma, saat 11:00

“Bir Kümes Müzikali”

Tiyatro Alkış

14 Aralık Salı, saat 11:00

“Prensin Hazinesi”

Sarıyer Sanat Tiyatrosu

16 Aralık Perşembe-

29 Aralık Çarşamba,

Saat 11:00

Tiyatro Panorama

(oyun adı belli değil)

17 Aralık Cuma-

22 Aralık Çarşamba-

23 Aralık Perşembe

Saat 11:00

Tiyatro Sentez

“Sihirli Kulaklar”

24 Aralık Cuma, saat 11:00

Tiyatro Gerekli

“Masalsız Gezegen”

 

Tiyatrolar

 

Tiyatro Ayna

“Pir Sultan Abdal”

Aralık ayı boyunca

Dilar Organizasyon

“Son Kişot”

7 Aralık salı-saat 21:00

Uygurlar Tiyatrosu

“Güldüren Şüphe”

18 Aralık cumartesi

saat 21:00

Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu

“Eski Çamlar Bardak Oldu”

22 Aralık çarşamba

saat 20:30

Sergiler

 

Zeynep Ayşe Bilgiç ve

arkadaşları karma resim

sergisi

13 - 20 Aralık 2004

Akatlar Kültür Merkezi

Açılış: 14 Aralık salı,

saat 18:00

Mustafa Peker

21 aralık 2004 - 3 ocak 2005

Akatlar Kültür Merkezi

Açılış: 21 Aralık salı,

saat 18:00

Hayati Misman

Ortaköy Sanat Galerisi

Açılış: 18 Aralık 1 ay süreyle

 

Kurs ve Dersler

 

Tango Dans Dersi

Her çarşamba

Saat 19:15 - 20:45

Latin Dans Dersi

Her salı - perşembe

Saat 19:15 - 20:45

Taı Chı - Qıgong Dersi

Her pazartesi - cuma

Saat 19:00 - 20:30

 

SİNEMALAR

 

İhtirasın Bedeli

Çok satan romanı “Bir Kış Yolculuğu” ile üne kavuşan Serge Novak takma adlı yazar Daniel Boltanski (Daniel Auteuil), avukat olan güzel karısı Nicoletta (Greta Scacchi) ve Capri'de evlenecek olan üvey oğlu Fabrizio (Girogio Lupano) ile beraber yaşamaktadır.

 

Büyük İskender

Film İskender'in hayatını, düşlerle, zaferle ve macerayla dolu gençliğinden başlayıp yaşayan bir efsaneye dönüşmesini, en yakınlarıyla olan ilişkilerini ve en sonunda dev bir imparatorluğun hükümdarı olarak tek başına ölümünü anlatıyor.

 

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Bu otobiyografik öykü, Tepecik köyünde doğan ve hâlâ burada yaşayan Ahmet Uluçay'ın ilk uzun metrajlı filmi. 60'lı yıllar, Tepecik, küçük bir köy. Recep ve Mehmet yazları, köylerinin yakınındaki Tavşanlı kasabasında çıraklık yapmakta olan iki köylü çocuğudur.

 

Sahne Güzeli

17. yüzyılın İngiltere'sinde kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğundan, Edward ‘Ned' Kynaston kadın rollerindeki başarısıyla tanınmış ve güzelliğiyle ünlüdür. Fakat Kral II. Charles aynı trajedilerin tekrar tekrar içleri geçmiş yaşlı oyuncular tarafından canlandırılmasını istemez.

 

BEŞİKTAŞ GAZETESİ

 

SAYI:7, 1 ARALIK 2004

 

SAYFA 5

 

Yeterki terör bitsin

 

Beşiktaş İnönü Stadyumu'nda Beşiktaş - Çaykur Rizespor lig maçında meydana gelen olay hakkında Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, geçtiğimiz günler içinde basın toplantısı düzenledi. Başkan Yıldırım Demirören, “Kulüp olarak terörün önlenmesine yardımcı olacak ise maçlarımızı seyircisiz oynamaya da razıyız” dedi. Futbol Federasyonunun kararlarını uygulamakta öncülük yapacaklarını ifade etti. Beşiktaş Yönetimi, Futbol Federasyonunun verdiği üç maç seyircisiz oynama cezasını olgunlukla karşıladı. Cihat Aktaş'ın İnönü Stadı'nda öldürülmesinin, camiaya mal edilmesinin vicdan ve insafla bağdaşmayacağını belirten Başkan Yıldırım Demirören, düzenlediği basın toplantısında “Beşiktaş Kulübü olarak, eğer sporda terörün önlenmesine yardımcı olacak ise maçlarımızı seyircisiz oynamaya da razıyız” diye konuştu.

Demirören, olay her ne kadar bireysel eylem sonucu meydana gelmiş olsa dahi, kendi evlerinde gerçekleşmesinin acısını yüreklerinde hissettiklerini söyledi. Beşiktaş Başkanı, tüm anne ve babaların içlerinin kan ağladığını, camia olarak da Beşiktaşlı bir evlatlarını kaybettikleri için, bu elim olayın acısını herkesten çok yaşamakta ve kınamakta olduklarını belirtti. Demirören, Beşiktaş Kulübünün vefat eden Cihat Aktaş'ın acılı ailesine karşı üzerine düşen görevlerini yerine getirmekte olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Yönetim Kurulumuz, kulübümüz de uygun bir yere ölen çocuğumuzun ismini verecektir. Ve böylece Cihat Aktaş hem kalbimizde hem de spor dünyasında daima yaşayacaktır”

Yıldırım Demirören, yaptığı açıklamada sporda anarşi ve terörün önlenmesi ile ilgili şunları söyledi:

“Bugün kadar olduğu gibi ve bundan böyle de devletimiz ve futbol federasyonumuzun, sporda anarşi ve terörün önlenmesi adına aldığı ve alacağı tüm karalara Beşiktaş Kulübü olarak sahip çıkıp uygulanması adına öncülük yapacağız”

Demirören sözlerine şöyle devam ediyor:

“Ayrıca İnönü Stadı'ndaki özel güvenlik elemanlarının sayısını 400'e çıkartarak bu konuda en güvenli sayılan kuruluşlar ile çalışmaya başlamış; mevcut güvenlik kameraları sayısını 64'e, turnike sayısını da 36'dan 72'ye çıkartmıştır”

Başkan Yıldırım Demirören, bundan sonra oynanacak ilk seyircili maçtan itibaren, yönetim kurulu olarak bir süre çocukları ve aileleriyle birlikte tribünlerde, taraftarların arasında yer alacaklarını söyledi. Demirören, bazı basın organlarında kabul edilemez hakaretlerin yer aldığını, kendilerinin gösterdiği hassasiyeti medyanın da göstermesi gerektiğini kaydetti.

 

‘Kanun herkese eşit uygulanmalı'

 

İnönü'de yaşanan olayın ardından olağanüstü toplanma kararı alan BJK Divan Kurulu geçtiğimiz günlerde sabah saatlerinde Divan Lokali'nde bir araya geldi. BJK Divan Kurul Başkanı Şeref Nasır, yaşanan olayın spor tarihinde benzerlerinin ne yazık ki yaşandığını artık bundan sonra bu ve benzeri olayların gerçekleşmemesi için çağrıda bulundu. Beşiktaş Kulübü Divan Kurulu Başkanlığı, ‘Futbol müsabakalarında terörün nedenleri ve önleme yolları' konusunda çalışmalar yapan komisyonun faaliyetleri konusunda bilgilendirmede bulundu. Divan Kurulu Başkanlığı, tarafından kurulan ve futbol müsabakalarında terörün nedenleri ile önleme yollarını araştıran komisyon çalışmaları hakkında Divan Kurulu Üyelerine bilgi verdi. 15 Haziran tarihinde oluşturulan ve 10 üyenin yer aldığı komisyon çalışmalarını üyelere sunuldu. Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Murat Aksu ve Genel Sekreteri Kenan Öner de toplantıya katıldı.

Divan Kurulu Başkanı Şeref Nasır, katılımcıları geçtiğimiz günlerde vefat eden efsane futbolcu Şeref Görkey ve Beşiktaş-Çaykur Rizespor mücadelesinde yaşamını yitiren Cihat Aktaş için 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşunun ardından Nasır, yaptığı konuşmada şu mesajları verdi:

“Bilindiği gibi son yıllarda çeşitli etkenlere bağlı olarak toplumsal yaşamın her alanında görülen şiddet ve terör, bu kavramlarda asla yan yana gelmesi mümkün olmayan spor müsabakalarında da kendini hissettirmeye başlamıştır. Olayların başlangıç aşamasında, ilgililerin, kesin ve köklü önlemleri uygulamaya koymamaları, şiddet hareketlerini cesaretlendirmiş ve stat ayrımı yapılmaksızın yaygınlaştırmıştır. Geçmişte yaşanan olayları kısaca hatırlamak gerekirse; uzun yıllar Türk sporunun içinde olan FIFA kokartlı eski bir hakemimiz spor yorumları, düşünceleri dolayısıyla sokak ortasında vurulmuştur. Kendi ifadesiyle ikinci defa yaşama dönmüştür. Keza bugün TV'lerde futbol yorumu yapan iki eski futbolcu arkadaşımız da gene düşünceleri, yorumları dolayısıyla tecavüze uğramışlardır. Ne yazık ki bugüne dek bu olayların failleri yakalanmamış, faili meçhul olarak arşivlerdeki yerine terk edilmiştir. Diğer yandan geçtiğimiz yıl İzmir'de oynanan bir İkinci Lig karşılaşmasında da benzer olaylar yaşanmış, bazı vatandaşlarımız yaşamını yitirmiştir. Birkaç yıl önce Mecidiyeköy'de sırf BJK atkısı taşıdığı için genç bir mühendis kardeşimiz de rakip takımın taraftarları tarafından eşinin gözü önünde dövülerek öldürülmüştür. Bütün bu olaylar ve gelişmeler karşısında sessiz kalan çevrelerin, hatta meslektaşlarının uğradıkları yaşamsal tehditleri görmezden gelenleri bugün stadımızda yaşanan bireysel bir eylemi ve adli olayı vesile ederek kulübümüze yönelttikleri eleştirileri, olayı camiamıza mal etme çabalarını esefle izliyor ve karşılıyorum”

Nasır Futbol Federasyonu tarafından verilen cezanın sporda şiddet ve terörün önlenmesinde bir milat oluşturulacaksa, Türk sporuna öncü olmak maksadıyla kabullenebiliriz, dedi. Şeref Nasır, 6 Mayıs 2004 tarihinde 5149 sayılı spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair yayınlanan kanunun, herkese eşit olarak uygulanmasını istediklerini ve sporda şiddet ve terörün önlenmesinde sosyal-kültürel ve ekonomik içerikli uzun vadeli önlemleri bir kenara bırakırsak, kısa vadede sonuç alıcı önlemleri acilen yaşama geçirmek mecburiyetindeyiz, şeklinde konuştu. Bu konuda başta güvenlik güçleri ve Futbol Federasyonu olmak üzere sporla ilgili kamu kurumlarına, spor kulüplerimize ve nihayet görsel ve yazılı basınımıza büyük görevler düşmektedir. Toplantıda, sporda şiddetin önlenmesi maksadıyla kurulan komisyonun alınacak tedbirler ve yapılması gereken hususlar üzerindeki çalışmaları resmi ve spor kulüpleri ilgililerinin katılacağı bir toplantı ile kamuoyuna açıklanacağı belirtildi.

Toplantıda, Komisyon Başkanı Avukat Ali Rıza Dizdar, kürsüye çıkarak çalışmaları hakkında bilgi verdi. Dizdar, şunları söyledi:

“Sadece futbolda terör değil Türkiye'de sporda törenin önlenmesi için ne yapabiliriz, ne yapamayız, neler öneririz, ne eksiklikler görürüz, neler var, neler yok çalışmasıydı. Önce teşhis, sonra önerilerin ne olması üzerinde çalıştık. Kurallar tam uygulandığı takdirde, suçun ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Barışın sağlanması, şiddetin önlenmesi için kuraları öğreneceğiz, eğiteceğiz. Pazartesi günü kısa vadedeki çözümleri Yönetim Kurulumuza sunacağız” Dizdar, yönetim kuruluna statlarda görev yapan arkadaşları eğitmeye hazırız, şeklindeki önerisinde ileteceklerini belirtti. Konuşmaların ardından basın mensupları dışarı alınarak, toplantıya devam edildi. SPOR SERVİSİ

 

SAYFA 6

 

Onlar Beşiktaş'ın aynası

DİDEM TUTAL

 

Onlar, Beşiktaş sevdalısı... Günün erken saatlerinden itibaren siyah beyaz renkli kulüpte ne var ne yok hepsi sizler için araştırıyorlar... Akşam koltuklarınıza oturup digiturk 79 kanalı açtığınızda veya çanak anteninizi Türksat 2A'ya çevirdiğinizde Beşiktaş ile ilgili her şey ayaklarına geliyor. Beşiktaş'ta ne var ne yok hepsinizi ekrandan sizlerle paylaşıyor, sizlerle maçları tartışıyor, sizlerle coşuyor sizlerle gülüyor... İşte Beşiktaş TV... Ellerinde Gazete Beşiktaş ile görünen ekip, bizi tüm içtenlikleriyle karşılıyor. Onlar tribünün göbeğinde stada 3-5 metre uzaklıkta nefeslerin tutulduğu İnönü Stadı'ndan sizlere ulaşıyor. Genel Yayın Müdürü Aydın Özdalga, kendimizi savunabileceğimiz, derdimizi anlatabileceğimiz bir mecramız var, diyor. Özdalga, taraftarlarımızın sesini duyurabileceği tartışabileceği bir ortama ihtiyaç vardı ve bizler de onu büyük ölçüde sağladık diye devam ediyor.

Her kanalın yaşayabileceği teknik sorunları yaşadıklarını dile getiren Özdalga, yayının kalitesini artırmak yayının süresini uzatmak ve uzatırken de belli bir kaliteyi sağlamak şeklinde hedeflerinden söz ediyor. Tamamen Beşiktaş'a endekslenmiş bir kanalız diyen Özdalga, Türkiye'de spor denince akla kulüplerin amiral gemisi olarak nitelendirilen futbol geldiğini, ancak diğer branşlara da yer verilmesi gerektiğinin altını çiziyor ve BJK TV'nin ayrıcalığını ortaya koyuyor. Özdalga, diğer branşlarda an be an yaşanan gelişmeleri takip edilebileceğini dile getiriyor. Özdalga, tahminlerini de şöyle sıralıyor: “Hentbol'da Beşiktaş bu sene büyük ihtimalle şampiyon, basketbolda, voleybolda ilk üçe gireceğiz ve Türkiye'de tek engelli basketbol şubesi bizde bulunuyor ve o takım büyük ihtimalle şampiyon olacak. En büyük rakipleri vardı İzmir Belediyesi'ni yendiler. Onları yendikten sonra sevincini verdik. İzleyip de ağlamayan insanın sinirleri alınmıştır. Müthiş bir heyecan müthiş bir duygu var. Bunlar bizim için gurur kaynağı...” Özdalga, daha geniş bir kitleye ulaşacaklarının haberini de veriyor. “Türkiye'de yaklaşık bir milyon abonesi olan bir kablolu sistem var. Sistemin şu anda ikinci faz denilen bölümdeyiz. En kısa zamanda birinci faza da geçeceğiz”

BJK TV, Beşiktaşlıları buluşturan bir ortam sıfatını da bünyesinde barındırıyor. Sorularınızın yanıtlarını alabiliyor, öneri ve şikayetleriniz değerlendiriliyor. Hedef ise en geç iki yıl... Aydın Özdalga, Beşiktaşlıların bu süreç sonrasında, interaktif etkileşimin bulunduğu, programların oluşumuna, kulüp kararlarına kadar uzanan en azından fikir beyan edilebileceği, Beşiktaş Kulübünü yönetenleri etkileyebilecekleri bir mecraya kavuşacaklarını dile getiriyor.

Biz ilk TV değiliz ama en iyisi olmak için mücadele ediyoruz diyen Özdalga, başarılı olmak zorundayız bu da sizlerin izlemesidir, diyor. BJK Tv hazırlık aşaması ve deneme süresi olmadan yayın hayatına hızlı bir giriş yaptığını hatırlatan Özdalga, başarılı bir grafik çizdiklerini belirtti.

Beşiktaş TV'nin haber merkezi ise, yoğun bir koşuşturma içinde. Her gün 13:00 - 01:00 arası yayın yapan BJK TV'nin ekibi, yayını 24 saate çıkarmak için geceli gündüzlü çalışıyor. Çalışma saatleri çok uzun ama akşamleyin buradan çıkıp evimize giderken müthiş güzel hisler içinde oluyoruz, diyor Haber Müdürü Erhun Ateş... 13 yıllık televizyonculuk deneyimi ve gazetecilik geçmişiyle birlikte koyu bir Beşiktaşlı Erhun Ateş... Çaycısından kameramanına kadar herkes siyah - beyazlı renklere gönül vermiştir, burada diyor ve devam ediyor:

“Büyük özveri ile çalışıyoruz, ekibimiz neyin nerede ne şekilde yapılabileceğini çok iyi biliyor. Ayrıca tuttuğunuz takımın televizyonunda bu işi yapıyorsanız sizden daha keyiflisi yok. Burada aldığım keyif çok farklı. Yorgunluğumu unutuyorum. Cumartesi 1'e 2'ye kadar buradasınız. Ertesi gün maç var, maçın yoğunluğu... Sabahtan akşama kadar bu yoğunluk aralıksız devam ediyor ve maçtan sonra maçla ilgili özel programlarımızla bu sürüyor. Başka bir yerde yapsanız, ağlayan zırlayan olabilir ama Beşiktaş sevgisi gerçekten bunların hepsini yok ediyor. Çünkü zevkle yapıyorum ve çok keyif alıyorum. Hem iş hem zevk...”

Ateş, çocukluğumdan beri bu Beşiktaş ile yatıp kalkmış. Tribünden gelen gazeteci, takım tutmanın takımdaşlığın ne olduğunu çok iyi biliyorum. Gece yarısı evden kaçıp battaniyeler ile maça geldiğim zamanlarımı biliyorum, diyor. Ancak stadın göbeğinde Beşiktaş 15 gol attıysa en çok üç tanesini görebilmiş.

“Üzüldüğüm nokta maçta golü göremediğimiz zamanlar oluyor. Kim attı nasıl attı... İşe başladığımdan beri Beşiktaş sanırım bir 15 tane gol atmıştır, birebir canlı gördüğüm gol sayısı üçü geçmez. Diğerlerinin hepsini kaçırdım tv'den izledim”

Taraftarların her merak ettiğin şeyin yanıtı BJK Tv'den ulaşıyor mu, sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Haber konularımızı kategorilere ayırdık. Öncelikle şunu söylemeliyim burada, asparagas, ajans haberciliği, yanlış haber yok... Kesinleşmiş, net onaylanmış haberi izlersiniz. Dış medyalardan farklı abartılı bizde gerçeğini alırsınız. BJK Tv'deki haberleri internet sitesinden de takip edebilirsiniz” 6 saatlik yayın içinde 8-10 tane program yapıldığını söyleyen Ateş, olan veya olabilecek bütün gelişmeleri gerek programlarımızda gerek yayın esnasında alt yazı ile izleyicilere ulaştırıyoruz. Beşiktaş taraftarı sadeçce futbol ile ilgili değil kulüp ile ilgili tüm bilgilere ulaşabiliyor.

Ateş, diğer renklere gönül vermiş taraftarların BJK TV'yiseverek izlediklerini bizimle paylaşıyor. Gün içinde sayısız öneri ve istek alan Ateş, Beşiktaşlıların yanı sıra diğer taraftarların da BJK Tv'yi aradıklarını dile getiriyor.

 

SAYFA 7

 

Samsun iyi geldi

 

SAMSUNSPOR:2-BEŞİKTAŞ:4

Hakemler: Mustafa Çulcu x, Ekrem Kan xx, Alper Ulusoy xx

Samsunspor: Kerem x - Kirita xx, Kais xxx, Adnan xxx, Ayari xx, Caner xx, Tamer xx, Musa x (Dk. 66 Erkan xx), Şenol xxx, Kenan xx (Dk.76 Ergin xx), İvanov xx

Beşiktaş: Ramazan x - Fatih xx, Emre xx, Mustafa Doğan xx, İbrahim Üzülmez xx, Juanfran x (Dk. 46 Tümer xxx), Tayfun xx (Dk. 90 Tayfur ?), AhmetYıldırım xx, Ahmet Hassan xx, Pancu x, İbrahim Akın x (Dk. 74 Sergenxx)

Goller: Dk. 67 Ahmed Hassan, Dk. 68 (penaltı) ve Dk. 81 (penaltı) Kais, Dk. 71 ve Dk. 77 (penaltı) Tümer, Dk. 90 + 3 Sergen

Sarı Kartlar: Emre (Beşiktaş), Kirita (Samsunspor)

Kırmızı kart: 34 Dk. Pancu (Beşiktaş)

 

Öyle bir maç ki, Beşiktaş'ın ilk yarıda 4 gol girişimi var. Samsun ise 9... Kartal'ın 25 top kaybına karşılık Samsun 29 kez meşin yuvarlağı kaybetmiş... Ortada futbol denilen hiç bir şey yok... İlk yarıdaki sonuç: Futbol da sıfır skor da... Yalnızca tek bir olay var... İstemeyerek Adnan'ın karnına basan Pancu'nun direkt kırmızı kart görmesi.. Karar çok ağır... Tıpkı penaltılarda olduğu gibi. Yani orta hakem Mustafa Çulcu da sahada yok.. Del Bosque tek başına 9 top kaybeden juanfran'ı çıkarıp Tümer'i oyuna alınca ikinci yarıda sahadaki futbolda biraz olsun renklendi... Tümer 67'de Ahmed Hasan'a ilk golü attırdı. 68'de penaltıdan Kais skoru eşitledi. 71'de Tümer takımını şık bir vuruşla öne geçirdi. 77'de penaltıdan aynı oyuncu farkı ikeye çıkardı. 81'de yine penaltıdan Samsun durumu 3-2 yaptı. 90+3'te sahneye çıkan Tümer bu defa de Sergen'e “al da at” dedi. Süper solak da affetmedi ve skoru ilan etti: Samsun-Beşiktaş: 2-4 SPOR SERVİSİ

 

MAÇIN ARDINDAN

 

Samsunspor-Beşiktaş maçı öncesinde stat hoparlörlerinden taraftarlara merdiven boşluklarına oturmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Yapılan anonslorda ‘'Aksi halde karşılaşmanın başlatılmayacağı'' bildirildi.

19 Mayıs Stadı'ndaki karşılaşma öncesinde stat içinde ve dışında geniş güvenlik önlemleri alınırken, taraftarlar stada üst aramasından geçirilerek alındı ve karşılaşma geniş güvenlik önlemleri altında başladı.

Sahaya her iki takım oyuncuları sahaya ‘'Spor Sevgi Kardeşlik ve Barıştır'' yazılı pankartı birlikte taşıyarak çıktılar.

Başlama düdügü öncesinde geçen hafta Beşiktaş-Çaykur Rizespor maçında bıçaklanarak öldürülen Cihat Aktaş için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

SERGEN: Önce 10 kişi kalan arkadaşlarımı tebrik ediyorum. İnanılmaz mücadele ettiler. ikinci yarı Samsun çözüldü. 10 kişi kalmamız önemli olmadı. Çünkü savunmada çözüldüler. Benim oynamamam hocanın takdiri. Önemli olan Beşiktaş'ın kazanması. Ben bunu sorun yapmıyorum.

TÜMER: İkinci yarı iyi oynadık. Girdiğimiz pozisyonları değerlendiremedik. Kazanma arzumuz üst seviyedeydi. İlk yarı konsantre olamadık. Bu hastalık iki üç haftadır vardı. Kendimi hep hazır tutmaya çalıştım. Yedekliği kendime yediremedğim sinirlendiğim anlar da oldu. Belki bunu dışarı da vurdum. Ama hocanın takdiri.

EMRE: Penaltının uzaktan yakından alakası yok. Kafaya çıktım. Dönen top sonra bana geldi maç sonu hakeme gidip söyledim. Yemin ediyorum futbol hayatımda böyle bir penaltı olmadı dedim.

DEL BOSQUE: ''DEĞİŞİK MAÇ OLDU''

Beşiktaş Teknik Direktörü Vincente Del Bosque galip geldikleri için sevinçli olduklarını söyledi. Futbolcuların üzerindeki yorgunluk ve stresin ilk yarıda etkili olduğunu kaydeden Del Bosque, “Garip bir maç, değişik bir maç oldu. İkinci yarıda Tümer'in oyuna girişiyle maçın gidişatı değişti. Takım, 10 kişi kalınca 2 kat daha hızlı oynadı. Tümer'i takıma sokmak iyi netice verdi. Sonuçtan memnunuz'' diye konuştu. Del Bosque, hakem Mustafa Çulcu'nun “gördüğü şeyleri çaldığını'' da sözlerine ekledi.

 

DİĞER MAÇLAR

 

A.Gücü-Galatasaray (0-1), Ç. Rizespor-Ankaraspor (2-1), Konyaspor-Trabzonspor(1-1), Fenerbahçe-Diyarbakırspor (3-0), Malatyaspor-G. Birliği (0-2), A. Sebatspor-Denizlispor (2-1), İstanbulspor-Sakaryaspor (3-0), Kayserispor-Gaziantepspo (3-1)

 

GOL KRALLIĞI

 

Gol krallığı yarışmasında, bu haftayı 1'er golle kapayan oyunculardan 11 golle Zafer Biryol ilk sırada yer alırken, bu futbolcuyu 10'ar golle Büyükşehir Belediyesi Ankaraspor'dan Jaba ve Trabzonsporlu Fatih Tekke izliyor.

 

Her an herşey olabilir

 

UEFA Kupası B Grubu'nda işler karıştı. Steaua Bükreş 3 maçta 6 puan toplarken, Beşiktaş, Athletic Bilbao ve Standard Liege ikişer maçta 3 puan topladı. Parma ise 3 maçta 3 puanla grubunda sonuncu bulunuyor. Beşiktaşlı futbolcular gruptan çıkmayı hedeflediklerini ve UEFA'da iyi işler yapacaklarını söylüyorlar.

 

Basket keyfi

 

Beşiktaş olaylı maçta Darüşşafaka'yı 78-75 yendi. Maçın bitimine 02.26 dakika kala Daçkalı Cevher'in saniyeler dolduktarn sonra attığı üçlükle konuk takım 73-66 öne geçince ortalık karıştı. Beşiktaş Menajeri Zeki Can ve Coach İhsan Bayülken basketin 24 saniye dolduktan sonra atıldığını iddia ederek hakemlere itiraz ettiler.

MAÇ 40

DAKİKA DURDU

Bu hararetli dakikadan sonra maç bir süre durdu ve yapılan görüşmelerden 40 dakika sonra tekrar başladı.

VARDA MAÇIN

KADERİNİ

DEĞİŞTİRDİ

Hırvat pilot Varda 1 üçlük bir de basket faul yaptırıp 6 sayıyla maçın kaderini değiştirdi ve Kartal böylece salondan galip ayrıldı.

YÖNETİCİLER

TRİBÜNDE

Maç sonrasında Divan Başkanı Şeref Nasır, BJK Yönetim Kurulu Üyesi ve Basketbol Komitesi Baş- kanı Y. Kemal Gencer ile Beşiktaşlı yöneticiler basketbolcuları teker teker kutladı.

 

BRANŞLAR

 

Voleybol Erkekler Birinci Ligi

Beşiktaş:0-Arkas Saint Joseph:3

Erkekler Voleybol Birinci Ligi'nde ARKAS Saint Joseph, deplasmanda Beşiktaş'ı 3-0 yenerek yenilmezliğini sürdürdü. Akatlar Spor Kompleksi'ndeki karşılaşmada ARKAS Saint Joseph, Beşiktaş karşısında 25-22, 25-19 ve 28-26'lık setlerle maçı 3-0 kazandı.

Bayanlar Basketbol Ligi

Beşiktaş:76-Botaşspor:62

Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde Beşiktaş, BOTAŞ Spor'u 76-62 yendi.

Voleybol Bayanlar Birinci Ligi

Beşiktaş:3-A. Numunespor:0

Voleybol Bayanlar Birinci Ligi'nde oynanan maçta Beşiktaş, Ankara Numunespor'u 3-0 yendi.

 

SAYFA 8

 

Futbolcular olayı kınadı

 

Beşiktaş-Çaykur Rizespor karşılaşmasında meydana gelen acı olay, Beşiktaş'ı ve Beşiktaşlıları derinden sarstı. Başkan Yıldırım Demirören yaptığı basın açıklamasında, Cihat Aktaş'ın isminin yaşatılacağını ifade etti. Kulüp olarak Aktaş ailesine gerekli vazifelerini yerine getirdiklerini açıklayan Demiören, sporda terörün önlenmesi için gerekli olan ne ise yapılacağının sözünü verdi.

Futbolcularda yaşanan olay sonrası suskun kalmadı ve tüm futbolcular öncelikle böyle bir olayın yaşanmasında dolayı büyük bir üzüntü duyduklarını dile getirdi. Futbolcular olayı kınadı ve bir daha gerçekleşmemesini diledi.

KAPTAN TAYFUR: “TRİBÜNLERDE KAVGA, KÜFÜR DEĞİL, ŞOV VE KARDEŞLİK GÖRMEK İSTİYORUZ”

Beşiktaş-Çaykur Rizespor karşılaşmasında gerçekleşen olayı kaptan Tayfur ve diğer futbolcular da kınadıkları belirtti. Kaptan Tayfur, yaşanan olay ile ilgili olarak “İnanmak istemiyoruz. Biz tribünlerde kavga, küfür değil; şov ve kardeşlik görmek istiyoruz” diye konuştu.

OKAN BURUK VE

TAYFUN KORKUT:

“SPORDA BÖYLE

OLAYLARA YER

YOK”

Okan Buruk da Çaykur Rizespor maçında Cihat Aktaş'ın ölümü ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu tip olaylara yıllardır seyirci kalındı. Buna rağmen işin bu boyuta geleceğini kimse tahmin edemezdi. Çok üzgünüm, ne diyeceğimi bilemiyorum. İnşallah bir daha hiç bir yerde böyle şeyler yaşanmaz”. Tayfun Korkut da duygularını şöyle aktardı: “Sporda böyle olaylara yer yok. Şiddetle kınıyorum ve bir daha tekrarlanmaması için bütün önlemlerin alınmasını istiyorum.”

KIVANÇ OKTAY:

“HEPİMİZ ÇOK

ÜZGÜNÜZ”

Futbol Şube Sorumlusu Asbaşkan Kıvanç Oktay, 16 yaşındaki Cihat Aktaş'ın ölümünden dolayı çok üzgün olduğunu dile getirdi. Oktay şöyle konuştu: “Hepimiz çok üzgünüz ve inşallah son olur. Toplum olarak bilinçlenmemiz lazım” dedi.

Kıvanç Oktay, basına yaptığı açıklamasında, yaşanan olayın rant kavgası ile ilgili olmadığına dikkat çekti.

Oktay, turnike girişlerinde arama ile ilgili olarak yapktığı açıklamada tribün liderleri ile sürekli görüşüldüğünü grupların rant kavgası veya biletle alakalı olmadığını, olayın bireysel olarak aniden geliştiğini söyledi. SPOR SERVİSİ

 

GAZETE BEŞİKTAŞ

 

İSTANBUL

 

SAYI:87, 1 ARALIK 2004

 

Çocuklar onları çok seviyor

 

Tiyatro Sentez oyuncuları yaklaşık iki senedir minikleri güldürüyorlar. Öğretmenlere yardımcı olarak hem eğlenceli hem de öğretilerle dolu neşeli hikayelerini sahneden aktarıyorlar.

Akatlar Kültür Merkezi'nde diğer tiyatro topluluklarından farklı olarak her ay yeni bir oyun düzenleyen Tiyatro Sentez, her oyunuyla miniklerin kalbini fethediyor. Kasım ayında sahne alan Bob ve Mızıkası, salonun tüm koltuklarını miniklerle doldurdu. Yoğun bir tempoyla çalışan şu anda 5 kişilik ancak çekirdek kadrosu 4 kişiden oluşan ekip, yeni bir oyuna hazırlanmanın sancısını çekiyor. Tiyatro Sentez'in yapımcısı Selçuk Uruklu, oyunlarının yazımının kendilerine ait olduğunu söylüyor ve her oyunun pedagoglar tarafından onaylanarak sahnelendiğini vurguluyor. Uruklu, müfredat konularına paralellik gösteren oyunlar hazırlıyorlar... Bob ve mızıkası, hem bir sonbahar oyunu hem de çevre bilincini çocuklara aşılamayı hedefleyen bir oyun. Kirli adlı karakterin etrafında gelişen olaylar, çocukları hem gülmekten kırıp geçiriyor hem de zihinlerde kalıcı mesajlar bırakıyor. Çocuk oyunlarında ebeveynlerin doğru tercihler yapabilmesi için kültür merkezlerine tanıtım açısından büyük bir görev düştüğünü ifade ediyor ve çocuk tiyatrosundaki incelikleri şöyle dile getiriyor:

“Çocuklar sahnedekileri örnek alabilirler. Bu bakımdan dil kullanımına inanılmaz özen gösteriyoruz ve dikkat ediyoruz. Oyunlarımız interaktiftir. Bir çocuğun yetişkin gibi uzun süre dikkatle oyunu izlemesi beklenemez. Çocukların dikkatleri en fazla 8 dakika ile sınırlıdır. Oyunların içerisine müzik ve dans serpiştiriyoruz. Bu çocukların oyundan kopmamasını sağlıyor. Bir başka deyişle, müzik, dans, interaktif iletişim ile çocukların oyuna dikkatlerini vermelerini sağlıyoruz ve bununla birlikte oyunun içerdiği mesajlara onlara aktarmaya çalışıyoruz” Uruklu, çocuk tiyatrolarının daha yaygın hale gelebilmesi için öncelikle çocuklara tiyatro sevgisinin aşılanması gerektiğini ifade ediyor. Uruklu, aileye ve öğretmenlere büyük bir görev düştüğünü belirtiyor. Tiyatro Sentez, sadece minikleri değil öğretmenleri de güldürüyor. 24 Kasım Öğretmenler Günü, öğrencileriyle oyuna gelen ebeveynler ve öğretmenler kendilerini gülmekten alamadılar. Tiyatro Sentez, tüm öğretmenler adına salondaki öğretmenlere gül verdi ve Öğretmenler Günü'nü kutladı. Yeni oyunları ise, Aralık'ta sahne alacak. Şimdiden yerinizi ayırtın...

 

HABERLERİN TAMAMI GAZETE BEŞİKTAŞ'TA. GAZETE BEŞİKTAŞ İSTANBUL'DAKİ TÜM BÜYÜK BAYİLERDE…

 

Önce insan

İSMAİL BAŞTUĞ

 

Kültür, sanat ve spor kavga ve şiddeti mi doğurur? Yoksa hoşgörü ve sevgiyi mi?

Tabii hoşgörü ve sevgiyi doğurur.

O zaman sporda yaşanan son olaylara ne demeli? Mutlaka bir sebebi vardır.

Psikologlar, sosyologlar ve konunun uzmanları mutlaka bunları daha iyi değerlendirir.

Benim üzerinde durmak istediğim başka.

Ceza ile mi, yoksa eğitim ile mi bunların önüne geçilebilir?

İşte bu soru bence çok önemli.

Yasaklarla bir yere varılamadığı ortada.

O zaman Beşiktaşlılara üç maç ceza niye? Takımını destekleyen, maç seyretmek isteyen on binler niye stada giremiyor?

Olay İnönü Stadı'nda olabilir, ama bunun suçlusu tüm seyirci mi? Bence değil. Ama en kolay yol bu. Ver cezayı, bitir işi. Kurunun yanında yaşta yanıyor, bilesiniz. Bugüne kadar bu tür cezalar çok verildi, değişen bir şey oldu mu? Yok. O zaman yol bu değil. Yol bambaşka...

Köklü çözüm eğitim. Işık Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Sıddık Yarman “kulüplere bu konuda büyük iş düşüyor. Bol bol eğitim versinler. Seminer, panel düzenlesinler, maçlardaki dev ekranlarda reklam yerine öğretici bilgi yayınlasınlar” demişti. Biz de haber yapmıştık. Ama duyan olmadı.

Bir örnek;

Beşiktaş Gazetesi'ne “niye tamamı spor değil” diyenler var. Biz de “sporla ilgilenenlerin de kültür sanata veya sağlık ile eğitim bilgilerine ihtiyacı var” diyorduk. Çıkış amacımız da buydu. Çünkü hayat salt spor değil. Hedef insansa, çorbada bizim de tuzumuz olsun dedik. Bu yolda da devam edeceğiz.

Cihat Aktaş öldü. Acımız büyük. Söylemesi zor ama bir musibet bin nasihattan iyidir demişler. Ölen öldü. Şimdi bir dizi tedbir alınıyor. Bakalım her şey düzelecek mi? Yoksa bir süre geçince yine eskisi gibi mi olacak. İnşallah düzelir de Cihat Aktaş öldüğüyle kalmaz.

 

Sachmalama Türkçe'de neymiş?

ORHAN KURAL

 

Eline sağlık Rüştü Erata. Bir ülke “lisanını” kaybederse, her şeyini kaybeder diye düşünmüş, dolaşmış, uğraşmış ve araştırmış. “Sachmala Türkçe de Neymiş?” başlıklı ibret alınacak bir eser yayınlamış. Konfüçyüs'e soruyorlar. “Bir ülkeye yönetmeye çağrılsanız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Konfüçyüs yanıtlıyor: “Hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım.” Dil kusurlu olursa sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz, yapılması gerekli şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gerektiği gibi yapılamazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlığa düşen halk ne yapacağını işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

İnsan kitabın sayfalarını çevirdikçe yeni yeni bilgileri edinip “dilimiz” adına daha da üzülüyor. Hayatlarında ciddi bir yazı okumamış, ancak 150 kelime ile Türkçe konuşup, sadece vücudu ve yüzü güzel manken bozuntuları maalesef gençliğe örnek teşkil ediyor. Bunun sonucunda Atatürk'ün öğretmenliğini yaptığı Türkçemizin son halinden size bazı acı örnekler.

Bir devlet hastanesinde hasta yakınmaları!

* Doktor Bey bacaklarımda valiz var. (varis olacak)

* Ben de Habitat B var mı? (hepatit olmalı)

* Bende süpertansiyon var. (yüksek tansiyon demek istiyor.)

Dilbilimci David Crystal, 2000 yılında basılan “Dillerin Katli” adlı kitabında, bir dilin yaşamsal tehlikeye girdiğinin belirtilerinden ve yok olma yolunda geçirdiği üç evreden söz ediyor:

a. “Yabancı egemen güç kendi dilinin konuşulması için ağır baskı uygular. Bu baskı tepeden aşağı (teşvikler, devletin yasaları yoluyla) ve aşağıdan yukarı (halkta özenti ve moda yaratılarak) adım adım ilerler.

b. İki dilli dönem. Ulusal dilin kullanım alanı azalıyor. Eğitim her düzeyde yabancı dilden yapılmaya başlanır. Her kesimden herkes işi gücü bırakıp yabancı dil öğrenme yokuşuna sürülür. Meslek veya bilimsel başarı yerine, herkes yabancı dil sınavlarına girmekle oyalanır.

c. Gençler artık yabancı gücün dilini kendi ulusal dilden daha iyi bilirler ve “eski dili” kullanmaktan adeta utanır olurlar. Veli ile çocuklar arasında iletişim bozulur. Yavaş yavaş ulusal dilin yerine yabancı dil tamamen alır.

Aşağıdaki “örnekler” günümüzün Türkiye'sinde “iş yerlerinden” seçilmiştir.

Belinda's Canteen (Acaba Belinda Hanım bu kantinde ne yapıyor.)

Cactus Cafe Bar (Katiyen “kaktüs” olmamalı.)

Great Hong Kong Exprex Restaurant (İnanın, bir Amerikalı bu ismi hemen anlar.)

Medishop (Sağlığın satıldığı “ev” olmalı)

Kiddyland (Vallahi, İngilizce lügatta bile bu kelime bulunamadı.)

Odeon Cineplex Sinemaları (Antik Yunanı seven sinema meraklısı çok olmalı.)

Sticker Club (“Küçük bir yapışkan” kağıt sevenler burada toplanıyor olmalı.)

Appetito (İtalyanlara müjde)

Dönercity (Yorumu size bırakıyorum.)

Bunların Türkçeleri de var, ama ısrarla gene de kullanılıyor!

Demo (tanıtım), Spiker (sunucu), Firstlady (Hanımağa), Super-hiper gross market (mağaza), Billboard (İlan tahtası), Mega (Büyük), Mikro (Küçük), Final (Son).

İşte size ülkemiz coğrafyasından tatil köyü adları!

Club Turan Prince, Eldorador Palmariva, Prate's Beach Clup, Sol Muna Hotel.

İşte ülkemizin en popüler radyo ve televizyonları !

ATV, CNBC-E, Cine 5, CNN, Flash, HBB, Joy TV, NTV, Number One, Power, Show, Star, Metro FM, Radyo Plus.

İşte piyasadaki bisküvilerin markaları!

Biskot, Biskrem, Canpare, Çizi Kraker, Çukosandviç, Haylayf, Jumbo, Negro, Luna, Mont Blanc, Toto, Finger, Petit Beurre.

Makalemin “satır sayısı” sınırı aştı ama Türkçemizin nasıl yok edildiğinin örnekleri kolay bitmez, Bu arada güzel Türkçe dili adım adım eriyor! El Fatiha!

 

Spor ve şiddet

ARİF VERİMLİ

 

Bilinçaltında aşağılık kompleksi yaşayan kişiler bir yeteneklerini geliştirerek aşağılık kompleksini aşmaya çalışırlar. Bu basit örnekte olduğu gibi bu psikolojik savunma mekanizmasına yüceltme mekanizması denir. Spor ve rekabet aslında bilinçaltındaki şiddet eğilimlerini kapatıcı bir yüceltme mekanizması olarak davranışlarda yer alır.

Tarihte iki ordunun karşılıklı olarak çarpışması yerine seçilmiş iki dövüşçünün kavgası sonucu belli eder. İşte spor temelde saldırganlık şiddet ve rekabet dürtülerinin bir defansı olup kökünü şiddet ve saldırganlıktan alan ama onu gizleyen olumlu hale getirip sunan kabul edilebilir bir yüz kazandıran psikolojik bir mekanizmayı kullanır. Ayrıca özellikle birey anlamında benlik sayısı düşük kendisini geliştirmemiş yada toplumun gelişme koşulları sunmadığı bireyler taraftarlık kimliği altında bir değer kazanırlar. “kendisi için hiçbir şey olan olmayan biri bir taraftarsa ve tuttuğu takım o yıl şampiyon olmuşsa, şampiyon takımın taraftarı olarak kendini önemli hisseder.” Bu yüzden kişi önemsiz yenilgileri bile kendine atfederek öfkelenir, sinirlenir, önemini yitirmesine yol açacak olan karşı takımı yıkar geçer. Futboldaki şiddetin en temel sebebi budur.

Spor aktivitelerini izleme bu kökünden başkalaşarak kitlelerin izlemekten keyif aldığı rahatladığı bir aktivite ve endüstri halini aldı. Bu yüzden maça gelen taraftar kafasında günlerin gerginliğini ve endüstri toplumunun yorgunluğunu da yanında getirir. Sporun bu rahatlatıcı tarafıyla stad kapısından girildiği an birikimlerini boşaltmaya hazırdır taraftarlar. Stad kapısından girince toplumsal değerleri ifade eden otokontrolü yani el frenlerini dışarıda bırakıyorlar.

 

Turizmde gelecek yıl ne olur?

BAŞARAN ULUSOY

 

Son yıllarda turist profilimizde çevremizdeki savaşların ve terör hareketlerinin de etkisiyle geçici olduğuna inandığım bir gerileme yaşasak da bu yıl büyük artışlara sahne olan turist sayısıyla seviniyoruz. Ekim ayı sonu itibarı ile geçen 12 aylık dönemde Türkiye'ye gelen turist sayısı ilk kez 17 milyonu aştı.

Böyle güzel bir yıldan sonra 2005 yılı için beklentilerin de genelde çok olumlu olduğunu görüyoruz. Tur operatörleri, seyahat acentaları ve oteller 2005 yılı için yaptıkları iş bağlantılarından genelde memnunlar.

2001 yılından beri geçtiğimiz yılları ve temel olayları kısaca şöyle bir hatırlayalım: 2001 yılının Eylül ayında ABD'de 11 Eylül'de yaşanan terör olayları ile birlikte dünya turizmi genel bir gerilemenin içine girmiş uzak destinasyonlara yapılan seyahatler dünya turizm hareketi içindeki payını yitirmiş, güvenlik ve vize konuları seyahatleri zorlaştırmıştı. Bu gelişmeler, Türkiye'nin en çok kongre ve kültür turizmini kötü etkilemiş ve en yüksek harcama yapan Kuzey Amerika ve Asya/Pasifik ülkeleri pazarlarında önemli gerilemeler yaşamıştı. Avrupa'da da en büyük gerilemeler kültürel turizm ürünlerimize rağbet eden Fransa, İspanya, İtalya gibi pazarlarımızda yaşanmıştı. Bu trend, 2003 yılına kadar sürdü. Bizce, bu yılın en önemli gelişmesi turist sayısındaki büyük artışlardan ziyade, kayıp yaşadığımız bu değerli pazarlarda tekrar bir yükseliş dönemine girmemizdir.

Yılbaşından bu yana geçen 10 aylık dönemde ABD'den gelişlerde yüzde 32, Kanada'dan gelişlerde yüzde 38 gibi önemli artışlar yaşanmıştır. Fransız ve İspanyol ziyaretçilerimizin sayısında aynı dönemde yüzde 15, İtalyan ziyaretçilerimizin sayısında yüzde 32 oranında artışlar olmuştur. Bununla beraber, Japonya pazarı, 2002 yılı bu ülkede resmi olarak Türkiye Yılı olarak geçtiği halde toparlanamayan tek pazarımızdır.

2005 yılında özellikle bu pazarlarımızın aynı hızda yükselişlerine devam etmesi ve Japonya pazarını da hiç olmazsa 2001 yılı önceki seviyelerine yeniden taşımamız çok sevindirici olacaktır. Çünkü bu pazarlar öncelikle turizmin faydasının bölgelere dağılımı açısından önemlidir. Daha sonra da turist başına turizmden elde edilen gelirin artması bakımından da bu pazarlar hayati önem taşımaktadır.

Diğer yandan, turizmdeki temel ürünümüz olan güneş-deniz-kum tatilleri satışları 2005 yılında artmaya devam etse de bizce artış hızında yavaşlama olacaktır. Avrupa pazarının kötüleşen Avrupa ekonomisi nedeniyle genel olarak önümüzdeki yıl küçülmesi ve Türk lirasının Euro karşısında daha da değerlenmesi ihtimali bu yavaşlama beklentimizin temel sebepleridir.

Ancak yavaşlama olsa da ziyaretçi sayımızda hala yüzde 15 gibi oldukça yüksek oranlı bir artış bekliyoruz. Bir yandan da bu turist profili ile yaşayacağımız daha yüksek artışların sakıncalı olabileceğini de belirtmek gerekir. Belli bölgelere ve sezonlara yığılmanın arttığı bu trendlerle talebin yüksek artışı sahil bölgelerinde kalitenin düşmesine neden olabilecek, aşırı tüketim kapasitemizin verimsiz biçimde harcanmasına yol açacaktır. Ayrıca belli bölgelere konsantrasyonun hızlı arttığı dönemlerde yatırım planları da ister istemez o bölgelere kaymakta, eldeki yatırım sermayesinin o bölgelere yönlenmesiyle konsantrasyon, büyümesi engellenemeyen bir çığ şeklini almaktadır. Bu durumda da zaman içinde altyapı gereksinimleri aşırı hızlı büyümekte ve sürdürülebilir turizm gelişimi zora girmektedir.

 

Ustalarım yazmamayı değil, yazmayı öğrettiler – II

DOĞAN KATIRCIOĞLU

 

Geçen sayıdan devam

 

O gece nöbetçi İstanbul Emniyet Müdürü Ali ....... idi. Onu aradım. Bilgin'den öğrendiklerimi ona aktardım. “Evet” dedi, “Amma bir şey söyleyemem. Yasakladı servis.”

“Ali Bey benden yaşlı idi. “Ağabey” dedim, “Biz bunu yazacağız. Senin de sakladığını.”

“Beni biraz sonra ara” dedi. Sözüne güvenilen bir insandı Ali Bey. Özü sözü doğru insandı. Açtım bu kez telefonu Akşam Gazetesi'ne, aradım Bilgin Peremeci'yi. Durumu anlattım. “Bekleyeceğiz” dedim.

Bilgin, “Bizim gazeteye servisten komşular geldi. Sakın bu haber yazılmasın” diye gözdağı verdiler. Yazı işleri, Genel Yayın Müdürü Osman Karaca'yı arıyor” dedi. Haberi kullanıp kullanmayacağımız onun emrine kaldı.”

Genel Yayın Müdürümüz Mustafa Yücel öğretmene durumu anlattım. “Milli Emniyet'in Cemal Nadir Sokağı'ndaki sorgulama binasında bir cinayet işlendi” dedim. “Şimdilik bir ölü var.”

Ustam Mustafa Yücel sözümü bitirmeden “Yazılmamasını mı istiyorlar?” diye sordu. “Evet” diye mırıldandım.

“Peki sen yazmama taraftarı mısın?”

“Hayır” dedim “Tabii ki yazılması lazım.”

“Aferin” dedi, “Bugün bu olayın yazılmamasını isteyenler yarın da senin başına gelenlerin yazılmamasını isterler. Sakın bunu unutma.”

İstanbul Nöbetçi Emniyet Müdürü Ali Bey sözünde durdu. Emniyet İstihbarat Bürosu'ndan bir polis memuru arkadaş beni aradı.

“Yaz Katırcıoğlu” dedi, “İntihar Eminönü-Çengelköy'de .... Sokağı... numarada oturan... oğlu .... doğumlu... adlı kişi tabanca ile intihar etmiştir. Tahkikata devam edilmektedir.”

Açıklamayı Bilgin Peremeci arkadaşıma aktardım. “İstihbaratı ara” dedim. Oysa adam Cemal Nadir Sokağı'nda ölmüştü. Acı Musluk Sokağı'ndan tek satır yoktu.

Elimizdeki bilgiye göre haberi yazdım. Cengiz Tuncer, Orhan Çeviksoy, Tarık Dursun K. Nasıl bir başlık atılacağını merak ediyorlardı. Hukukçu Hüsnü Açıksöz, meraklıların “Mustafa Yücel öğretmen bu işi çözer” dedi. “Meraklanmayın.” Nitekim de Hüsnü abi haklı çıktı. Çünkü Yazı İşleri Müdürü Turgut Yeşiltepe bir türlü başlık atamadı yazıya.

Genel Yayın Müdürü Mustafa Yücel öğretmen devreye girdi. Yazıdaki “Milli” isminin “illi”sini sildi. “Emniyet”in de “mniyet”ini. Birinci sayfadan verilen haberin başlığı şöyle oldu: “M.E.M. İNTİHAR ETTİ”

Şayet bir soruşturma açılırsa, “Merkez Emniyet Memuru intihar etti” diye kendimizi savunacaktık.

Ertesi sabah erkenden Sirkeci'deki Emniyet Müdürlüğü'ne gittim. Milli Emniyet Memuru Deve Şemsi “basın odasında beni bekliyordu. “Hadi büyük gazeteci” dedi, “seni serviste bekliyorlar” Polis bülteni bize verilen istihbaratı aynen yazmıştı. “Şemsi Bey” dedim, “Siz bülteni okudunuz mu?” Bülten de orayı okuyunca “sen kal” dedi. “Ben polis bültenini götürüyorum. Hadi eyvallah...”

 

Son yılların en iyi iş kitabı: CEO'ların bilgeliği-II

MELİH ARAT

 

Tek kural yok

Ford Motor şirketinin başkanı Jacques Nasser de, işletmeciliğin tek bir kuralı olmadığını, önemli olanın esneklik olduğunu vurguluyor. Ford'un doksanların ortasındaki Mondeo deneyiminden çok şey öğrendiklerini belirten Nasser, şirketlerin deneysel yaklaşımlarla öğrendiğini vurguluyor. Yeni dünyada tüm bakış açılarını değiştirmek gerektiğini vurgulayan Nasser, eskiden maliyet dendiğinde tedarikçiden müşteriye kadar olan süreçteki maliyetleri hesapladıklarını belirtiyor. Şimdi ise, maliyet dendiğinde ürün, sigorta, servis ve satıştan sonra müşterinin karşılaştığı diğer maliyetleri anladıklarını, aksinin müşteri odaklılık kabul edilemeyeceğini belirtiyor.

Ford Motor Şirketi, küresel başarılı firmaların 10 özelliği olduğunu vurguluyor: Toplam Müşteri Deneyimi yaratma çabası, ürün yıldızları çıkarma, müşteri bağlılığı yaratma, dağıtımda işbirliği, marka yaratma ve güçlendirme, lojistik performans, talebe göre yapılanma, müşteri bilgi sistemi, e-ticaret becerisi ve büyüme.

Küreselleşmenin içinde

muhafazakarlık da var

HSBC Bankasının Genel Müdürü John Bond ise, modern işletme dünyasını sorgulayan ve muhafazakarlığı tercih eden bir tutumları olduklarını belirtiyor. “Diğer küresel bankalarda krediler bilançoda %75'lik yer tutarken, HSBC'nin bilançolarında krediler %50 seviyesindedir.” John Bond'a göre, bankacılıkta başarının sırrı basittir. Müşteriye odaklan. Yüksek kredi kalitesi yakala (dönmeyecek kredi verme). Masraflar üstünde sıkı kontrol uygula. HSBC'nin muhafazakar yapısındaki en büyük yenilik son dönemde yerel markaları kullanmayı bırakıp HSBC tek marka olarak kullanmaya başlaması olmuş.

Bir strateji olarak

Satın Alma ve Entegrasyon

Lafarge şirketinin tepe yöneticisi Bertrand Colomb, Lafarge'ın en büyük başarısının satın alma ve entegrasyon da olduğunu belirtiyor. Gary Hamel gibi, strateji yazarları, şirket satın almaları ve birleşmeleri eleştirse de Lafarge, şirket satın almalarını ciddi bir stareji olarak kullanıyor. Herhangi bir şirketi gruba dahil etmek için, çok katı olmayan, açık fikirli bir yol planına sahip Lafarge, bu planı 50 sayfalık bir kitapçığa da dönüştürmüş. Merkezi Fransa'da olsa da yönetimin bugün ulaştığı yapı dolayısıyla kendi iç toplantıları da İngilizce olarak yapılıyor.

Sürecek

 

Diş hekimliğinde lazer

MEHMET ALİ ÖZER

 

Diş hekimliğinde lazer tullanımı konusunda ne biliyorsunuz? Bu konuda sizleri aydınlatmak için Dentistanbul Diş Hastanesi Yönetim Kurulu Baş kanı Dr. Mehmet Ali Özer'in görüşlerine başvurduk. İşte Dr. Mehmet Ali Özer'in söyledikleri;

Günümüzde dişhekimliği lazer kullanımıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Bundan 10 yıl öncesine kadar sadece yumuşak dokuda (dişetleri) kullanabildiğimiz lazer sistemleri artık günümüzde tüm ağız ve diş dokularında kullanılabilmektedir.

Lazerin ağız içindeki kullanımı ve etki mekanizmasına geçmeden önce genel yapısı hakkında bir bilgi vermek yerinde olur. Tüm lazer sistemlerinin mekanizmaları, ışığın uyarılmış emilsiyon ile güçlendirilmesinden kaynaklanır. Lazerin doku üzerinde maksimum etkinliği ancak ışının dağılmadan hedef doku üzerinde yoğunlaştırılması ile sağlanabilir. Lazer cihazlarında bunu sağlayan özel bir mercek sistemi vardır ve bu sistem sayesinde lazer enerjisinin kayıpsız iletimi sağlanır.

Dişhekimliği lazer sistemleri doku içerisindeki su moleküllerini parçalayıp doku bütünlüğünü bozarak çalışır. Çalışma sisteminden dolayı doku içinde ağrı meydana getirmez ve bu da bizlere anestezi yapmadan çalışma imkanı vermektedir. Böylece sadece iğne olmaktan korkan hastalarımızda değil, tüm çocuk hastalarımız; kalp, şeker, tansiyon problemi olan hastalarımızda da çok daha rahat çalışma imkanı sağlanmaktadır.

Günümüze kadar gelmiş ve dişhekimliğinde kullanılan çeşitli lazer tipleri vardır. Bunların büyük çoğunluğu sadece yumuşak dokuda ve beyazlatma işleminde kullanılabilmiştir. Son dönemde kullanılan Er:YAG veya Er,Cr:YSGG tipi lazerler ise hem ağız içi yumuşak dokuda, hem kemik cerrahisinde, hem de mine ve dentin üzerinde etkin bir biçimde çalışılabilmesi açısından büyük kolaylık sağlamışlardır.

Lazerin günümüz dişhekimliğinde kullanım alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Sert Doku Uygulamaları

* Dolgu öncesi diş hazırlığı

* Kemik Cerrahisi

* İmplant Operasyonları

* 20 yaş çekimleri

* Dişlerde hassasiyet tedavisi

2. Yumuşak Doku Uygulamaları

* Aft tedavisi

* Protez öncesi dişeti şekillendirme

* Tüm ileri dişeti rahatsızlıklarının tedavisi

* Kanama müdahalesi

* Dişetlerindeki renklenmelerin tedavisi

3. Endodonti Uygulamaları

* Kanal içi dezenfeksiyonu

* Kanal şekillendirme

Daha kısa sürede, minimum sağlıklı doku kaybına uğrayarak, her zaman korktuğunuz aeratör sesi olmadan, titreşimsiz, anestezisiz bir biçimde hep hayal ettiğiniz şekilde tedavi olmak artık elinizde.

HALA SİZİ KORKUTUYOR MUYUZ...?

 

Ortaköy Sanat Galerisi baskı resim sergisi ile açıldı

GÖKHAN SARI

 

Tiyatro, konser, dans gibi sahne sanatları ile resim ve heykel gibi plastik sanatların sergilendiği kültür merkezleri, bir şehrin zenginliğinin göstergesidir. Bir yandan sanata hizmet eden bu merkezler; diğer yandan konferans, toplantı ve seminerler ile eğitime ve bilime de ev sahipliği yaparlar.

Beşiktaş ilçe sınırları içinde 19. yüzyılda inşa edilen Dolmabahçe ve Yıldız Saray Tiyatroları hariç, 1989 yılına dek tiyatro salonu dahi yoktu. Tiyatro gösterileri genellikle sinema salonlarında, daha önce de yazlık bahçelerde sunuluyordu.

İlçe son yıllarda Belediye'nin girişimleriyle; bünyesinde tiyatro salonları, sanat galerileri, dans derslikleri bulunan kültür merkezlerine kavuşmuştur. Beşiktaş ilçesinde bugün toplam 12.000 m2'lik bir alanda hizmetlerini sürdüren ve işletmelerini Beltaş A.Ş.'nin üstlendiği çok önemli 4 kültür merkezi bulunmaktadır.

Kültürel küreselleşmenin giderek yaygınlaştığı günümüz dünyasında; günlük yaşantımızın içinde kültür ve sanatın daha çok yer alması, yaşam alanlarımızın bu merkezlerle daha iç içe olması kaçınılmaz bir gereksinim olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ortaköy semtinin tarihi dokusu içinde yer alan ve 1998 yılında inşa edilmiş olan sanat galerisi; bu yıl Kasım ayında yepyeni bir restorasyon ile çehre değiştirmiş, değerli ressam Süleyman Saim Tekcan'ın “Atlar ve Hatlar” isimli baskı resim sergisiyle İstanbul'un en gözde sanat galerileri arasında yerini almak üzere sanatçılar ve sanatseverlerin hizmetine sunulmuştur.

İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapan Süleyman Saim Tekcan; Gazi Eğitim Enstitüsü Lisansı'nın ardından Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde Yüksek Lisans yapmış, Almanya'da baskı eğitimi üzerine araştırmalar yürütmüş, Atatürk Eğitim Fakültesi'nde ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Öğretim Üyeliği görevlerini sürdürmüştür.

1985'te Profesörlük unvanı alan sanatçı; Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı ve Grafik Bölüm Başkanlığı görevlerinin ardından, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dekanlığı'nda bulunmuştur. Sanatçı, ulusal ve uluslararası 30'u aşkın resim sergisi açmıştır.

Ortaköy Sanat Galerimiz'de 16 Aralık'a kadar sürecek Süleyman Saim Tekcan sergisinin ardından, 18 Aralık'ta yine çok değerli sanatçılarımızdan Hayati Misman resim sergisi başlayacaktır.

Türk resim sanatına değerli katkıları bulunmuş üstatların sergilerinde, sanata gönül vermiş tüm İstanbullularla birlikte olmak dileğiyle.

 

Ceketler fora

ONUR BAŞTUĞ

 

Bu hafta sizleri bilgilendirmek için rekabet halindeki ürünleri karşılaştırdık. Kaliteli ve hesaplı alışveriş yapabilmeniz için çeşitli haberler ararken kadın modasında ceketin yerinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu gördük.

Ceketler kadın modasında uzun zamandır kendisine özel bir yer açmış durumda. Artık mevsim farklılıklarını gözetmeden her daim ceketler gözde olmaya başlad. İşte geçen yazdan beri kadınların üzerlerinden çıkarmadıkları ceketler, kış sezonunun da demirbaşları arasında. Ceket, giyen kadının havasını bütünüyle değiştiriyor, ciddi, karizmatik bir görünüme sokuyor. Tüvit, kadife gibi kumaşlardan dikilen ceketler, sonbaharda tek başlarına giyildi, kış soğuklarında, montların, kabanların içinde yine kendine yer bulacak gibi görünüyor.

Seçenekler de o kadar çok ki; ofis stili klasik kesimli ceketler de var, dantelli, broşlu, eskitilmiş, parlak çiçekli kadifeden ya da değişik kesimlerde jean ceketler de var vitrinlerde. İşte size kış sezonundan değişik ceket seçenekleri ve adresler.

Sokakta yürürken, aynısını bir başkasında görme ihtimalinizin en yüksek olduğu giysi ceket şu aralar. Yaz aylarında beyazı, çiçeklisi, truvakar kollusu, keteni derken, en popüler kıyafet olan ceketler, kış aylarında da vitrinleri kimseye bırakmadı.

Klasik kesimli kadın ceketleri, bambaşka tarzda çıkıyor şimdi karşımıza. Ne kadar renkli, ne kadar çılgın modeller olursa olsun, bu kışın olmazsa olmazı ceket, ciddi ve asil havasını koruyor. Ofislerden, iş yemeklerinden kurtulup, sokağa çıkıyor, çoğunlukla tek düğmeli, cepsiz, dar kesimli olarak bele oturuyor. Dar, boru paçalı jean ve spor ayakkabıyla günlük, ceketle aynı kumaştan bir pantolon ve yuvarlak burunlu topuklu çizmelerle klasik görünüme kavuşuyor.

Kışlık ceketlerin modelleri çok çeşitli: Kendinden broşlular, dantelliler, çiçek desenliler var. Hem gece, hem de gündüz planlarında, kadınları ne giyecekleri derdinden kurtarıyor.

Sezonun en popüler parçaları; kuşkusuz tüvitten yapılanlar. Tüvit ceketlerde, siyah-beyaz ekoseli olanlar klasik, kollarında, yakasında dantel biyeler bulunanlar daha kadınsı bir görünüm için tercih edilebilir. Bu ceketleri Morgan, Roman, Mango, Koton, Afrodit'te bulabilirsiniz.

Kış kumaşı kadifenin, ne kadar moda olduğunu ceketlere bakıp anlamak mümkün. Hemen her mağazada, her bütçeye göre, renk renk kadife ceket var. Koyu yeşil, mor, mürdüm, pembe renklerdeki kadife ceketler hem çok moda, hem de çok şirin. İnce fitilli olanları, başta Mango, Boyner, Zara, Koton, Mudo Collection, İpekyol, Roman gibi mağazalarda bulabilirsiniz. İstanbul'un Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy gibi semt pazarlarında 15-20 milyon arasında değişen fiyatlara, ince fitilli kadife ceketler satılıyor.

Ben farklı bir kadife ceket arıyorum diyorsanız, Benetton'da düz kadifeden çiçek desenli ceketler var. Diesel'de de, eskitilmiş kadifeden, kolları penye, çıtçıtlı ve çiçekli ceketler bulabilirsiniz. Kahverengi, krem, siyah, lacivert renkleri var. Kadife ceketlerle birlikte büyük jean çantalar kullanarak, ceketi günlük, spor bir hale getirebilirsiniz.

Kumaştan yana tercihiniz jean ise, Tommy Hilfiger, French Connection, Replay, GAS gibi jeanin ehli adreslere gitmelisiniz. Replay'de her zamanki gibi farklı modeller var. Replay'in jean ceketlerinde renkli işlemeler, yünlü ceketlerinde ise ekoseli ve sırtı fermuarlı olanlar mutlaka görülmeli. Saf ipekten işlemeli ceketler de, yüksek fiyatına rağmen Replay'in çok satan modelleri arasında.

Tommy Hilfiger'ın içi ve yakası kürklü denim ceketleri, çok soğuk havalarda bile giyilebilir. Daha kadınsı bir jean ceket arıyorsanız, Tommy'de klasik kesim, tek düğme ceketler de var. French Connection'ın (FCUK), çapraz çıtçıtlanan jean ceketi yine farklı ve şık bir model. Jean seçeneklerin yanında FCUK'ta, soft renklerdeki, fitilli kadifeden ceketleri de daha sade modeller arayanlar için.

Özetlersek çeket moda!...

 

MAGAZİN HATTI

DEMİRHAN HARARLI

 

Cem Karaca'nın şarkıları dillerden düşmeyecek

Geçtiğimiz Şubat ayında kaybettiğimiz Cem Karaca'nın söz ve müziği kendisine ait 100'e yakın eserlerinden seçilen 18 hit şarkısı günümüzün ünlü şarkıcıları tarafından seslendirilecek. Sanatçının ölüm yıldönümüne yetiştirileceği belirtilen albüm içerisinde Teoman, Müslüm Gürses, Mirkelam, Işın Karaca, Emre Altuğ, Fatih Erkoç, Emrah, Kibariye gibi bir çok sanatçı dostunun yer alacağı albüm DMC müzik'ten çıkacak.

Tuğba Özay çiftliğine güvenlikçi alacak

Ünlü manken Tuğba Özay geçtiğimiz yıl Manavgat'dan aldığı 13 dönümlük arazi üzerine 2 ev, bir de havuz yaptırmış. 13 dönümün 7 dönümü zeytinlik olduğu için önümüzdeki yıl zeytinyağı üretimine başlayacak olan Özay 450 milyar lira masraf yaptığı çifliğini işlerinin yoğunluğu nedeniyle bırakıp gidiyormuş, çok acil olarak çiftliğine güvenlik görevlisi bir aile arıyormuş.

Kastelli'nin yeğeni de albüm çıkartıyor

Banker Kastelli olarak tanıdığımız Cevher Özden'in yeğeni Harika Özden, önümüzdeki günlerde umut müzik şirketinden “Rıhtımdaki Martılar” adlı albümünü piyasaya çıkartıyormuş.

Helin Avşar'a

sürpriz gün

Helin Avşar geçtiğimiz gün yeni yaş günü nedeniyle süpriz ile karşılaştı. M. Ali Alabora'nın arkadaşlarıyla birlikte evine davet edilmesinden sonra Avşar eve girdiğinde doğum günü pastası ile karşılaştı. Bu arada davete gelenler arasında Seray Sever, Sergen'in sevgilisi Aslı ve Seçkin Piriler de varmış, Piriler'in Alabora'nın peşinden ayrılmaması ve çok samimi görüntü vermesi yeni bir aşk olarak yorumlanmış.

Zeynep Yılmaz da

ders alıyor

Manken şarkıcılardan Zeynep Yılmaz, Şahin Özer müzik şirketi (Şösem)'den şan dersleri almaya başlamış, Gürcan Akatalay'dan aldığı derslerden sonra sahne alıp en kısa sürede yeni albümünü piyasaya çıkartacakmış.

Emel Sayın şarkı arıyor

Geçtiğimiz aylarda Ahmet Özhan ile TRT'de sanat müziği adaylarına yönelik yaptıkları “Alaturka” adlı programdan sonra gündeme gelen Sayın, yeni albüm için kolları sıvamış ama bir türlü yeni şarkı bulamıyormuş. Geçtiğimiz günlerde özel bir gecede Yıldız Tilbe'yi yakalayan Emel Sayın isteklerini sıralamış.

Mehmet Ali ile aralarına promosyon girdi

Bir süre önce yeni albümünü piyasaya çıkartan Aşkın Nur Yengi M. Ali Erbil ile çok sıkı dost olmalarına rağmen Erbil'in programına gelmek istemediği için araları açılmış. Kulağıma gelenlere göre magazin programlarını tercih etmeyen ve özellikle TRT'deki programlara katılan Yengi'ye Erbil son derece kızgınmış, Erbil'in her programında Aşkın Nur Yengi'yi yerden yere vurmasından sonra Yengi, önümüzdeki günlerde Erbil'e inat Okan Bayülgen'in NTV'deki programına katılacakmış.

Sevda Demirel geliyor

Albümü için Renga Rover jeepini 25 bin dolara satan ve üzerine 10 bin dolar daha koyup albümününü yapan Sevda Demirel kimseye muhtaç olmadan “Seni Azad Ettim” adlı albümü ile müzik dünyasında olacağını söylüyor. Benden duyurması...

 

Hayatın içinden

VAHE KILIÇASLAN

 

Çocukken babamın nasihatlarını dinler, babam hep doğruyu söylüyor derdim. Gençlik çağlarında aman babam çok konuşuyor aynı şeyleri tekrarlıyor derdim. Evlendikten, iş hayatına atıldıktan sonra galiba babam bana çocukluğumda doğru şeyler söylüyormuş, muhakemesindeyim. Kim bilir yıllar sonra belki de babam çok haklıymış diyeceğim. Demek ki teknoloji gelişse de dünya değişse de, hiç bir şekilde bir takım insan karakterlerini değiştirmiyor. Bir oluşmuş çiçeği topraktan ayırmak istemeyen insanoğlu zaman zaman cinayet işleyebiliyor veya tecavüz edebiliyor. Değişken insan yapısı her çağda faydalı veya çok zararlı oluşmuştur. Bunu her ortamda görmüşüzdür. Ankara'nın Çabuk ilçesinde Sirkeliköyü'nde bir gecekondu salonunu yaparken orada yaşayan insanların hatta ufak çocukların sağlıklı yaşam mücadelelerine tanık olurken dünyada veya ülkemizdeki sosyal adalet dengesizliklerin açıkça ortaya koyan unsurların üzüntüsünü yaşadım. Aslında bunu her çağda her toplumda dünyanın insanı olarak yaşadık. Hiçbir zaman sosyal olarak eşitliğin olmadığı dünyada en azından insanlar arasında karakter eşitliği olabilirdi. Herkes iyi veya herkes agresif kişilik sahibi olabilirdi. Ama tabi ki bunların çok fazla dengede olmayacağını hepimiz biliyoruz.

O zaman bildiğimiz şeyleri babalarımızın bize yemek masalarında verdikleri nasihatları uygulayalım. İlk önce dürüstlüğü, sonra çok çalışmayı, sonsuz mücadeleyi irdelersek, kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma... felsefesini de uygulayabilirsek, hayatın içinde huzurlu bir şekilde var olduğumuza inanırız. Çiçeği topraktan ayırmayız.

Sevgiyle kalın...

 

Sorunlar çözülmez değil

FİKRET ERCAN

 

Beşiktaş - Samsunspor karşılaşması ile kötü gidiş, yeniden Samsunspor maçı ile tersine döndü. Bu maçla birlikte futbolcuların da grafiğini giderek yükselteceğini söyleyebilirim. Ayrıca her maçımızda başka yıldızlar doğuyor. Sahada olan veya olmayan futbolcuların hepsi birden patlama yapacak. Süreç gösteriyor ki, takım olarak yerli yerine oturuyoruz.

Beşiktaş'ımızın önünde UEFA Kupası maçı var. Beşiktaşımız her maçta mücadelesini ortaya koyuyor. Daha önceki UEFA maçında galibiyeti kaçıran taraf biz olduk. Hepimiz gördük. Beşiktaş'ı yendiklerinde rakip takım inanılmaz bir sevinç içindeydi. Çünkü Beşiktaş, gerçekten zorlu bir takım olduğunu ortaya koymuş, S. Bükreş'te, Athletic Bilbao'yu yenen bir takımı mağlup etmenin sevincini içlerinde hissetmişti. Ben şuna inanıyorum, Beşiktaş önümüzdeki UEFA Kupası maçında da yine son dakikaya kadar mücadelesini sergileyecektir. S. Liege'yi yenerek bu işe bir nokta koyacağımıza inanıyorum.

ŞİDDET NE YAZIK Kİ

HER YERDE VAR

Gerek inönü'de yaşanan acı olay gerek S. Bükreş karşılaşmasında bizim yaşadığımız saldırı, şunu ortaya koydu ki, sporda şiddet sorunu sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada yaşanan bir sorun. Bu sorun, çözülmez değildir. Ancak her şeyden önce herkes birbirini suçlamayı bir kenara bırakmalıdır. Bu olaya insanlar, ciddi ve tutarlı bir bakış açısı ile bakarlar ise bu sorun çözülür. Ayrıca, Beşiktaş'a yapılan haksızlık bu işin çözümü olamaz. Devlet de bu konuda tüm adımları atmalıdır.

CAMİAMIZA

GEÇMİŞ OLSUN

Başımızdan geçenleri şöyle özetleyeyim. UEFA Ligi Steaua Bükreş-Beşiktaş mücadelesi sonrasında Bükreş'te hoş olmayan olaylar yaşandık. Maçın oynandığı Ghencea Stadı'ndan ayrılan, Başkanımız Yıldırım Demirören ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz'i taşıyan araca, Steaua Bükreşli taraftarlar saldırıda bulundu. Maç sonrasında Beşiktaş Başkanı ve Yönetim Kurulu'nun bulunduğu minibüse koruma verilmedi. Zaten hiçbir UEFA kriterlerine uymayan bir statta, devamlı taciz altında oynanan maç sonrasında, kasıtlı olarak yaratılan bu durumu kesinlikle UEFA'ya götüreceğiz. Bu saldırıyı sadece Beşiktaş'a değil, Türk sporuna yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Günlerdir her konuda Beşiktaş'ı sorumlu tutanların, bu konuda ne tepki göstereceğini merak ediyorum. Bu çirkin saldırı, spordaki terörün sadece Türkiye'nin değil, dünya sporunun sorunu olduğunu gösteriyor. Beşiktaş'ı stat terörünün sorumlusuymuş gibi gösterenlerin, biraz kafalarını kaldırıp dünyayı da görmeleri gerekiyor. Soruna böyle yaklaşınca çözümü için de renk farkı gözetmeden, bunun sporun bir sorunu olduğunu görerek, çözüm aranırsa daha sağlıklı olacağına inanıyorum. Orada yaşanan olay gerçekten vahim bir şekilde de sonuçlanabilirdi. Her şey küçük bir kıvılcıma bağlıydı. Camiamıza geçmiş olsun.”

 

Mikrobu atmalıyız

SİNAN VARDAR

 

Beşiktaş-Samsunspor karşılaşması, iyi bir moral oldu. Maça Tümer'in girişi ile Beşiktaşımız kişiliğini adeta yeniden buldu. Maçı, 4 - 2'lik skorla kazandık. Bu önümüzdeki maç için camiamız için gerçekten çok iyi oldu.

Beşiktaşımızın Samsunspor karşılaşmasında son yirmi dakikada sergilediği oyunu, UEFA maçında da göstereceğine inanıyorum. Pancu'nun kırmızı kart görmesine gelince, haksızlık olduğu inancındayım. Pancu maça çok iyi başlamıştı. Ancak, maçın 34. dakikasında kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Tam Pancu'yu yeniden kazandık derken, bu olay bizi fazlası ile üzdü.

TERÖRÜN

ÖNLENMESİNE KESİN

KARARLIYIZ

Samsunspor yönetimi, Beşiktaş'ımızı çok iyi karşıladı ve çok iyi ağırladı. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kulüpler Birliği toplantısında şunu gördük ki, kulüp başkanları tribünde terörün önlenmesi için kesin kararlılar. Biletsiz olan hiçbir seyirci kesinlikle stada giremeyecek. Samsunda da üzücü hadiseler yaşandı. Şunu söylemek isterim ki, yalnız Beşiktaş suçlanıyordu. Ancak diğer kulüplerin de bu konuda sıkıntılar yaşadığı Samsun'da gerçekleşen olaylar ile bir kez daha ortaya çıktı. Samsun'da iki taraftar bıçaklandı. Yönetim, çok üzgündü. Bu konuda kulüpler, ancak emniyet ile beraber çalışarak bu hadiselerin önüne geçilebilir. Elbette, mikrobu akabinde bünyeden atmak kolay değildir.

PAFLAR İYİ

MÜCADELE

EDİYOR

AMA ŞANSSIZ

BJK Yönetim kurulu üyesi olmamın dışında benim üzerinde yoğun olarak durduğum alt yapıdır. Bu nedenle birkaç satırda olsa bu konu üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. PAF takımımızın üzerinde nedense bir şanssızlık var. Örneğin Adem, maça çıkmaya az bir zaman kala ısınırken sakatlandı. Maçta, üç şutumuz direkten döndü, kornerden gol geldi. Çok iyi oynadık ancak şans bizden yana olmadı. Buna rağmen çocuklarımızın mücadelesi mükemmeldi. Bu nedenle buradan onları bir kez daha kutluyorum. Bir de şuna değinmek isterim. Biz Beşiktaş PAF takımı olarak genç bir kadroya sahibiz. 20 yaş üzeri bir takım ile karşılaşmanın stresi de yaşanıyor. Bunu da doğal karşılamamız gerekiyor. Ancak bunlar elbette mazeret değildir.

Özetle; PAF takımımız iyi bir yoldadır ve önümüzdeki günlerde çok daha iyi olacaktır.

 

Lider olmak kolay değil

ŞEREF NASIR

 

Beşiktaş, Samsun'da oyuna yine kötü başladı. Tümer 2. devrede bu yanlışı büyük futbolu ile düzeltti. Beşiktaş'ın attığı 4 golün tamamında onun damgası vardı. Ahmed Hassan'a attırdı, Sergen'a attırdı, iki tane de kendisi attı.

Demekki Beşiktaş'ın bir lider futbolcuya ihtiyacı varmış ve bu lider futbolcu tek başına takım olabiliyormuş ve takımı ateşleyebiliyormuş. Tümer'in bu resital yaptığı gecede sonlara doğru oyuna giren Sergen'in sahadaki varlığı da Beşiktaş adına ayrı bir güzellik sergiliyordu. Demek ki 10 kişi kalan bir takım bile klas bir futbolcuyla sonuca gidebiliyor.

İlk yarının ortalarında Del Bosque pas hatalarına dayanamadı ve kulübeden dışarı fırlayarak talimatlar yağdırdı. O ana kadar devamlı pas hatası yapan Ahmet Yıldırım-Tayfun ikilisinin ayaklarından çıkan paslar nispeten düzeldi. Ahmed Hassan sağ kulvarı kullanmaya başladı. Pancu ve İbrahim Akın'ın ceza sahasına yaptığı deparlar Beşiktaş'ın toparladı.

Ve oyunun 34. dakikasında Mustafa Çulcu bir çuval inciri berbat etti. Kendisinin Pancu'ya gösterdiği kırmızı kartta hareketi net olarak gördüğüne inanmıyorum, çünkü düdük çalmadı, yardımcı hakemlerden bir hareket yok, herhalde 4. hakemden bir uyarı aldı.

Karar olağanüstü ağır. Pancu topa hamle yaptı, rakibi kayarak üzerine geldi. Pancu ayağı havadayken bu hareketle tabii ki yere düşecekti ve kayarak gelen rakibinin üzerine düştü. Olağanüstü gayretle rakibinin göğsüne çok hafif bir şekilde, ağırlığını sol ayağına vererek, göğsüne dokunarak atladı. Eğer dikkat etmeseydi rakibinin göğsüne bassaydı bir sakatlanma olurdu, oysa çizik dahi yok.

Sanırım devre arasında bu hatasını anlamıştır. Çünkü 2. yarıya çok düşünceli ve moralsiz çıktı. İlk yarıda saçmalayan Çulcu'yu ikinci devrede mumla aradık. Üç komik penaltı verdi. Neredeyse yine maç çığırından çıkacaktı.

Beşiktaş dün Samsunspor taraftarına teşekkür borçlu. Çirkin küfürleriyle Tümer'i hırslandırdılar ve 2. devre Tümer sahneye çıktı. Bu küfürler karşısında ve Samsun'daki çirkin bıçaklanma olayında yasa işleyecek mi?Bekleyeceğiz, takip edeceğiz.

Del Bosque'nin artık bazı şeyleri görmesini istiyor ve altını çiziyorum. Lider futbolcularımızı iyi değerlendirmesi, küstürmemesi lazım ve elinde Cordoba gibi bir kaleci de varsa muhakkak kaleye koyması lazım.

Bir de Çaykur Rizespor maçında yaşanan bireysel bir adli olayı Beşiktaş'a mal etme çabalarını şaşkınlık ve esefle izliyor ve karşılıyorum.

Bu çerçevede üç maç seyircisiz oynama cezasını alelacele veren Futbol Federasyonu'nun bu cezasını da haklı bulmamız mümkün değil.

Futbol Federasyonu stadımızda vuku bulan ve hepimizi derinden üzen bireysel bir adli olayı neden göstererek milyonlarca taraftarımızı, seyircimizi cezalandırma yolunu seçmiştir.

Daha evvel Mecidiyeköy'de sırf siyah-beyaz atkısı var diye maçtan çıkan fanatiklerin gencecik bir mühendisi karısının gözü önünde döverek öldürmeleri hemen kapandı. Unutmadık bunları. Divan Kurulu toplantısında yaptığım konuşmanın tam metnini okursanız herşeyi anlarsınız.

Bütün kötü günler geride kalsın.

 

Ödül ve ceza

NEVZAT DEMİR

 

Sokaklarımızda her gün yaşanan bir olayı ne yazık ki İnönü Stadı'nda da tekrarlanması, memleketi ayağa kaldırdı. Elbette ki, 16 yaşındaki bir gencin stadyumda bıçaklanarak öldürülmesi çok vahim ve çok üzücü bir olay. Ancak bunun hem engellenebilmesi kolay değil hem de Beşiktaş'a biçilen cezanın şiddeti yeni bir sıkıntı yaratıyor.

Doğrusunu isterseniz, biz ödüllendirmeyi de bilmiyoruz cezalandırmayı da. Bunun sayısız örnekleri var. Özellikle şu seyircisiz oynama cezası, Batı'da çok ender başvurulan bir ceza türü. Fakat bizde çok sık uygulanmaya başlandı.

Oysa bu ceza ile asıl “iyi taraftar” olarak nitelendirebileceğimiz yığınların mağdur edildiğini göremiyoruz. Üstelik bunun hukuksal bir boyutu da var. Belki kombine kart sahiplerinin açacağı dava, böyle bir cezayı tümüyle ortadan kaldırabilir. Çünkü onlar hiçbir suç işlemedikleri halde epeyce şiddetli biçimde cezalandırılmış oluyorlar. Sınırlı hukuk bilgimle de olsa, “bu işte bir yanlışlık olduğunu” farkediyorum. Ancak daha fazlasını söylemek, benim işim değil.

Kaldı ki, bu tür önlemler genel olarak insanları futboldan soğutuyor. Zaten Cihat Aktaş evladımızın bu talihsiz olay sonrasında hayatını kaybetmesinin futbol adına önemli sonuçlarından biri de bu. Bugünlerde belki biraz soğuklar yüzünden tribünlerin boş kaldığını düşünebiliriz ama her bakımdan keyifleri yerinde olan Fenerbahçe tribünlerinin bile bomboş kalmasının üzerinde durmak gerekiyor.

Açıkçası, son zamanlarda Türk futbolu çok açık bir gerileme dönemine girmiş bulunuyor. Milli takımın aldığı sonuçlar, kulüp takımlarımızın Avrupa Kupalarındaki başarısızlıkları, tribünlerin boşalması ve hepsinin üstüne bu acı ölüm olayı...

“Hepimiz suçluyuz” türünden toptancı yaklaşımlarla bu sıkıntıyı aşabilmek pek mümkün görünmüyor. Futbolun içindeki bütün kesimler artık görevlerini yapıyormuş gibi görünmeye çalışarak bu işin yürümeyeceğini anlamalı. Federasyon, Milli Takım, kulüpler bir araya gelip çok sıkı bir özeleştiri yapmalı. Önce “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusuna bir karşılık bulunmalı ve ondan sonra yeniden yola çıkılmalı.

Ne yazık ki, toplum olarak şiddetle fazlasıyla içli dışlıyız. Bu sorun, bugünden yarına ortadan kaldırılabilecek gibi değil. Üstelik, bunun en sağlıklı çözümünün eğitimle olacağını hepimiz biliyoruz ama bunun ne zaman gerçekleşebileceği konusunda hiçbirimiz umutlu bir söz söyleyemiyoruz.

Kısacası, fena halde sıkışmış durumdayız. Bundan kurtulmanın yolu da herkesin kendi üzerine düşeni adam gibi yerine getirmesidir. Tabi Beşiktaş yönetiminin taraftarlarla arasındaki ilişkiyi gözden geçirip bir takım yeni düzenlemelere gitmesinde de yarar vardır. İşin bu yanını hepimiz çok iyi anladığımız için fazla üzerinde durmak istemiyorum. Taraftarın ateş gibi olduğunu başkaları da söylemişti. Ona gereğinden fazla yaklaştığımız zaman düpedüz yanıyorsunuz. En uygunu, onun ateşiyle ısınabileceğiniz mesafede durmak...

 

Kendinizi inkar etmeyin

SALİH SEZER

 

Biz sezon başında, Del Bosque'ya takımı tanıma süresi tanımıştık. Bu tanıma süresi, Beşiktaş için oldukça yaralı geçti. Ancak, İspanyol çalıştırıcı sadece antrenman performanslarını değerlendirerek belli bir kadro oluşturuyor ve bu kadroyu sahaya sürüyordu. Çok deneyimli olduğuna inandığımız hocanın bir yerde önemli bir gerçeği atladığına şahit olduk. Del Bosque, her futbolcu sadece idman performansı ile değerlendirilemez, gerçeğini göz ardı etti. Örneğin, son Samsunspor maçını, yaptığı iki asist ve attığı muhteşem frikik golüyle, maçı Beşiktaş'ı lehine döndüren Tümer'i, bu maçta tanıdı. Şimdi, Tümer'den vazgeçebilir mi diye merak ediyorum.

SERGEN VE TÜMER

Yanı sıra, Sergen'in Tümer ile birlikte yapamayacağını yazan bir dolu spor eleştirmeni şimdi ne diyecek, çok merak ediyorum. Demek ki, burada bir teknik adam eksikliğinin yanı sıra ki aslında buna teknik kadro eksikliği demek lazım.

BEŞİKTAŞ İÇİN MİLAT!..

Del Bosque'ye bu konuda yardımcı olacak kişilerin olmadığı ortaya çıktı. Yani, birileri İspanyol hocaya “Hocam bu Tümer, iyi futbolcudur. Bunda ısrarcı olursanız size çok faydalı olur” diyecek bir kişi olsaydı, hem Tümer bu kadar kulübede oturmayacaktı hem de belki de Beşiktaş bu kadar puan kaybetmiş olmayacaktı. Tabi ki, Samsunspor karşılaşmasının Beşiktaş için bir milat olmasına her Beşiktaşlı kadar ben de arzuluyorum. Ancak; teknik kadronun eski hatalarına düşmemesi lazım.

KAZANILMAYACAK

MAÇ YOK

Beşiktaş, zaman zaman oynadığı iyi futbolla maçı koparabiliyor ama bu kez önünde de bir Avrupa sınavı var. S. Liege, Avrupa'nın iyi takımlarından biri. Ama Beşiktaş için Türkiye'nin iyi takımlarından biri diyemiyoruz... Çünkü Beşiktaş'ın performansı ortada. Temennimiz, hiç kuşkusuz Beşiktaş'ın bu maçı kazanmasından yana.

ARTIK HATA YAPMAYIN

Ama teknik kadro dahil hiçbir futbolcunun ayrıca taraftarın hata yapmaması lazım... Beşiktaş'ın kazanamayacağı hiçbir maç yok. Yeter ki kendilerini inkar etmesinler!..

 

Aynı geminin içindeyiz

ÖMER GÜVENÇ

 

Beşiktaş, Samsunspor maçında Pancu'nun oyundan atılmasıyla birlikte 10 kişi kalmasına rağmen, maçı 4-2'lik bir skorla kazandı. Beşiktaş, bu durumun da etkisiyle ilk 45 dakikada, kendisine yakışmyacak şekilde son derece kötü bir futbol ortaya koydu. İkinci yarıda ise, Tümer'in oyuna girmesiyle Beşiktaş, hücumda çok daha fazla etkili oldu. Beşiktaş'ın Samsunspor karşısındaki galibiyeti, Standard Liege maçından önce UEFA Kupası maçları için de çok büyük bir moral kaynağı olacaktır.

TÜMER

PERFORMANSI İLE ARKADAŞLARINI DA

ALEVLENDİRDİ

Samsunspor karşılaşması ile ilgili olarak şunu da söylemek isterim ki, ikinci yarıda oyuna giren Tümer, oyunun gidişatını tümüyle değiştirdi. Tümer, çok yetenekli, futbol zekası ve tekniği üstün bir oyuncu. Samsunspor karşısında tüm bunları sahaya yansıtınca, kendisini olduğu kadar arkadaşlarını da oynattı. Sonuçta Tümer, her zaman bu hırsını, inancını ve azmini ortaya koysa ilk 11'in gediklisi olacaktır.

KAFALAR

LİGTE OLMALI

Beşiktaş'ın bundan sonra ligdeki diğer maçlarında da istikrarsız futbolu devam edecek gibi görünüyor. Zaten futbolcuların kafası da, ligde değil UEFA'da... Tüm motivasyonlarını UEFA'ya yöneltmiş durumdalar. Steaua Bükreş maçını bir kaza olarak görüp, dikkatları Standard Liege maçına yöneltmek gerekiyor. Ben Beşiktaş'ın, Standard Liege'yi kendi evinde yeneceğine inanıyorum. Standard Liege Kartal'a rakip olacak bir takım değil. Beşiktaş, UEFA'da bu gruptan çıkan takım olacaktır.

FUTBOLUN GÜZELLİKLERİ KONUŞULSUN

Son haftalarda, futbolun, gollerin güzelliklerini konuşacağımıza maalesef tribün ve futbol terörünü konuşuyoruz. Bu da futbolcular başta olmak üzere tüm camianın canını sıkıyor. Tribünde olanları unutmak değil elbette, ama futbolun önüne geçmesine de izin vermemeliyiz. Bir geminin içindeyiz ve batarsa hepimiz boğuluruz...

 

Gece gündüz farkı

İLKER ATEŞ

 

Beşiktaş Samsun'dan 4-2lik bir skorla döndü. Samsunspor maçını iki şekilde değerlendiriyorum. Birincisi Tümer'siz dakikalar, ikincisi de Tümer'li dakikalar... Her ikisi arasında gece - gündüz farkı var. Bir futbolcunun tek başına oyunun kaderini nasıl değiştirebileceğini herkese gösterdi. Büyük futbolcu olmak işte bu!

BEŞİKTAŞLI

OYUNCULAR TÜMER'LE

BİRLİKTE

COŞTU

Tümer'siz Beşiktaş, mahalle takımını andırıyordu... Tümer, oyuna girmese idi, takım 10 kişi kaldığı için büyük bir olasılıkla maçı kaybedecekti. Tümer, 10 kişilik bir takımın bile gerektiğinde 12 kişi olabileceğini gösterdi. Onun futbol dolu hareketlerini izleyen öteki Beşiktaşlı futbolcular da, verimlerini artırmaya başladılar. Hepsine birer Tümer dopingi yapılmış gibiydi...

GALİBİYET

MORALİ

UEFA KUPASI

MAÇLARINI DA ETKİLER

Tümer'in bütün gollerde imzasının olması işin diğer önemli kısmı. Yani başka bir deyişle hem atması hem attırması Beşi