AĞUSTOS 2000, SAYI 5
Etkinliklerde işbirliği kararı çıktı
TÜRK - YUNAN dostluğuna kültürel katkı
Yunanistan'ın şirin sahil kenti Kavala'da düzenlenen festival bu yıl yoğun kültür etkinliklerine sahne oldu. Festivale bu yıl Merkezi Gayrettepe de bulunan İstanbul Kültür A.Ş'de destek verdi. Festival sonrası bir açıklama yapan İstanbul Kültür A.Ş Genel Müdürü Cengiz Özdemir, önümüzdeki yıllarda bu tür festivallere beraber düzenleme konusunda yetkililerle fikir alışverişi yaptık. Türk, Yunan dostluğuna katkıda bulunmak amacındayız. Türk, Yunan dostluğunun pekişmesi de ancak kültürel çabalarla olur "dedi.
Esnaf önünü göremiyor !..
Gazete Beşiktaş muhabirleri mahelleleri gezerek esnafın sorunlarını dinledi. Esnaf halinden memnun değil. Ama ileriye de umutla bakıyor. Vatandaşların şehri terk etmesi nedeniyle alışverişin azaldığını belirten esnaf, Eylül ayından itibaren işlerin açılacağını bekliyor.
Yerel gazeteciler zirvesi
Doğru Yol Partisi (DYP) İstanbul İl Propaganda
Başkanlığı, "Yerel Medya Sorunları ve Çözümleri" konulu bir panel
düzenledi. Panele katılım oldukça yüksek oldu. Parti il binasında 8 Temmuz Cumartesi
günü gerçekleşen panel, basın mensuplarına kahvaltı ikram edilmesiyle başladı.
DYP İl Binası'nın Konferans Salonu'nda gerçekleşen toplantıya, DYP Genel Başkan
Yardımcısı İstanbul Milletvekili Hayri Kozakçıoğlu, GİK Üyesi istanbul Milletvekili
Celal Adan, DYP İstanbul İl Başkanı Süleyman Soylu, İl Yönetim Kurulu Üyeleri,
İl Basın Propaganda Başkanı İskender Oflaz, İlçe Başkanları, İlçe Basın Propaganda
Başkanları ve 72 ayrı yerel medya kuruluşu adına 110'u aşkın kurum temsilcisi
katıldı.
Açılış konuşması yapan İl Basın Propaganda Başkanı İskender Oflaz, yerel medyanın
desteklenmesi gerektiğini vurgularken, İstanbul İl Başkanı Süleyman Soylu ayakta
yaptığı konuşmasında, "Demokrasi için yerel medya şarttır. Ulusal medya
gibi yerel medya da devletten destek almalıdır. " dedi.
Gazete Beşiktaş çok beğenildi
Panelde Gazete Beşiktaş çok beğenildi ve özellikle haber içeriği ile zenginliği
taktir edildi.Gazete Beşiktaş'ın, Beşiktaş, Etiler, Levent, Bebek, Ortaköy,
Arnavutköy, Gayrettepe bölgelerine de hitap ederek geniş bir dağıtım yelpazesine
sahip olması da panelde hayranlık uyandırdı.
İstanbul milletvekilleri destek şart dedi
GİK Üyesi İstanbul Milletvekili Celal Adan ise, "Biz gücümüzü haktan almak
mecburiyetindeyiz. Halkı en iyi yansıtan da yerel medyadır." diyerek, konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Devletin kasasında eli olmayan, kendi imkanlarıyla ayakta duran sizler
demokrasiyi de kurtaracaksınız. Birbirimize benzeyelim ya da benzemeyelim, hepimizin
amacı Türkiye. O halde kader birliği yapalım." şeklinde konuştu.
Toplantıda sorunlarını dile getiren yerel gazete, radyo ve televizyon temsilcilerinin
konuşmalarının ardından söz alan DYP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili
Hayri Kozakçıoğlu, yerel medyanın devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini
vurgulayarak şunları söyledi:
"Yerel medya hükümetten destek görmemiştir ve bu duruma rağmen ayakta kalmaya
çalışıyor. Yerel medya ve bölge gazetelerine öncelikle kendi bölgelerinin isimlerini
taşıyan ve haberlerini vatandaşa aktaran yerel yöneticiler ve ilgililer sahip
çıkmalıdır. Saygı göstermelidir. Pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da çifte
standart uygulanıyor."
Toplantının sonunda, yerel medya ile ilgili panellerin Anadolu'nun çeşitli yerlerinde
de yapılacağı sözü verildi.
Komisyona Gazete Beşiktaş'tan temsilci...
Yerel medya sorunlarının tartışılması ve çözümlenmesi amacıyla 19 yerel medya
mensubu ve 6 DYP'li milletvekilinin bir araya gelmesi sonucu bir "Çalışma
Grubu" oluşturulmasının ardından panel sona erdi. Gazete Beşiktaş'tan da
bu gruba Haber Müdürü Begüm Bozdağ temsilci olarak seçildi.
Diğer parti ve sivil toplum örgütlerinin de bu tür toplantılar yapması gerektiğini
savunan yerel basın mensupları gazetecilik acısından yapılacak her tür toplantıya
katılma kararı aldı ve temsilciler kanalıyla bölge gazetelerinin gelişmesini
sağlayacaklarını kaydettiler.
Boğaz işgal altında!
Gün geçmiyor ki Marmara'nın incisi Boğaz'da bir etkinlik düzenlenmesin. Geçen ay da Boğaz, birbirinden önemli etkinliklere sahne oldu. Örneğin; Kabotaj Bayramı kutlandı. Boğazların teması basına tanıtıldı. Çevreciler, denizi kirleten tankerleri, engellediler. Sürat tekneleri kıyasıya yarıştı. Hatta Suudi eski Bakan dahi süper yatıyla Türkiye'ye geldi ve boğaza demir attı.
Teknelerden deniz görünmedi
Boğazlardan tanker geçişin ve kazaların protesto
etmek amacıyla 80'e yakın sivil toplum örgütünün desteklediği eyleme 100 kadar
tekne katılınca deniz teknelerden görünmez oldu. Çengelköy'den yola çıkan göstericilerin
tekneli eylemi 3 saat sürdü. KAFKASYA petrolün Boğazlar üzerinden dünya pazarına
sunulacak olması, sivil toplum örgütlerini harekete geçirdi. Tanker trafiğinin
Boğazlar için tehlike yaratacağını belirten bir grup sivil toplum örgütü, dün
teknelerle İstanbul Boğazı''da eylem yaptı.
Eyleme 80 kadar sivil toplum örgütü destek veriken 100 kadar teknede protesto
gösterisine katıldı. Çengelköy açıklarından başlayan Boğaz turunda tekneler
Beykoz Paşabahçe'ye kadar sahil den giderek tatil yapan vatandaşları megafonla
çevre konusunda uyardılar. Tanker taşımacılığında boğazların kullanılmasına
karşı çıkan Tema Vakfı Başkan Vekili Nihat Gökyiğit, "Petrolün pazara ulaşması
için bir yol gerekli. Ama bu yolun Karadeniz 'den ve Boğazlar'da petrol tankeri
istemiyoruz" dedi. Eylemciler alternatif olarak petrol boru hattı önerdiler.
Teknelerle yapılan gösteri Beşiktaş açıklarında sona erdi.
"Üç kuşaktır otomotiv sektörü içindeyiz"
İş dünyasına nasıl atıldınız ?
Kırşehir'de ailemizin attığı temeller üzerinde,
otomotiv sektörüne girdik. Önce traktör, kamyonet ve otomobil ardından da otobüs
işletmeciliği sırasıyla geldi. Üç kuşaktır otomotiv sektörü içindeyiz. Ailemizin
her biri şirkette ve farklı görevdeler.
Mazda ile nasıl
özdeşleştiniz?
15 yıldır Mazda otomobillerinin Türkiye Genel Distribütörüyüz. Mermerler veya
Merbil denilince akla Mazda geliyor. Mazda'ya Türkiye çapında servis ve yedek
parça imkanı oluşturduk. Bu nedenle de Mazda Türkiye'de güvenilir bir marka
oldu. Satış, servis, yedek parça ve 2. el otomobil ile Türkiye'nin her yerindeyiz.
Otobüs operasyonunuz nasıl gidiyor ?
Bundan 4-5 yıl önce Türkiye'de üretilen otobüslerin hızla yükselen piyasa beklentilerine
gerek kalite gerekse aksesuar olarak yeterli ölçüde cevap veremediği düşüncesinden
hareketle tüm Avrupa'yı taradık. Belçika'da üretilen VAN-HOOL otobüslerinin
hem kalite hem de konfor olarak ülkemiz şartlarına en uygun marka olduğuna karar
verdik. 1998 yılında da VAN HOOL ailesi ile distribütörlük anlaşması yaptık.
İstanbul merkez olmak üzere ülke genelinde 26 adet yetkili servis ağı oluşturduk.
İmaj çalışması
yaptınız mı?
Marka imajı oluşturmak için, müşteriye direk tanıtımın etkili olacağı düşüncesiyle
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Konya gibi bölgelerinde turlar ve test sürüş
programları geliştirdik. İki yıllık ihtiyacı karşılayacak hacimde yedek parça
getirdik. Otobüs satışı için, uygun maliyet ve şartlar geliştirdik.
Sektörün önünü nasıl görüyorsunuz?
Otomativ sektörü faizlerin inişi ile birlikte atağa kalktı. Tüm markalarda ki
satışlara bakarsak, gözle görülür bir kıpırdama var diyebiliriz.
Otomativ sektöründe yönetim anlayışı nedir?
Eskiden ne teşkilatlar ne rehberlikler ne de showroomlar vardı. Artık otomativ
satışları internete dahi girdi. Belki daha az elemanla satışlara gidilmek isteniyor.
Dünyada bu tür satışlar başlamış durumda. Evinde oturan adam istediği renkte,
modelde otomobil seçiyor. Talepte bulunuyor. Satın alıyor. Bizde bu tür yeniliklere
kolay adapte olduğumuz için öğreniyoruz. Zaman içinde altyapıyı hazırlayarak
bizde bu tür satışlara geçebiliriz.
Şirketinizin yapısı nasıl işliyor?
Mazda bir aile şirketi ama yavaş yavaş bizde kurumlaşmaya başladık. Çünkü kurumlaşmazsanız
ileride kişilerdeki değişikler, şirketi olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun bilincindeyiz.
Zorlanmamak için kurumlaşmanın ilk adımlarını attık, yoğun bir program takip
ediyoruz.
İleriye dönük
projeleriniz var mı ?
İmalat için bir süre önce izin almıştık. Ama daha sonra ekonomik kriz yüzünden
bu ülke ekonomisi için çok önemli olan bu projeyi ertelemek zorunda kaldık.
Şu anda olan fabrikalar tam kapasiteyle çalışmıyor. İleriye dönük yeniden düşünebiliriz.
Tüm işlerimizin kaliteli olmasına önem veriyoruz. Projelerimiz verimlilik ve
kalite üzerine kurulmuştur.
Spor adamı dediğin böyle olur
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü Ağrı Dağı'nın 5 bin 165 metrelik zirvesine çıkan ilk devlet adamı ünvanını aldı. Çok güçlü koşullar altında tırmanış yapıldığını söyleyen Bakan Ünlü, "Dorukta sevgi, heyecan ve korkuyu bir arada yaşadım" dedi. Şubat ayında Ağrı Dağı'na kış tırmanışı yaparken hayatını kaybeden İskender Iğdır'ın anısına düzenlenen tırmanışa Dağcılık Federasyonu Başkanı Alaattin Karaca ile birlikte başlayan Bakan Ünlü, ilk geceyi 3 bin 200 metredeki ana kampta geçirdi, ertesi gün, ekibiyle birlikte 40 bin 200 metre yüksekliğe çıktı. Bakan Ünlü ile beraberindekiler, geçen ay 5 bin 165 metre yükseklikteki Atatürk zirvesine çıktı. Ünlü tırmanış sonrasında şunları söyledi: "Ağrı Dağı terörden tamamen arındırıldı. 4 bin 200 'de yattığımız gece, gök gürültüsü beni oldukça korkuttu. İskender Iğdır'ın kayarak düştüğü Cehennem Vadisi'ni gördüm. Onun düştüğü yere Tokyo'dan aldığım bir feneri anısına bıraktım. Zirvede olmak, çok büyük mutluluk. Ağrı Dağı'na çıkan ilk bakan da olmak ayrı bir keyif."
Milleti korkutmaya ne hakkınız var
Geçen ay yaşanan deprem tatbikatı halen konuşuluyor.
Bazıları haberdar edilmeli derken, yetkililer tatbikat habersiz yapıldığı taktirde
yararlı olur diyor. Sonuçta, haber verilmeden yapılan deprem tatbikatı milyonları
sokağa döktü. Ve ilk kıvılcımında Beşiktaş'tan çakıldığı belirtildi.
Türkiye'yi yıkan 17 Ağustos depreminden sonra İstanbul Valiliği bünyesinde kurulan
Afet Kriz Merkezi geceli gündüzlü çalıştı. Her şey depreme depreme hazırlıklı
olmak içindi. Ve bu amaçla geçen ay deprem tatbikatı yapıldı. Polis, itfaiye
ve sivil savunma ekipleri gece yarısı sokağa döküldü. Ama tatbikat yapılacağından
vatandaşın haberi yoktu. Vatandaş bu seferde tatbikata habersiz yakalanmıştı.
İstanbullu sokağa döküldü
İstanbullu huzurlu bir akşam geçiriyordu. İlk kıvılcımın Beşiktaş'tan patladığı
ileri sürüldü. Edinilen bilgiye göre, Beşiktaş'ta bir güvenlik ekibi elinde
mikrofon "Deprem var" diye sokak sokak bağırmaya başlayınca iş çığırından
çıktı. Neye uğradığını şaşıran vatandaşlar panik içinde sokağa fırladı. Telefona
sarılan yakınlarını aradı. Çoluk çocuk yaşlı genç kaçışmaya başladı. Hastalar
ise çaresizdi. Panik her geçen saat daha da büyüdü.
Diğer yandan her zaman olduğu gibi yine fısıltı gazetesi de çalışmaya başladı.
"Marmara'nın suları ısınmış, büyük bir deprem olacakmış." Dedikodusu
her şeyin üzerine tuz biber ekti. İstanbul, İzmit, Sakarya ve hatta Çanakkale
bile fısıltı depremiyle sarsıldı. Park ve bahçeler insan seliyle dolup taştı.
Aklı selim vatandaşlar bile bu karabasandan etkilendi. Herkes gerçeği öğrenmek
istiyordu. Zaten aylardır akademisyenlerde dahil olmak üzere her kafadan çıkan
çeşitli sesler halkı tatmin etmiyordu, bu zamansız ve şekilsiz deprem tatbikatı
insanların üzerinde daha da kötü bir izlenim yarattı.