Anasayfa
BİRİNCİ SAYFA
Kahraman Mehmetçik
DİDEM TUTAL
Her ailede bir asker vardır, bu kimi zaman bir baba, bir eş, evlat veya bir
ağabeydir. 20 yaşlarında silah altına alınırlar. Askerlik hizmetlerini yapmak
üzere Türk Silahlı Kuvvetlerine katılırlar. Peki ya sonra?
Bu konuda, TSK Mehmetçik Vakfı İstanbul Temsilcisi Ufuk Özkaynak ile görüştük.
Silah altına alınanların güvenceleri, Mehmetçik Vakfı’nın faaliyetleri, görevleri
üzerinde bilgi aldık.
17 Mayıs 1982 yılından beri çalışmalarına devam eden Vakıf, mehmetçiklerin bir
güvencesi niteliğinde. Özkaynak, vakfın amacını şöyle ifade ediyor:
‘Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı çok önemli bir ihtiyaçtan doğmuştur.
Anne babaların bin bir umutla yetiştirip büyüttükleri evlatları anayasal görevi
olan yurt güvenliğini korumak amacıyla askerlik hizmetlerini yapmak üzere TSK
bünyesine katılır. Bu gençlerin hiçbir sosyal ve maddi güvencesi yoktur. 20
yaşında silah altına alınırlar. Maaşları, sigortaları yoktur. Silah altındayken
herhangi bir sebeple hayatını kaybederse ya da sakat kalırsa hiçbir sosyal güvenceleri
olmadığı için sakat kaldıkları taktirde kendileri ve ailesi mağdur olur. Bu
ihtiyacı karşılamak üzere TSK Mehmetçik Vakfı kuruldu.’
Hayatı risk altında olan mehmetçiklerin hayatlarını garanti altına alınmasında
sigortalı olmaları bir faktör. Sigortalılığı teşvik etmek için ise Mehmetçik
Vakfı, Mehmetçik Vakfı Sigortacılık Hizmetleri A.Ş, Aksa Oyak Sigorta’nın bir
hissedarı olan şirketle de hizmet veriyor. Askerlerin istekleri doğrultusunda
bir defaya mahsus 10 milyonluk prim ödemeleriyle uzuv veya can kayıplarına karşı
sigortalanmış oluyorlar. Bu sigortalama işlemi diğer sigorta şirketlerince de
yapılabilmekte.
Çavuş, onbaşı ve er statüsünde olan askerlerin sakat kaldıklarında, kendilerine
sakatlık derecelerine göre, birinci dereceden altıncı dereceye kadar önce toplu
para yardımı yapılıyor. Askerlik görevini yaparken her ne sebepten olursa olsun
hayatını kaybeden mehmetçiklerin dul ve yetimlerine, aile yakınlarına, çocuklarına
sosyal ve ekonomik destek sağlanıyor.
Vakfın gelir kaynaklarını Özbayrak şöyle sıralıyor:
‘Devlet bütçesinden hiç bir katkı almıyoruz, devlet bütçesine ek gelirlerden
de almıyoruz. Bizim gelirlerimiz vakfın hiçbir imkanından yararlanmayan Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne mensup subay ve astsubayların her ay maaşlarından gönüllü
olarak verdikleri yardımlardır. İkinci gelirimiz askeri birlik komutanlıklarının
her yıl yaptıkları mehmetçik gecelerinden elde ettikleri tüm gelir bize gelir.
Yine subay astsubay ailelerinin yapmış oldukları sosyal etkinliklerden elde
ettikleri gelirler bize gelir. Askeri kantinlerin gelirlerinin azımsanmayacak
miktarı ki bu %3 tür. Bunun dışında hamiyetli gönlü zengin Türk insanının nakli
bağışları olur. Bir de Milli Piyango, Spor Loto Toto, Sayısal Loto gibi şans
oyunlarından da bir miktar vakfımıza aktarılmamaktadır’
Son dönem yardım planı ise şöyle: İlk sakat kalındığında veya vefat eden mehmetçik
olduğunda onun kanuni mirasçılarına yapılan yardım 4 milyar 407 milyon. Sakat
kalan mehmetçiklere de sakatlık derecelerine göre aylık bağlanıyor.
Birinci derece: ayda 295 milyon, ikinci derece: 261 milyon, üçüncü derece: 196
milyon, dördüncü derece: 98 milyon TL bağlanır. Bu miktar Ocak ve Temmuz aylarında
artırılıyor. Ancak, şu anda 5. ve 6. derece sakatlara ise aylık verilemiyor.
Bunun nedeni ise, çalışmalarına engel bir durumun olmaması.
Ölüm nedenleri ne olursa olsun ayrım yapılmaksızın vakıf yardım etmektedir.
İntihar konusu da bu kapsamda.
Vakfa başvurulması hususunda ise, gerek ölen askerin ailesine gerek sakat kalan
askerin kendisine gerekli hatırlatma yapılıyor. Öncelikli olarak, bütün kıta
komutanlıklarından askeri birimlerin tüm alt kademelerine kadar gerekli bildiri
yapılıyor.
TSK Mehmetçik Vakfı
İstanbul İl Temsilciliği
Tel: 0216 369 66 22
www.mehmetcik.org.tr
Banka hesap numaraları
Türkiye İş Bankası
Balgat Şubesi 600000
Ankara
ÜÇÜNCÜ SAYFA
Hollywood Beşiktaş’a taşınıyor!
Beşiktaş kültür ve sanat
cenneti oluyor. Akatlar, Ortaköy ve Levent’teki Kültür Merkezlerinde sinema,
tiyatro ve sergi amaçlı hizmet verildiğini kaydeden Beşiktaş Belediye Başkanı
Yusuf Namoğlu, İstanbul’un en büyük tiyatro salonunu ilçeye kazandırmak için
start verildiğini açıkladı. Namoğlu tiyatro salonunun yanı sıra aynı kompleks
içinde Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini ve dev bir sanatçılar
parkı yaptırdıklarını söyledi. Parkta Amerika Hollywood’taki gibi bir çok sanat
dalında yaşayan ve vefat eden ünlülerin heykelleri, büstleri ve el izleri yer
alacak.
KÜLTÜR VE SANATIN MERKEZİ
Beşiktaş Belediye Başkanı Namoğlu konu hakkında şu bilgileri verdi: “Göreve
başladığımda önce mevcut kültür merkezlerini revize ettim. Şimdi ilçedeki kültür
merkezlerinde düzenli olarak tiyatro oyunları sergileniyor, sinema gösterileri
yapılıyor, sergi salonları hınca hınç doluyor. Kültür merkezlerinin kullanılmayan
alt ve üst katlarını dahi değerlendirdik. Buralarda, boya el beceri kursu biçki
dikiş olan hanımlara yönelik olmak üzere toplam 6 dalda kurs düzenlemeye başladık.
Etiler, Akatlar’daki kültür merkezini de yine aynı şekilde daha aktif sanatsal
etkinlikler düzenlenecek hale getirdik. Ortaköy’dekini ise, tamamen yenibaştan
onarıma aldık. Levent’te bulunan belediyeye ait bir marketi bir sinema salonuna
dönüştürdük. 2 senedir 110 kişi kapasiteli bir sinema olarak kullanılıyor. Bunun
da işletmeciliğini sinema vakfı yapıyor.”
SİNEMA VE TİYATRO CENNETİ
Öte yandan Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu İstanbul halkına bir de müjde
verdi ve bir yıl içinde 1000 kişilik bir tiyatro salonu yapacağını söyledi.
Namoğlu konu hakkında şu bilgileri verdi;
“Seçim öncesi halka söz verdim. Hatta sözleşme yaptım. Etiler, Akatlar’da Atatürk
Kültür Merkezi benzeri bir dev tiyatro salonu yapacağım. Sarı Konaklar mahallesi,
Uğur Mumcu Caddesi kenarındaki dev bir alan üzerine inşa edilecek. Kaynaklarımızla
bunu finanse edebilmemiz gerekiyor. Devletten hazineden satın aldığım yeri kat
karşılığı olarak verdik ve ihalesini yaptık. 2003 yılının sonunda tamamen bitmiş
olarak bize teslim edilecek. İnşaat bu ay içinde başlıyor hızlı bir şekilde
yapılacak. Tiyatro salonlarında bir takım problemler olmaması için uzmanlarla
yola çıktık, projelendirdik. Örneğin, buraya, yürüyen merdivenlerle çıkılacak.
Katlı bir şekilde ve toplam alanı yaklaşık 3000 metre kare olarak inşa edilecek.
2000 metrekare otoparkı bulunacak, ulaşımı kolay olacak, rahat bir mekan, hatta
camekanlı bir proje düşünüldü. Salonların bir alt katları da sanatsal ve çok
amaçlı olarak kullanılacak. Bu salonu yaparken de projelendirmede Yılmaz Erdoğan
ve Gencay Gürün ile diyolog kurduk. İşin mutfağında olan insanlarla düşünüp
projelendirmenin doğru olacağına inandık.
Diğer yandan tiyatro salonu ayrıca sanatçılar parkı ile bir kompleks oluşturacak.
Bu parkta yaşayan ve vefat etmiş birçok dalda sanatçı heykelleri ve minyatürleri
yer alacak. Türkiye’de böylesine bir park ilk defa yapılıyor. Başka bir örneği
yok. Önümüzdeki aylarda hizmete açacağız. Sanatsal dokunun olacağı bir alan
kuruyoruz. Buradan tüm İstanbullular yararlanabilecek.
Görüntü kirliliğine son
İstanbul Büyükşehir Belediyesi her geçen yeni bir yatırımla İstanbul’un güzelleşmesi ve yaşanılır hale gelmesi için titizlikle yürüttüğü çalışmalara ara vermiyor. Şehrin görünümünün de daha iyiye gitmesi ve kentin dokusunun korunmasına dikkat edilmesi bu çalışmaların önemli yanından biri. Bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürü Ali Fırat, estetik değerlerin ön plana çıkması ve görüntü kirliliğinin önlenmesi hususunda sistemli hareket edildiğini ifade ediyor. Bir icra mercisi olarak görev sorumluluğu ve bilincini geniş bir tabana yayarak çalışan müdürlük, duyarlı, gözlemci, ve takipçi bir anlayışla İstanbul’un çehresinin zedelenmemesi için özveriyle çalışıyor. “İstanbul’un 35 yılını değerlendirecek olursak 1957’den bu yana son 5 - 10 yıl içersinde İstanbul’da çok farklılık görüyorum.Özellikle, Karaköy’deki muazzam bir reklam kirliliğinin önüne geçildi. Bilhassa çatılardaki reklam sunumları. Karmaşık bir görünüm sergiliyordu. Şimdi ise temizlendi. Zaman içinde İstanbul’a baktığım zaman çirkin gözükmüyor. Ancak istenilen boyutta mı, henüz değil. Çalışmak gerek. Çünkü iyinin ve güzelin sonu yok. İstanbul da her şeyin en güzeline layık. Kenti güzelleştirme çalışmalarında bu devinimi kolaylaştırma gayretindeyiz. Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın vurguladığı ifade ile çalışmaların hedefi, ‘Daha güzel İstanbul daha mutlu İstanbullu’ diye tanımlanabilir. Bu slogan ile amacımız bu seviyeyi yakalayabilmektir. Buna ulaşmak için günün 24 saati bu işe adamış durumdayız.” Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nün İstanbul dokusunun korunması sürdürülen çalışmalarla uyumlu hareket eden Zabıta Müdürlüğü, programlı bir şekilde tespitlerde bulunuyor, tutunak tutuyor. İstanbul’u bölümlere ayırarak bir takım çalışması sonucu, kısa sürede denetim sağlanmış oluyor. Amaç ise, daha güzel daha yaşanılır bir şehir...
İşyerlerinin Bekart ilgisi
Finansbank tarafından yalnızca
Beşiktaş bölgesinde uygulanan Bekart’a işyerleri tarafından da büyük ilgi gösteriliyor.
Bekart’a indirim uygulayan işyerleri ve indirim oranları şöyle:
New Yorker %5, Özel Dikilitaş Polikliniği %30, Baykent Tıp Merkezi %10, Beltaş
%10, Biges %5, Bil Dersaneleri %10-%5, Bizimkiler Giyim %10, Boğaziçi Tıp Merkezi
%20, Bolu Et Lokantası %10, Büyük Sürmeli %40-15, Dentİstanbul %15, Barbaros
Halı %25, Dünya Göz Hastanesi %15, Emin Hastanesi %15, Etiler Venüs Pastanesi
%10, Fiori Cafe %10, Hanedan %10, Hay Estetik %10, He-De OcakbaşıI %10, Kethüda
Restoran %15, Kültür Dersaneleri %20, Küpeşte Pizza %10, La Maison %5-%25, Namlı
Kebap %10, Olgar %10, Opal Optik %15, Orgun Kundura %10, Ota Tıp Merkezi %15,
Ota Zayıflama Merkezi %15, Paul&Shark %10, Plus Kundura %5, Ramsey %15,
Reis Cafe %10, Set Kebap %5, Şampiyon Spor Malzeme %10, Şirvan %15, Creperi
Cafe %10, The Plaza %35, TSYD %10, Uluslararası Oben Çiçek %15, Venüs %10, World
Class %5-10, Yalçın Optik %10, Yıldız İnşaat %20, Avşarbey İskender %10, Develi
%10, Levent Kültür Merkezi %10, Küçük Ev %10, Dünya Saç Solarium %10, Ertan
Gıda %5, Kaptanoğlu Mefruşat %10, Murat Dersaneleri %10, Diba Güzellik Merkezi
%10, Seda Güzellik Merkezi %10, Merkez Şarküteri %5, Şarkay Laboratuar %10,
Olympia Pastanesi %10, Kafe’s Cafe&Grill %10, Adnan Ezen Optik ve Lens %10,
Ortaköy Bursa İskender %10, Mithat Balcı Güzellik Merkezi %15, Coiffure Vili
%15, Paradise %15, Çaydanlık %5, Ananas 12 taksit, Akatlar Kültür Merkezi %20,
Hünkar Restoran %10, Şah İşkembe %10, Bol Kepçe %5, Bahar Pastaneleri %7, Mavi
Balık %10, MB Top Gun Shop %10, Kekik Et Lokantası %5, Cafe Sarbonne %5, Dünya
Çiçekçilik %15, Ünsal Bebe %5, First Class Cafe %5, Güvenal Ticaret %5, Eser
Halıcılık %5, Metropolitan Florance %15, The Wrap %10, Türk Kalp Vakfı %20,
Sümer Baba %5, Bellaza Kuaför %10, Özen Optik %15, Karadeniz Pide %10, Faruk
Çeyiz %5, Kervan Çeyiz %5, Hip cafe %20, Bahariye Saat %10, Konyalı Saat %10,
Mavi Karadeniz Pide %5, Chesse Cafe %15, Çinili Fırın %10, Destan Gümüş %10,
İzzet Kuaför %15, Pegasus %10, Bekri Şarap Evi %5, Gülen Köfte %10, Hazal Halı
%15, El Turco %10, Kuşhane Ev Yemekleri %10, Ortaköy Takı Merkezi %10, Stones
Giyim %20, Baran Halıcılık %5, Ekinciler Fırın %15, A La Turka Restoran %5,
Mualla Butik %10, Harbi Optik %10, E.T. Giyim %10, Aleksander Kebap %10, Türkü
Kitapevi %10, Kardeşler %5, Tiryaki Ocakbaşı %10, Kiliza %10, Deep Blue %10,
Faf Ltd.%5.
DÖRDÜNCÜ SAYFA
Kahraman Mehmetçik
DİDEM TUTAL
Her ailede bir asker vardır, bu kimi zaman bir baba, bir eş, evlat veya bir
ağabeydir. 20 yaşlarında silah altına alınırlar. Askerlik hizmetlerini yapmak
üzere Türk Silahlı Kuvvetlerine katılırlar. Peki ya sonra?
Bu konuda, TSK Mehmetçik Vakfı İstanbul Temsilcisi Ufuk Özkaynak ile görüştük.
Silah altına alınanların güvenceleri, Mehmetçik Vakfı’nın faaliyetleri, görevleri
üzerinde bilgi aldık.
17 Mayıs 1982 yılından beri çalışmalarına devam eden Vakıf, mehmetçiklerin bir
güvencesi niteliğinde. Özkaynak, vakfın amacını şöyle ifade ediyor:
‘Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı çok önemli bir ihtiyaçtan doğmuştur.
Anne babaların bin bir umutla yetiştirip büyüttükleri evlatları anayasal görevi
olan yurt güvenliğini korumak amacıyla askerlik hizmetlerini yapmak üzere TSK
bünyesine katılır. Bu gençlerin hiçbir sosyal ve maddi güvencesi yoktur. 20
yaşında silah altına alınırlar. Maaşları, sigortaları yoktur. Silah altındayken
herhangi bir sebeple hayatını kaybederse ya da sakat kalırsa hiçbir sosyal güvenceleri
olmadığı için sakat kaldıkları taktirde kendileri ve ailesi mağdur olur. Bu
ihtiyacı karşılamak üzere TSK Mehmetçik Vakfı kuruldu.’
Hayatı risk altında olan mehmetçiklerin hayatlarını garanti altına alınmasında
sigortalı olmaları bir faktör. Sigortalılığı teşvik etmek için ise Mehmetçik
Vakfı, Mehmetçik Vakfı Sigortacılık Hizmetleri A.Ş, Aksa Oyak Sigorta’nın bir
hissedarı olan şirketle de hizmet veriyor. Askerlerin istekleri doğrultusunda
bir defaya mahsus 10 milyonluk prim ödemeleriyle uzuv veya can kayıplarına karşı
sigortalanmış oluyorlar. Bu sigortalama işlemi diğer sigorta şirketlerince de
yapılabilmekte.
Çavuş, onbaşı ve er statüsünde olan askerlerin sakat kaldıklarında, kendilerine
sakatlık derecelerine göre, birinci dereceden altıncı dereceye kadar önce toplu
para yardımı yapılıyor. Askerlik görevini yaparken her ne sebepten olursa olsun
hayatını kaybeden mehmetçiklerin dul ve yetimlerine, aile yakınlarına, çocuklarına
sosyal ve ekonomik destek sağlanıyor.
Vakfın gelir kaynaklarını Özbayrak şöyle sıralıyor:
‘Devlet bütçesinden hiç bir katkı almıyoruz, devlet bütçesine ek gelirlerden
de almıyoruz. Bizim gelirlerimiz vakfın hiçbir imkanından yararlanmayan Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne mensup subay ve astsubayların her ay maaşlarından gönüllü
olarak verdikleri yardımlardır. İkinci gelirimiz askeri birlik komutanlıklarının
her yıl yaptıkları mehmetçik gecelerinden elde ettikleri tüm gelir bize gelir.
Yine subay astsubay ailelerinin yapmış oldukları sosyal etkinliklerden elde
ettikleri gelirler bize gelir. Askeri kantinlerin gelirlerinin azımsanmayacak
miktarı ki bu %3 tür. Bunun dışında hamiyetli gönlü zengin Türk insanının nakli
bağışları olur. Bir de Milli Piyango, Spor Loto Toto, Sayısal Loto gibi şans
oyunlarından da bir miktar vakfımıza aktarılmaktadır’
Son dönem yardım planı ise şöyle: İlk sakat kalındığında veya vefat eden mehmetçik
olduğunda onun kanuni mirasçılarına yapılan yardım 4 milyar 407 milyon. Sakat
kalan mehmetçiklere de sakatlık derecelerine göre aylık bağlanıyor.
Birinci derece: ayda 295 milyon, ikinci derece: 261 milyon, üçüncü derece: 196
milyon, dördüncü derece: 98 milyon TL bağlanır. Bu miktar Ocak ve Temmuz aylarında
artırılıyor. Ancak, şu anda 5. ve 6. derece sakatlara ise aylık verilemiyor.
Bunun nedeni ise, çalışmalarına engel bir durumun olmaması.
Ölüm nedenleri ne olursa olsun ayrım yapılmaksızın vakıf yardım etmektedir.
İntihar konusu da bu kapsamda.
Vakfa başvurulması hususunda ise, gerek ölen askerin ailesine gerek sakat kalan
askerin kendisine gerekli hatırlatma yapılıyor. Öncelikli olarak, bütün kıta
komutanlıklarından askeri birimlerin tüm alt kademelerine kadar gerekli bildiri
yapılıyor.
TSK Mehmetçik Vakfı
İstanbul İl Temsilciliği
Tel: 0216 369 66 22
www.mehmetcik.org.tr
Banka hesap numaraları
Türkiye İş Bankası
Balgat Şubesi 600000
Ankara
Ekonomik kriz sonrası yabancı paralar karşısında Türk parasının değerinin düşmesiyle
Mehmetçik Vakfı, ek gelir kaynağı oluşturmak için akaryakıt ve dinlenme tesisleri
işletmeye yatırım sahasını genişletti. Maslak’ta, Tem otoyolu üzerinde Fatih
Köprüsünden Ankara üzerine gidişte 17. Km de Kurtköy bölgesinde 3 benzin istasyonu
yer alıyor. Bu tesislerin sosyal boyutu ise, 30 ile 50 arasındaki personel ihtiyacı
nedeniyle, şehit ailelerinin bireylerine veya bölge insanına bir çalışma alanı
oluşturması.
Çevre Gönüllüleri iş başında!..
Çevre Gönüllüleri projesi
çalışmaları kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Yakın tarihte çeşitli okullardan
gelen öğretmen ve müdürleri bilgilendirme amacıyla Etiler Turizm ve Otelcilik
Lisesi’nde bir toplantı gerçekleşti. Katılımcı öğretmen ve müdürler, okulda
oluşturacakları çevre gönüllüsü öğrencileri, nasıl donanımlı bir gözlemci olarak
bilgilendireceklerini konuştu. Toplantıya konuşmacı olarak Milli Eğitim Şube
Müdür Yardımcısı Ersan Öksüz, İl Çevre Müdürü Yavuz Çengel, Müdür Yardımcısı
İslam Salıkan, Kilyos Derneği’nden Güler Sönmez yer aldı.
Bir çok ilçede çalışmaların sürdüğü proje, Beşiktaş İlçesi’nde yoğun bir tempoda
hayata geçiriliyor. Çocukların çevre sağlığını tehdit edenleri gözlemlemesi
ve gerekli mercilere rapor etmesini içeren çalışma, resmi makamların desteğinin
yanı sıra sivil toplum örgütlerinin desteği ile de hayat buluyor. Çevre ve sağlık,
atık maddeler ve tüketim anlayışı gibi kavramların yerleşmesinde etkin bir rol
oynayan proje, üçüncü yılında. Okul çağındaki çocukların bilinçlenmesini hedefleyen
projede, öğretmenlerin rolleri büyük. Öncelikli olarak, bu sosyal bilincin oluşmasında
öğretmenler bilgilendiriliyor. Çevre Gönüllüleri adını taşıyan bir ekibin oluşturulmasındaki
düşünce ise, hassasiyet gösteren tüm herkesin katılabileceği bir anlayışı içeriyor.
Buna göre, öğrenci, öğretmen ve okulda diğer yetkili kişiler ile çevre komisyonunda
yer alan tüm şahıslar haberleşerek çalışmalarını yürütüyor. Amaç ise, daha temiz
bir çevre...
Sağlık Grup Başkanı Ufuk Demiralp, bu konuda oluşturulan bir komisyonun çalışmaları
yürüttüğünü ifade ediyor. Bilindiği gibi, komisyon hazırlanılan programa göre
ilk önce okul müdürleri, rehberlik öğretmenlerini bilgilendirme hususunda çalışmalara
koyuluyor. Ardından asıl iş, minik sorumlulara kalıyor. Çocukların ihbar niteliği
taşıyan gözlem raporları ise yüzü aşkın. Bu konuda, öğretmenlerinin ve çevre
sağlık komisyonları ile haberleşerek çalışan grup, ayır okullarda da olsa takım
çalışması halinde olması gerekiyor. Bu projenin hayata sağlıklı bir şekilde
geçirilmesinde önemli bir unsur. Bu konuda Demiralp, gönüllü olmanın sorumluluk
gerektirdiğini ancak gereken önem ve desteğin sağlanması halinde iyi neticeler
alınacağını belirtiyor.
Beşiktaş Kaymakam’ı Mehmet Emin Avcı’nın da katıldığı Sağlık Grup Başkanlığı’nda
yapılan komisyon toplantısında çalışmalar masaya yatırıldı. Proje, eğitim, denetleme
ve uygulama olarak üç aşamada nitelendirildi.
Sadece Ekim ayında çocuklardan gelen yüze yakın bildiriler, çalışmaların ilerideki
konumunu belirlemede etkili oluyor. Gelen her bildiri tutanağa geçiyor ve yerinde
inceleme yapılıyor. Asılsız şikayetlerle ise, bugüne kadar yapılan çalışmaların
toplamında bir veya iki kez karşılaşılmış.
Bahar ayında organizasyon düzenleme kararı alan komisyon, bazı hususları belirginleştirdi:
Çevrenin gerek olumlu gerek olumsuz açıdan gözlemlenmesi
Okulların sorumluluk alanlarının belirlenmesine
Haziran ayında Çevre Haftası ile çalışma yürütülmesi ve buna göre organizasyon
yapılması
Pilot okulun oluşturulması
Toplantıda yer alan diğer isimler ise şöyle; Beşiktaş Belediyesi Çevre Müdürü
Yardımcısı Burhan Erdemoğlu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan, Greenpeace
Eğitim Projeleri Koordinatörü Erol Scott Benjamin, Tema’dan temsilci olarak
Nevin Özsürülü.
BEŞİNCİ SAYFA
İstanbul Boğazı buz tutmuştu
Bu yıl kış gerçekten zorlu
geçiyor. Şubat ayı başta olmak üzere art arda hiç ara vermeden yağan kar İstanbul’u
bembeyaz yaptı. Birçok ilçede Uludağ’a benzer görüntüler oluşurken, kar kalınlıkları
metreleri aştı.
Kimi için güzel geçen kar yağışı, kimine de izdırap verdi. Kar yağışı ile birlikte
okulların tatil olmasını fırsat bilen çocuklar karın tadını çıkarttı. Diğer
yandan ise, bu yıl sokakta donarak ölenlere bile rastladık. Özetlersek, böylesine
çelişkilerin yaşandığı ülkemizde kar yağışının verdiği zarar, güzelliğinden
daha fazla idi... Zaman zaman eksinin altında seyreden kötü hava şartlarının
daha da kötüsünün 1953 yılında yaşandığına dikkat çekenler “O zamanlar öyle
bir kış oldu ki, İstanbul boğazı bile buz tutmuştu”dediler. Hatta İstanbul boğazının
buz tutmuş suları üzerinde yürüdüklerini bile iddia edenler oldu.
Sorunlar-Çözüm Önerileri
En büyük sorunumuz doğalgaz
Mahallemize yapılması gereken doğalgaz çalışmalarının bazıları yarıda kaldı.
Aboneliği olan vatandaşlar mağdur oldu, çok sıkıntı çekiliyor. Hatta bazı sokaklara
abone bile olmadıkları halde, sırf torpilli oldukları için, doğalgaz döşendi.
Bunun dışında belediyenin açması gereken yollar var. Adnan Saygın caddesine
bağlantı yolumuz var ve açılması gerekiyor.
Adnan Soysal-Kuruçeşme Mahallesi Muhtarı
Şu kış bir geçse
Kış mevsimi nedeniyle oluşan trafik sorunu ve sürekli elektriklerin kesilmesi
gibi tamamen kışla ilgili sorunlarımız var. Mahallemiz yeni kurulmuş bir yer
18 siteden oluşuyor. Arazi dik olduğu için kar yağışı etkili oluyor ve hayatı
zorlaştırıyor.
Kadri Esmeray-Levazım Mahallesi Muhtarı
Elektriklerimiz normale
dönüyor
Mahallemizin büyük bir sorun olarak yaşadığı elektrik kesintilerimiz çok uzun
sürüyordu 7-8 saat kadar, TEDAŞ yetkililerini çağırdık onlar kontrollerini yaptı.
Sokaklarınızın dökümünü yaparak hepsini elden geçireceğiz dediler. Şu an bir
sıkıntımız yok iyi durumdayız.
Edip Umar-Nispetiye Mahallesi Muhtarı
Sokaklarımız tertemiz
Asfaltlarımız, sokaklarımız gayet temiz. Kar nedeniyle bir sorun yaşamadık,
çünkü yollarımız güzelce tuzlandı. Bu yüzden rahatız.
Tayfun Kirmanlı-Akatlar Mahallesi Muhtarı
Parklardaki ağaçlar budansın
Kar yağışıyla ilgili olarak sıkıntı çekmeden yaşamımıza devam ediyoruz. Yollarımız
gayet düzgün. Ancak parklardaki ağaçların budanma zamanı geldiği için bahçeler
müdürlüğüne müracaat etmiştik. Kendilerinden hala bir yanıt alamadık, bekliyoruz
lütfen ilgilenilsin.
Mustafa Erdoğan-Vişnezade Mahallesi Muhtarı
Okuyucu Köşesi
Tel: 0212 236 80 81-82 Fax: 0212 261 20 34 E-mail: veriajans@turk.net
Çarşı güzel oluyor,
tekrar kazılmasın
Ben çarşıda yapılan altyapı çalışmaları insanları canından bezdirdi haberlerine
katılmıyorum. Çünkü bende bir çarşı esnafıyım ve yağmur yağdığı her gün sular
içinde kalıyorduk. Ihlamur caddesinin çöktüğünü araçların içine düştüğünü ne
çabuk unuttuk. Yapılan çalışmalar bizi de bıktırmış olabilir ama bu işlerin
yapılması gerekiyordu. Biz esnaf olarak böylesine büyük işleri yapamayız. Onun
için böylesine büyük yatırımları buraya yapanları kutlamak gerekiyor. Beşiktaş’ın
ve bizim dükkanlarında değeri arttı. Burada dikkat edilecek tek konu üst yapının
da iyi yapılması ve buraların bir daha açılmamasıdır. Eğer tersi olursa,bende
isyan ederim.
Sabit Karaman-Esnaf
Ağaçların hemen
dikilmesini istiyoruz
Ben 4.Leventte Söğüt Sokaktaki Köşk Taksi civarında oturuyorum. Kavak ağaçlarının
kesildiğini biliyoruz. Uzun süredir rahatsızlık verdiği gerekçesiyle bu ağaçlarla
mücadele var. O yönüyle bu olaya karşı çıkmam imkansız. Ancak bunların yerine
ağaçlar dikilmelidir. Yetkililerle konuştum,dikileceğini söylüyorlar. Ancak
bu işlerin biran önce yapılması gerekmektedir. Ağaçların kesildiği alanlar kel
gibi çıplak kaldı. Biz yeşilliğe alıştık,ağaçlarımızı istiyoruz. En azından
bunun takvimini ve dikilecek ağaçların cinsleri ile sayılarını mahallelere duyursunlar.
Dr. Asım Can-Öğretim Üyesi
Boğaz kazaları bıktırdı,
önlem alınsın
Bebekliler olarak gemi kazalarından bıktık. Geçen ay meydana gelen kazada yüreğimiz
ağzımıza geldi. Kılavuz kaptanın olduğu bir geminin karaya çıkması,bir gezi
teknesini ezmesi ve yolları parçalaması akıl alacak bir iş değil. Boğaz trafiğinin
düzenlenmesi ve radarların biran önce gündeme getirilmesi için geç kalınmıyor
mu? Bu kazada can kaybı da olabilirdi. Restaurantlara ve yalılara da gemiler
girebilir. Bu kadar ihmal dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir.
Müberra Yüksel-Sanatçı
ALTINCI SAYFA
International Hospital Etiler’de
International Hospital geçtiğimiz
ay içinde 3 milyon dolarlık bir yatırım yaparak Etiler’de modern bir poliklinik
açtı. Bölgenin önemli bir ihtiyacını karşılayacak olan Etiler Polikliniğini
tanımak ve tanıtmak için Başhekim Dr. Arpi Tırpancı ile konuştuk. Dr. Tırpancı
konu hakkında, “International Hospital büyük bir kuruluş, Etilerde bu polikliniği
açmadan önce geniş çaplı bir araştırma yapıldı. Hastalarımızdan da yoğun talepler
almaktaydık. Sonunda bu bölgenin böyle bir polikliniğe ihtiyacı olduğuna karar
verdik. Açılışı yaptığımızdan bu yana da çok iyi mesajlar almaktayız”dedi.
BİZ ÖNEMLİ BİR İSİMİZ
Etiler polikliniğinin Başhekimi Dr. Arpi Tırpancı daha sonra şu bilgileri verdi;
“Yeşilköy’deki Internatıonal Hospital’ın bu bölgede büyük bir hasta potansiyeli
vardı. Buradaki hastalarımızın ulaşımındaki zorlukları ortadan kaldırmak için,
bizde Etiler’de bir poliklinik açtık. Merkezimiz oldukça modern ve çağdaş bir
teknoloji ile donatıldı. Doktor kadromuz çok iyi. International Hospital gibi
önemli bir kurum arkamızda. Büyük bir avantajımız var. Hastalarımız için herhangi
bir müdahaleye ihtiyaç duyduğumuzda ambulansımızla Yeşilköy’e transportu sağlıyoruz.”
İLK ŞUBE ETİLER’E
Dr Tırpancı diğer konularda da şunları söyledi;
“Bugüne kadar International Hospital’ın başka bir şubesi yoktu. Bu ilk şubesi
oluyor. Yaptığımız yatırımın ismimize yakışması için her şeyin mükemmel olması
gerekiyordu. Biz de onu yaptık. Çünkü, hasta geldikçe eksikliklerimizi tamamlarız
diyemezsiniz. International Hospital’ın geleneksel hizmet kalitesi ve hasta
memnuniyetini 2 ay gibi kısa bir zamanda polikliniğimizde de temin ettik. Biz
bu yönden şanslıyız. Çünkü daha önce de dediğim gibi Internatıonal Hospital
önemli bir kurumdur ve bu kurumun edinilmiş bütün deneyimlerini burada uyguladık.
Etiler Polikliniğimiz bu nedenle kısa sürede bölgede tanınacaktır. Biz polikliniğimizde
her şeyi tam yapmaya çalıştık. Ayrıca, alt yapımız ve teknolojimiz de çok sağlam.
Özellikle Göz, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Kulak Burun Boğaz, Estetik Dermatoloji
ve Diş ünitelerine çok ciddi alt yapı yatırımları yaptık. Radyoloji departmanımız
her türlü teşhisi çok kısa bir sürede sağlayabilen en son teknoloji cihazlar
ile donatıldı. Tüm departmanlarımızda kullanılan üstün ve modern teknolojimiz
polikliniğimize tek olma özelliği kazandırmıştır.”
AMAÇ KALİTELİ HİZMET OLMALI
Sağlık hizmetinin çok önemli olduğunun altını çizen Dr. Tırpancı “ Burası bir
ön çalışma yapılmış ve ondan sonra kurulmuş. Yeni bir yerin kuruluşu da öyle
olmalı diye düşünüyorum. Buranın kurulması hastalarımızın talebiyle gerçekleşti.
Bu sektör açısından önemli bir olgudur. Sağlık sektörüne baktığımızda, ne yazık
ki zaman zaman çok da doğru olmayan politikalar görüyoruz. O zaman hizmetin
kalitesi de düşebiliyor. Neyi niçin yaptığınızı bilmek çok önemli, hedefinizi
iyi planlamalısınız. Biz bu konuda iddialıyız. İhtiyacı olanlar için de biz
buradayız, bekliyoruz demek istiyorum”şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı.
DR. ARPİ ÖZEL KENDİNİ ŞÖYLE TANITIYOR;
“Cerrahpaşa mezunuyum, devlet hastanesi ihtisaslıyım. Beyoğlu Devlet Hastanesinde
mecburi hizmetimi yaptım. Daha önce başka bir özel hastanede çalıştım. 4 aydır
International Etiler Polikliniği bünyesindeyim. Bir dermatoloji bölümü daha
önce benim sorumluluğumdaydı. Başhekim olarak ilk tecrübem. Ekibimiz yeni, genç
ve dinamik. Herkes bir heyecanla burayı oturtmaya, en iyi yere götürmeye çalışıyor.”
Anne ve çocuk sağlığı
Dr. Hayri Ermiş önce kendini
“Internatıonal Etiler Polikliniği’nin kadın doğum sorumlusuyum. Aynı zamanda
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kadın Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesiyim”diye
tanıttı. Ardından da “Bizim burada istediğimiz iyi bir sistem kurmak”şeklinde
konuştu.
PROGRAMLI ÇALIŞIYORUZ
“Bir gebe geldiği andan itibaren yapılması gerekenler programa alınır. Rutin
testler, kan, idrar tahlilleri, anne karnındaki bebeğin durumu, tanı ve diğer
gerekli işlemlerin tamamını rahatlıkla yapabiliyoruz. Etiler polikliniğimizde
bütün bu önemli konuları kısa sürede oturttuk”diyen Prof. Dr. Hayri Ermiş konu
hakkında şu önemli bilgileri verdi;
ÇOCUĞUN GELİŞİMİ
“Tarama testleri bizim için önemli. Riskli olanı en kısa sürede ve vakit kaybetmeden
saptayabilmeliyiz. Hangi anne anomali bir bebek doğuracak, bunların hangisinin
riski fazla? Hepsini çok düzenli bir şekilde tespit ediyoruz ve girişimlerde
bulunabiliyoruz. Diğer yandan anne karnındaki bebeğin kan uyuşmazlığı varsa,
kanının değiştirilmesi veya akciğerdeki su toplanmasını önlemek için, o suların
boşaltılması gibi işlemleri, dolayısıyla anne karnındaki bebeklerin tüm tedavilerini
ultrason görüntülemesi altında kolaylıkla gerçekleştirebilmekteyiz. Ayrıca ileri
gebelik safhalarında bebeğin gelişimi ile ilgili olarak çocuğun beslenmesini
ve kan akımlarının değerlendirilmesini de ortaya döküp, aileyi bilgilendiriyoruz.
Bunlar gebelik safhalarında ki çok önemli olaylardır.”
CHECK-UP
Hamilelerin düzenli olarak, Check- Up yaptırmaları gerektiğini de söyleyen Prof.
Dr Hayri Ermiş “bizim alanımızda genetik önemli bir konudur. Etiler’de hasta
sorunlarını çözecek, detaylı bilgiler verebilecek ve danışmanlık hizmetlerinden
yararlanacak bir şekilde çalışıyoruz. Kendi imkanlarımızı ve teknolojimizi kullanarak
sonuca ulaşıyoruz. Ayrıca bu bazda gerek yurt içi, gerek yurt dışı çalışan merkezler
var. Onlarla da irtibatımızı kurduk, problemli durumlarda aldığımız materyalleri
yurt dışına yolluyoruz. Yurtdışından sonuçlarını bir iki hafta içinde alabiliyoruz.
Hastalarımız çalışma sistemimizden çok memnunlar.”
TÜP BEBEK VE MENOPOZ
International Etiler Polikliniği’nde tüp bebek hastalarının da kabul edildiğini
ve tüm takiplerin poliklinik içinde sağlandığını söyleyen Prof. Ermiş, menopoz
konusuna da değindi. Hormon tedavilerinin uzun vadede kanser riskini azaltmadığı
gibi haberlerin son zamanlarda medyada çok yer aldığını söyleyen Prof. Ermiş
“ 4- 5 sene tedavileri devam eden kadınlar özellikle bu konu hakkında bilgi
almak istiyorlar. Onlara hangi türde tedavilerin faydalı ya da faydalı olmayacağını
anlatmak gerekiyor. Çünkü görülen tedavi bazı durumlara faydalı oluyor ama bazı
durumlarda da olmuyor. Tedaviyi kişiye özel olarak ayarlamak lazım, o yüzden
kişiyi iyi tanımak gerekiyor”şeklinde konuştu.
EĞİTİM ÖNEMLİ
Eğitime çok önem verdiklerini söyleyen Prof. Ermiş konu hakkında;
“Hastalar her konuda bilgilenmek istiyor. Artık insanların çoğu daha bilinçli.
Doğacak olan çocuklarının sağlıklı olması insanlar için çok önemli. Mesela anne
ilaç kullanmış bize danışıyor. “Bu bana ve bebeğe zarar verir mi ?” diye soruyor.
İlaç kullanımı doktor kontrolünde olmalıdır. Bunları anlatıyoruz ve her konuda
yardımcı olmaya çalışıyoruz, ancak istenmeyen durumların önüne geçebilmek için
eğitime ihtiyaç var. Bizde seminer konferans ve paneller vasıtasıyla hastalarımızı
eğitmeyi istiyoruz. Bunu da Etiler’deki Polikliniğimizde gerçekleştireceğiz”
diyor.
YEDİNCİ SAYFA
Cildinizi bakıma alın
SERANAD DEMİRHAN
Soğuk havalar cildimizi kuruttu ve susuzluktan cildimiz çorak topraklara döndü.
Bütün bir yıl boyunca iyi bakıp, koruduğumuz cildimizin yine eskisi gibi olması
için kozmetik ürünlerine ihtiyaç var. Neyseki kozmetik firmaları her sezon yeni
özellikler ekleyerek nem kazandıracak ürünler sunuyor., hem de her cilt tipi
için ayrı ayrı çalışarak. Cildinizi tanıdıktan sonra ona en uygun ürünü bir
an önce edinmelisiniz.
Vichy
Solgun görünüme karşı cildin sadece üst yüzeyine etki etmeyen, ışıltıyı kaynağında
uyandıran Oligo 25’i sunuyor. Termal su içeren ve ilaç endüstrisi kurallarına
uygun olarak üretilen Oligo 25, cildi suya doyuruyor ve cilde renk veriyor.
Vichy Oligo 25’in fiyatı 39 milyon lira.
Lierac Sequissimo
Kuru ve nemini kaybetmiş ciltlerin nem dengesini düzenlenmesinde ve desteklenmesinde
yardımcı olmak üzere geliştirilmiş bir ürün. Sequissimo, normal sebeplerden
dolayı nemini kaybetmiş ciltlere Fluide Doucer, kuru ciltler için Creme Onctueuse
Peaux, çok kuru ciltler için Creme Tres Riche ve nemden yoksun ciltler için
geliştirilen Baume Intense’i sunuyor. Fluide Doucer 52, Creme Onctueuse Peaux
60, Creme Tres Riche 62 milyon lira.
Nivea
Yağlı, kuru ve normal ciltlere pürüzsüz bir görünüm kazandıracak üç farklı ürün
sunuyor. Güneş ışınlarının yaşlandırıcı etkilerine karşı cilde ekstra koruma
sağlayan Nivea Visage nemlendiricileri cilde kolayca nüfuz ederek makyaj için
de mükemmel bir zemin hazırlıyor. Fiyatı 16 milyon lira.
Lancome Hydra Zen Nuit
Cildin bakıma en iyi cevap verdiği ve kendini yenilemeye çalıştığı gece boyunca
cildinizi yeni bir güne hazırlıyor. Yatıştırıcı etkisi çoğaltılmış olan krem,
ciltteki yorgunluk izlerini siliyor, cildin nem dengesini yeniden ayarlayarak
cildi besliyor. Cildin doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek yıpratıcı etkilere
karşı dayanıklı olmasını sağlayan ürün 103 milyon lira.
Decubal
Nemlendirici krem, cilde ihtiyacı olan nemi kazandırırken hipoalerjik ve kokusuz
olması nedeniyle de rahatlıkla da kullanılabiliyor. Fiyatı 24.5 milyon lira.
Thalgomarine
“Denizden gelen sağlık” sloganıyla yosun özleri, mikro yosunlar ve deniz proteinleri
içeren bakım ürünleri sunuyor. Ürünler cildi nemlendiriyor, yeniden canlandırıyor
ve besliyor. İdeal bir 30 yaş kremi olan Thalgomarine ile cilt aynı zamanda
pürüzsüz ve ipeksi bir dokuya sahip oluyor. Fiyatı 82 milyon lira.
Dermalogica
Nemlendiricileri, yoğun bitkisel özler ve yağlarla cilde oksijen ve nem sağlayarak
cildi canlandırıyor. Dermalogica normal ve yağlıya dönük, akne eğilimli, susuz
kalmış, kuru, çevresel faktörlerden etkilenen ciltlere 5 ürün öneriyor. Active
Moist 63 milyon lira. Oil Control Lotion 67 milyon lira. Skin Smoothing Cream
67 milyon lira. Intensive Moisture Balance 72.5 milyon lira. Barrier Repair
69 milyon lira.
EVLENDİK MUTLUYUZ
27.01.2003
Şebnem Karaduman
Serkan Beğiçarsan
Günay Akça
Ferhat Dikpınar
Ayşe Yazı
Ahmet Karadağ
Aynur Coşkun
Sabahattin Aydemir
30.01.2003
Emel Çakıroğlu
Ruupert Wilbrant
31.01.2003
Nezaket Kaynar
Hayati Kara
Zeynep Tüzgen
Hakkan Hekimoğlu
Meral Bükenler
Ahmet Geçgel
Süreyya Al Ghravi
Mehmet Aktı
01.02.2003
Yasemin Başahaner
Zafer Onat
Asiye Güzel
Oktay Aydaz
Selen Bayındır
Sarıcan Hasgül Sarıca
Servin Sabaz
Yavuz Taşkın
Ayça Asena Öztoprak
İsmail Serkan Akdağ
Mücella Akar
Mehmet Ali Güde
Zekiye Sinem Karapınar
Barış Yaveroğlu
Deniz Öztürk
Gökhan Yavuz
02.02.2003
Hande Akkan
İsmail Kerim Topoyan
Serent Rozant
Kemal Berkün
03.02.2003
Rena Elvina Martini
Robert Jerone Salive
04.02.2003
Gülten Somuk
Erdoğan şahin
Başak Canher
Turhan Koray
06.02.2003
Bahriye Çepni
Ahmet Candaner
07.02.2003
Natalya Shkotnyar
Erkan Zurnacı
Alexandra S. Reffel
Kaan Koryürek
G. Mustafayeva
Yaşar Seyrekbasan
Serpil Kundak
Serhat Kayacı
Emine Büyükcan
Ayhan Okumuş
Sema Özkan
M. Enver Somay
Laila Ali
Ömer Türksoylu
Bahar Duymaç
Osman Erdinç Elsek
16.02.2003
Mine Çelikel
Arman Nişan Kilci
17.02.2003
Sema Baş
İlker Cıngıllıoğlu
Canan Kumcu
Tekin Hasbal
Mine Koşan
Ali Dipçin
18.02.2003
Neşe Okutur
İlker Yıldırımkaya
Özlem Tanyıldızı
Zafer Akbaba
Zekiye Gündoğan
Serdar Yıldırım
Ayşe Yılmaz
Fahri Karakuş
Leyle Ezel Geb. Benli
Nebiata Karagöz
Demet Çakar
Sinan Gözenç
19.02.2003
Rasime Varan
Nafiz Eyüp Korkut
20.02.2003
Arzu Bal
Serdar Gündoğan
21.02.2003
Dilek Ökten
Derviş Mehmet Atar
Yıldız Esra Atvar
Müjdat Mevlüt Polat
Rüya Kanbir
Ümit Arabul
M. Selin Zadumına
Necati Gül
En çok satanlar
KİTAP
1. İclal Aydın, Bitmiş Aşklar Emanetçisi, Epsilon
2. Osman Müftüoğlu, Yaşasın Hayat, Doğan
3. Paulo Colho, Işığın Savaşçısının El Kitabı, Can
4. Ayşe Kulin, Nefes Nefese, Remzi
5. İnci Aral, Mor, Epsilon
KASET
Yerli
1. Kayahan / Ne Oldu Can
2. Yaşar / Sevdiğim Şarkılar
3. Zara / Özlenenler
4. C.Erman&T.Kılıç / Asmalı Konak
5. Çeşitli / Dinle Sevgili Ülkem
Yabancı
1. Anjelika Akbar / Bach a l’orientale
2. Eminem / 8 Mile
3. Vonda Shepard / Songs from A.McBeal
4. Vonda Shepard / A.McBeal for once...
5. Eminem / The Eminem Show
Tarihte bu ay
3 Mart 1924, HALİFELİK KALDIRILDI:
Meclisin aldığı kararla halifelik kaldırıldı.
10 Mart 1876, TELEFON: Sağırlara işaretlerle konuşmayı öğreten Alexandre Bell,
karısının duyması için yaptığı aleti geliştirerek ilk telefonu icat etmiş oldu.
Bundan bir sene sonra da New York ile Chicago arasında ilk telefon hattı açıldı.
20 Mart 1727, NEWTON ÖLDÜ: Birçok konuda önemli buluşlar geliştiren ve ardında
onlarca eser bırakan Isaac Newton, 85 yaşında öldü. Newton’u bu denli ünlü yapan
onlarca buluşunun arasında bir tanesiydi. O da ayaklarının dibine düşen elma
sayesinde bulduğu yerçekimi kanunlarıdır.
SEKİZİNCİ SAYFA
‘Mutlu Ol Nazım’
DİDEM TUTAL
Bir dünya şairi düşünün, bu dünya şairi inanılmaz bir yurt sevgisiyle yakıcı
bir acı hissediyor ve hastalığı var, ölümün yaklaştığını hissediyor ve genç
bir kadına aşık...’ Işıklar altında zorlu bir aşkın, mücadele ile harmanlanmış
öyküsü canlanıyor. Dilek Türker’in, bu oyunda çoğaldığımı hissettim dediği ‘Mutlu
Ol Nazım’ adlı oyunu, Akatlar Kültür Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşuyor.
Ataol Behramoğlu’nun oyunlaştırdığı Mahmut Gökgöz’ün yönettiği oyunda, Dilek
Türker tek kişilik bu oyunda aşkı, ayrılığı, özlemi, değerleri başka bir deyişle
yaşamı sorguluyor. Vera Tulyakova’nın anılarından oluşan oyunun sahneye konulma
hikayesini, tiyatroya yıllarını veren sanatçı Dilek Türker, tüm içtenliğiyle
anlatıyor.
“Tulyakova’nın kitabını gözyaşlarıyla okudum çünkü Nazım Hikmet ile ilgili gerek
siyasi gerek ikinci ve üçüncü ağızdan bize aktarılan, özel hayatında hiç rastlamadığım
bir büyük sevgiyi, acıyı ve bir başka boyutu yakaladım. Bunun sahneye taşınmak
istedim, Ataol Behramoğlu ile görüştüm. Bu görüşmeden beş gün sonra Tulyakova,
Nazım Hikmet Vakfı’nın davetiyle Türkiye’ye geldi. Kitabı tiyatrolaştırmak isteğimi
kendisine ilettim ve görüştük. Kitabın adı Nazım’la Söyleşi ama oyunun adı Mutlu
Ol Nazım olmalı, diyorum. Çünkü o kadar güzel anlatılmış ki, o kadar Nazım’ın
yaşanmışlıklarına saygılı bir kadın ki. Bir ideolojinin bir insan aşkıyla birlikte
yaşanmasi, ideolojinin itici gücüyle yaratılan ürünlerin insan boyutunda büyümesi...
Konuşma sonrası, Vera Tulyakova ile ayağa kalktığımızda birbirimize sarılarak
ağladık...”
Oyun ilk olarak 1991 yılında sahneleniyor. On yıl sonra ise, Mutlu Ol Nazım
yeniden tiyatro perdesinin arkasında... Her bir perdede her bir oyunda kendine
yenilikler kattığını söyleyen Türker, ürettikleriyle geliştiğini ifade ediyor.
Vera Tulyakova, eserde Nazım gibi dünyayı güzelleştirmek adına üretimi işlemiş.
Aşkın serzenişlerinin içinde yaşamı, kendini ve yaşamı çevreleyenleri yeniden
keşfi ve arayış, ele alınan konulardan.
“Aşk sadece tutku değil, aşk var, aşk gerçek ama sadece bir çıra. Ondan sonra
bir malzeme olması lazım, ortak üretim ortak felsefe birlikte duyulan coşku...
Üreteni desteklemek lazım. Vera Tulyakova bunları yapmış. Notlarını tutmuş yazılarını
yazmış, oyunlar yazmışlar beraber, polit büroya sorguya beraber çekilmişler
ve başı dimdik. Dünyayı güzellemek adına duydukları o saf muhalefet çok güzel.
Güzeli aramak için muhalefet etmek zorundasınız. Siyasi partilerin muhalefeti
gibi palavra değildir, saftır. Çünkü iktidarın size verebileceği bir şey yoktur.
Güzeli aramak sizin tek tutkunuzdur. Bilimle beraber bu arayıştan vazgeçmemek.
Bu oyunda Aşk tek boyutlu bir şey değil içi boşaltilmiş değil onu yeniden keşfetmek
bana umut veriyor.”
Oyunu, Nurettin Özçuca’nın bestelediği “Hiroşima”, “Memleketim”, “Koynumda çırılçıplaksın”,
“Seviyorum seni” şiirlerini senfonik müzik bütünlüyor.
Kültürel yozlaşmadan ve kimliksiz bunalımlardan da söz eden Türker, kendi benliğimize
sahip çıkmamız gerektiğini vurguluyor. Sanatçıların bu konuda üstlerine düşeni
yaptığını ifade eden Türker, bu konuda bilincin olmadığını gün geçtikçe varlığımızı
oluşturan etmenlerden uzakalaştığımızı belirtiyor.
Mutlu Ol Nazım oyunu 26 Mart’ta sahneye konuluyor ve 28 Mart ve 1 Nisan’da devam
edecek. Dilek Türker, önümüzdeki günler için gençlerle çalışmak istediğini belirtiyor.
Latife adlı oyunu yeniden sahneleyeceğini müjdeleyen Türker, gençlerle oluşturacağı
çalışmanın konusu ise şöyle; kavramların katılaştırılarak sistemin bir parçası
haline getirilmesine karşı koyan gençlerin nasıl güzel bir dünya keşfetmeleri...
Kültür Merkezi Program
AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ
Tel: 0212 351 93 94
1 Mart Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Aysa Organizasyon
Saat:15.50
“Muzo Stand-Up Show”
ESEK
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 1”
2 Mart Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat: 11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
ESEK
Saat:17.30
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2”
4 Mart Salı
Esek
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2”
5 Mart Çarşamba
Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği
Saat:10.00
6 Mart Perşembe
Nehar Tüblek Kar. Yar. Ödel Töreni
Saat:21.00
7 Mart Cuma
Tiyatrol Oyuncuları
Saat:21.00
“Neden Güldün?”
8 Mart Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Yeni Tiyatro
Saat: 21.00
“Kahramanlar Hep Erkek”
9 Mart Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
10 Mart Pazartesi
ESEK
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 1”
11 Mart Salı
ESEK
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İLişkiler 2”
12 Mart Çarşamba
Tiyatrol Oyuncuları
Saat:21.00
“Neden Güldün?”
13 Mart Perşembe
Tiyatro Panorama Çocuk Oyunu
Saat:11.00
Tiyatrol Oyuncuları
Saat:21.00
“Neden Güldün?” (Basın Galası)
14 Mart Cuma
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Vajina Monologları”
15 Mart Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
ESEK
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 1”
16 Mart Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Gayrettepe Tiyatro Grubu
Saat:19.00
17 Mart Pazartesi
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Bir Garip Orhan Veli”
19 Mart Çarşamba
Tiyatrol Oyuncuları
Saat:21.00
“Neden Güldün?”
20 Mart Perşembe
MSG Genel Kurul Toplantısı
Saat:13.00
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Vajina Monologları”
21 Mart Cuma
Tiyatro Panorama Çocuk Oyunu
Saat:11.00
Ali Erdoğan ve Grubu
Saat:21.00
22 Mart Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Ali Erdoğan ve Grubu (rzv)
Saat:18.00
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Vajina Monologları”
23 Mart Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Ali Ardoğan ve Grubu (rzv)
Saat:15.30
24 Mart Pazartesi
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Sırça Kümes”
25 Mart Salı
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Sunay Akın Anlatıyor”
26 Mart Çarşamba
Tiyatrol Oyuncuları
Baat:21.00
“Neden Güldün?”
27 Mart Perşembe
Koza Tiyatrosu Çocuk Oyunu
Saat:11.00/13.00
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Vajina Monologları”
28 Mart Cuma
Tiyatro Ayna
Saat:21.00
“Mutlu Ol Nazım”
29 Mart Cumartesi
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Ali Erdoğan ve Grubu (rzv)
Saat:18.00
Aysa Organizasyon
Saat:21.00
“Vajina Monologları”
30 Mart Pazar
Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu
Saat:11.00
“Küçük Kız ve Yıldız”
Tiyatro Mie Çocuk Oyunu
Saat:13.00
“Komik Tavşan Hopi”
Ali Erdoğan ve Grubu (rzv)
Saat:18.00
31 Mart Pazartesi
ESEK
Saat:21.00
“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2”
DOKUZUNCU SAYFA
‘Tarihsel derinlikler var’
DİDEM TUTAL
Devletler arasında geçen savaşlar ve nedenleri, anlaşmalar gibi bir çok olay
tarih sayfalarından çıkıp günümüze taşınabilir mi? Peki tarih bilimi, olayları
nasıl ele alır ve değerlendirir? Bu konuda savaşın sıcak nefesini ensemizde
hissettiğimiz bugünlerde geçmişe dönerek Ortadogu, Türkiye ve Amerika ilişkilerini
incelemek üzere Işık Üniversitesi’nden Yardımcı Doçent Dr. Asım Karaömerlioğlu
ile görüştük.
Savaş tehlikesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben savaşa karşıyım. Türkiye toplumunun yüzde 94’ü karşı. Aydınların toplumun
yüzde 94’ü ile aynı frekansı tutturması iyi. Ancak, bu konuya ne derece derinlemesine
bakıldığından emin değilim. Bunu anlamanın çok çeşitli boyutlari var; örneğin
önemlilik teşkil eden Kürt meselesi bir boyutu, ikinci boyutu Türkiye’nin A.B.D
ile ilişkileri ki, tarihe baktığınızda Türkiye’nin durumu pasifti. Buna göre
askeri bağımlılık, ekonomik bağımlılık, Amerika’nın kültürel hegemonyası gibi
bir çok nedenler sıralanabilir.
Savaşa karşı olduğumun altını çizmek istiyorum. Batı tarihinde görülmemiş kitlesel
hareketler ortaya çıkmıştır. Londra’da Roma’da milyonu aşkın insan yürüdü ve
bu görmeyi alışkın olmadığımız bir durumdur. Dünya belki de Wietnam Savaşı’ndan
beri görülmemiş kitlesel eylemlerle karşılaşacak. Bu gidişati degiştirebilir,
Türkiye’de halkın tamamına yakını, Avrupa’da yüzde 80’i savaşa karşı. Fakat
devlet politikaları Amerika’nın yanında duruyor. Demokrasinin böyle bir durumda
yeniden sorgulanması gündeme gelmelidir. Devletler kitlesel taleplere son derece
duyarsız. Irak savaşı ilginç açılımlara neden olabilir.
Türkiye ABD ilişkileri bu durumda nasıl
tanımlanabilir?
Türkiye neredeyse her konuda A.B.D.’ye göbekten bağlı diyebiliriz. Bunun tarihi
de bu hükümet döneminde başlamıyor.Bundan önceki en milliyetçi hükümet şeklinde
lanse edilen milliyetçi sol Ecevit ile, aşiri rasyonel MHP hükümetinin bile
Amerika’ya karşı yaptığı çok da fazla bir şey yoktu. AKP’nin marjinin çok fazla
olmadığını kabul etmek durumundayız. Bazı pazarlıklar yapılıyor bunların da
ahlaki olduğunu düşünmüyorum. İnsan ömrü para ile ölçülemez. Masum Irak çocukları
üzerinden yapılan stratejik ya da siyasi bir hesabın etik olarak yanlış olduğunu
düşünüyorum. Sadece etik yöndeki zedelenme bakımından değil, bunun Orta Dogu’yu
uzun vadede istikrarsizliga sevk edeceğini ve aynı zamanda Doğulu, Batılı, Müslüman,
Hristiyan gibi ikilemleri yeniden alevlendireceği ve dünyadaki insanlarin birbirine
nefret ve kinle bakacağı bir dünya oluşturacağından bu işe karşıyım.
Olası bir savaşta Irak bize bir tepki geliştirir mi? Size göre bu tepkinin boyutu
nedir?
Tarihsel bağlamımız olan, komşumuz olan Irak gibi bir ülke ile beraber yaşadık
ve yaşayacağız. Ancak olası bir savaşta, Irak’ın bize karşı tepki koymasına
gerek yok, ayrıca şahsen gücü olabileceğini düşünmüyorum. Öyle ki, Irak’ın durumu
içinde, oradakilerde kin ve nefret tohumlarının yeşermesi ve bizimle ilişkilerinin
bozulması bir tepkidir. Bunun ekonomik boyutu gazetelerde yazılıyor. Transit
ticaretin kapanması, petrol fiyatlarının artması gibi hepimizi etkileyecek unsurlar...
Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan insanları etkileyecek. Hem ekonomik olarak
hem askeri yönden böyle olacaktır. Diken üzerinde oturan birbirlerine güvenmeyen
insanlardan oluşan bir bölge olacak. Orta Doğulu halkların ve devletlerin bir
çoğunun etkisi vardır ama tarihine baktığımızda emperyal devletlerin burada
yapmadıkları kalmamıştır.
Uluslararası ilişkilerde sözlü anlaşmaların yerine getirilmesi hususunun tarihi
süreçte yeri nedir?
Sözlü anlaşma tam anlaşma da olmuyor. Bilemiyor hatta güvenemiyor olabilirsiniz.
Devletler; söz, güven gibi olgular üzerine sistemleşmezler. Devletler, insanlar
değillerdir. Diplomaside ‘söz’ anlamsız. AKP’nin o konuda yazılı teminat istemesi
yadırganamaz.
Özal’ın stratejisi ile şu anki hükümetin stratejisini benzer buluyor musunuz?
Bazı açılardan benzer buluyorum. Özal da böyle bir durumu fırsat olarak görmüştü.
Bana göre AKP de bunu fırsat olarak görmektedir. Belki iktisadi açıdan. Başka
bir deyişle de, Kasımpaşalı bir tüccar mentalitesinin Özal’da da olduğunu söyleyebiliriz.
Bu, bazen iyi bazen kötüdür. Türkiye’de kravatlı bürokratik insanlardan biz
çok çektiğimiz için Özal gibi şortla gezen bir insana ihtiyacımız vardı ama
belli bir yere kadar. Onun da Türk toplumuna maliyeti çok ağır olmuştur. Özellikle,
kültürel ve ahlaki anlamda çok ağır olmuştur. 1980’lerde her şeyin paraya endekse
olduğu bir ortamın zemini oluşmuştur.
Tarih bilimciler araştırmalarında nasıl bir strateji geliştirmek zorundalar?
Bir ülkenin dilini bilmeden o ülke hakkında konuşmak bence iyi değil. Çok fazla
şey bilmeden rakamlarla, stratejik ve analitik hesaplarla, finansal hesaplarla
bu olaya bakılıyor. Tarihçinin çok yönlü donanıma sahip olmasını beklediğinizde
bunu tarihçinin tek başına yapmasını beklemek çok da doğru değildir. Bu alanda
eğitim alan öğrencilere daha geniş burs olanaklarının sağlanması, bunların Arapça,
Yunanca gibi çeşitli lisanlar öğrenmesi gerekiyor. Elbette, bunları üniversitelerin
de teşvik etmesi gerekiyor. Bu cografyaları iyi çalışmış, partizanlıktan ve
militanliktan da uzak, hoşgörü kuşağında yetişmiş bir tarihçiler kuşağının hala
Türkiye’de yetişmesi gerekiyor. Bizim ülkemizde tarihçilik çok geridir. En başarılı
olunan alan ise Ulusal Tarihçiliktir. Ancak, ulusal gözlüklerin dışında globalleşen
dünyaya bakamadan tarih yapmak mümkün değil. Dolayısıyla biz birçok şeyi anlayamıyoruz,
kendi içimize kapanıyoruz.
Tarih bir milletin
oluşumunun
temel kaynağı mıdır?
Böyle olmamalıdır ama böyle de olmuştur. 1930’larda Türk Tarih Tezi ortaya atılmıştır.
Başka ülkelerde de 19 yy sonunda tarihçilik siyasetle karıştırılmış, tarihçiler,
bir milletin donmuş hazinesini ortaya çıkaran kişiler olarak görülmüştür. Tarih
genç nesillere yeniden kurgulanıp verilmiştir. Belli tarihlerdir, bunu hümanist
bir tarih anlayışı ile aşmak gerekir.
Tarihçi konularını araştırırken nasıl bir yöntem izlemelidir?
Tarihçilerin teknik olarak işin mutfağına girmesi, birincil kaynakları kullanması,
yeteneklerinin iyi olması gerekiyor. Rusya çalışıyorsak Rusya’yı okuyabilmesi
gerekiyor. Türkiye tarihinin ihtiyaci olan da metodolojiktir. Bu yönden bakıldığında
tarih bir çeşitlilik sunmaktadır ama bu çeşitlilik zor olduğundan işleri güçleştirmektedir.
Tarihçiler, tarih yazıcılığıyla ilgili deneyimleri bilmek ve kullanmak durumundadırlar.
Sadece Marksist bir metodoloji ile olaya yaklaşamazsınız. Tek yönlü bakmak tarihin
karmaşıklığını açıklayabilecek değildir. Psikolojiden, kültürel tarihçilikten
faydalanabilirsiniz. Her şartta metodolojiyi bilmeli bu konuyu tartışmalılardır.
Türkiye tarihçileri dünyadaki gelişmelerden habersiz kalmamalılar. Arşive gidip
bir şeyler bulmak, bunların da bir anlamı olduğunu düşünmek... Bunların tarihsel
bir bağlama oturtulması gerekir.
Tarihte yorum olur diyebilir miyiz?
Tarihin kendisi objektif değildir, yorumdur. Yorum kaçınılmazdır. Yorum yapıldığını
bilmek ama yorumlar içerisinde en fazla açıklayıcı gücünün bir tanesinde olduğunu
görmek tarihçilerin başarısıdır. Tarih fiziğe mi yoksa edebiyata mı daha yakın
derseniz; kesinlikle edebiyata daha yakındır. Bu nedenle de objektiflik yoktur.
Bu şu demek de değildir; tarih bir kurmacadır, diyemeyiz. Sadece değişik açıklamalar
mümkündür.
Yard. Doç. Dr. Asım Karaömerlioğlu kimdir? Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik
Mühendisliğini bitiren Ömerlioğlu, tarih alanında master ve doktoraya sahip.
Okul çağlarında başlayan merak zaman içinde Asım Karaömerlioğlu’nun bu alanda
çalışmasında etken oldu. Tarih sosyal bilimlerin anası sayılır, diyen Karaömerlioğlu,
tarih bilmek için iktisat, sosyoloji hatta psikoloji, uluslararası ilişkileri
de kapsayacak kadar çok yönlü bir bilim dalı olduğunu ifade ediyor. Şu anda,
master öğrencileri ile birlikte 50’li yıllarda Türk toplumunun kentleşme, sanayi,
seçimler gibi çeşitli açıdan sosyal yaşamın oluşma kraterlerini araştıran projeyi
yürütüyor. Karaömerlioğlu halen Boğaziçi ve Işık Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi
olarak çalışmalarına devam ediyor.
Işık Üniversitesi yeni bölümler açıyor
Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde 2003-2004 eğitim-öğretim yılında, İktisat, Uluslararası İlişkiler bölümleri açılıyor. Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde yer alan Matematik Bölümü’nde; Matematik Mühendisliği Programı açılıyor. Aynı fakülteye bağlı olan Enformasyon Teknolojileri Bölümünde ise Enformatik Mühendisliği Programı ve Yönetim-Yönetim Sistemleri Programı (MIS) açılacak. Enformatik Mühendisliği Programı’na girmek için ÖSS Puan Türü; sayısal.Yönetim Bilişim Sistemleri Programı’na ( MIS) girmek için ÖSS Puan Türü;Eşit Ağırlık.İşletme Bölümü’ne girmek için gerekli olan ÖSS Puan Türü; Eşit Ağırlık.Işık Üniversitesi, ücretli öğretimin yanısıra burslu eğitim imkanını da sağlıyor.
Horlama ve uyku apnesi sendromu
Sağlık köşesi JFK Hospital tarafından hazırlanmaktadır.
JFK Hospital sizler için
bu ay horlama ve apnesi sendromu konulu bir yazı hazırladı. Konu hakkında şu
özet bilgilere yer verildi:
Özellikle tıkayıcı uyku apnesi (OSA) ile beraber görüldüğünde horlama gerçekten
ciddi bir problemin belirtisi olabilir. Ciddi horlama problemi olan hastalar;
hipertansiyon, kalp-damar değişiklikleri veya akciğer değişiklikleri ve hatta
ani ölüm riskinde artma gibi sosyal, mental ve fiziksel problemlerle karşı karşıyadır.
Horlama 30-35 yaş popülasyonunda erkeklerin %20’- sinde, kadınların %5’inde
görüldüğü için daha çok kadınların sorunudur. Çünkü gece aslında uykusuz kalan,
sabaha kadar koyun sayan partner kadınlardır. Böylelikle yalnızca horlayan değil,
odayı paylaşmak durumunda olan kişi de uyku problemi çekmektedir. Görülme sıklığı
yaşla beraber artarak 60 yaşta erkeklerin %60’ı, kadınların % 40’ında görülür
hale gelir. Şişmanlık da horlama riskini artırır ve normal kilodaki birisine
göre 3 kat daha fazla horlamaya neden olur.
Uyku alışkanlıkları değişik olmakla beraber birçok sağlıklı birey 4 ile 10 saat
arası uyumakta (ortalama 7 3/4 saat). Bir gecelik uykunun iyi alınmaması pek
problem yaratmamakla birlikte uykudan uzun süre mahrum kalınması kişinin ruhsal
durumunu ve algılama kapasitesini bozabilir.
Uykunun periyodu yaşa, günlük aktiviteye, çevreye bağlı olarak değişmekle birlikte
normal bir kişide karekteristik sırayı izler. Gecenin ilk yarısında yavaş dalga
ritmi (Delta Sleep) veya derin uykuya hazırlık ve sonra bunu REM fazı dediğimiz
derin uyku fazı izler. İkinci faz rüyanın görüldüğü, kişinin iyice rahatladığı
fazdır.
Horlama uyku esnasında, hava yolunun tam olmayan tıkanması sonucu yumuşak damak,
küçük dil, bademcikler ve diğer ilgili dokuların titreşmesi sonucu oluşur.
OSA’lı hastalarda gündüz uykuya meyil ve yorgunluk vardır. Hastalar araba kullanırken,
çalışırken, tv seyrederken, konuşurken veya diğer aktiviteler esnasında uykuya
daldıklarını belirtirler. Gece yetersiz uyku; sabah başağrılarına, kişilik değişikliklerine,
anormal davranışlara ve birçok kişisel problemlere ve iş problemlerine neden
olur
HORLAYAN KİŞİYE SORULACAK BEŞ SORU
1. Horlamanız hiç sizin uyanmanıza neden oldu mu?
2. Şaka bir yana, aile bireyleri horlamanızın diğer odalardan duyulduğunu belirtiyor
mu?
3. Gece uyanıp kendinizi yatakta oturuyor veya diz üstü pozisyonda buldunuz
mu?
4. Gün boyu herhangi bir zamanda kendinizi, aşırı sersemlemiş hissettiniz mi?
5. Konuşurken veya uygun olmayan bir zamanda işte kendinizi uykuya dalmış olarak
buldunuz mu?
Muayenede tipik olarak hastada ileri derecede büyük bademcikler, sarkmış boğaz
arkası dokuları, uzun küçük dil, uzun ve sarkık yumuşak damak ve bademcik arkasındaki
dokuların aşırı hareketli olması saptanır. Kist ve tümörler pek sık neden değildir.
Ama endoskopik muayene ile araştırılmalıdır. Hipotiroidizm, alkol, rahatlatıcı
ve uyku verici ilaçların kullanımı, alerji ilaçları adale gerginliğini azaltarak
horlamayı artırır.
Sürekli gece boyunca oluşan, kandaki oksijen azlığı, hastaların en az %50’sinde
Pulmoner Hipertansiyon, Artmış Kalp Yüklenmesi ve Sistemik Hipertansiyon gibi
tahmin edilebilir kardiyak yan etkilere yol açar. Kandaki oksijen ve karbondioksit
oranlarında ciddi değişiklikler oluşur. Ve bu ileri vakalarda kalpte ritm bozukluklarına
yol açar. Amerika’da her yıl yaklaşık 2000-3000 kişi yatağında bu nedenden dolayı
ölü bulunmaktadır.
Çocuklarda OSA
(Tıkayıcı Uyku Apnesi, Nefes Alamama)
Genellikle büyük bademcikler geniz etine bağlıdır. Bu vakalar mutlaka tanınmalıdır.
Çünkü bu çocuklar OSA’ya bağlı olarak kalp hastalıkları, gelişimsel, eğitimsel
sorunlar, davranış bozuklukları, yüz gelişim bozuklukları ile karşı karşıyadırlar.
Erişkinlerden farklı olarak uykuya meyil değil, aksine aşırı hareketlilik ve
antisosyal davranışlar içinde bulunurlar.
OSA’lı çocuklar, sıklıkla normal kilolarının altındadırlar. Boğazdaki engel
nedeni ile çiğneme gerektiren şeylerden nefret ederler ve az yemek yerler. Gece
alt ıslatmaları bu çocuklarda sıklıkla görülür ve durum düzeltilince hemen normale
döner. Gün içinde yorgunluk ve huzursuzluk vardır. Devamlı ağız solunumu sonucu
diş problemleri (ortodontik problemler) ile karşılaşılır.
Tanı Amaçlı Testler - Polysomnography
Test anında hastanın beyin aktivitesi, göz hareketleri, ağız, göğüs ve karın
solunumu, kandaki oksijen miktarı, kalp grafiği, yanak ve ayak adalelerindeki
hareketler, uykunun total süresi, uykuya başlangıç ve uykunun safhaları ile
ilgili bilgiler kaydedilir.
Evde gözlem. Uyku laboratuarları pahalı olmaları ve hastalarda strese neden
oldukları için özellikle küçük hastalarda faydalı bir yöntemdir.
Fiberoptik değerlendirme. Fiberoptik olarak geniz ve gırtlak bölgesinin değerlendirilmesi
ile hastanın hava yolunun sessiz ve horlama anındaki durumu hakkında bilgi edinilir.
Horlama probleminin Tedavisi
Birçok vakada horlama önemli olmayıp, kilo kaybı, alkolden uzak durma, uyku
pozisyonunun ayarlanması ile kişi rahatlatılabilir. Tiroid hastalarında problemin
çözümü hastayı rahatlatabilir.
Talatpaşa Bulvarı Begonya Sokak No:7-9
Bahçelievler-İstanbul
Tel: (0212) 441 41 42 pbx Fax: (0212) 441 13 00 www.jfkistanbul.com
ONUNCU SAYFA
En çok satanlar
DVD
1. Akıl Oyunları
2. Gladyatör
3. Akrep Kral
4. Oceans’s Eleven
5. Cebimde Kelimeler
6. Stuart Little 2
7. Er Ryan’ı Kurtarmak
8. Kara Şahin Düştü
9. The Godfather DVD Collection
10. Yüzüklerin Efendisi 2
BİLMECE- FIKRA
Hazırlayan: UĞUR BAŞTUĞ
Buyrun yiyin
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında
“Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?”demişler.
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz
dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamboceği dökmüşler ve “Buyrun
beyler, yiyiniz.” deyince delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış,
ötekisi araya girmiş, “Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!”
Soğuk Şakalar
Hiç kimsenin okuyamadığı yazı hangisidir?
Alınyazısı
En kibar kuş hangisidir?
Baykuş
Eve gelen hırsız neyi çalmaz?
Zili çalmaz.
BİRİNCİ SAYFA
START VERİLDİ
ELVAN YILMAZ
Dile kolay, bir asır geride kaldı... Ve Beşiktaş’a gönül veren milyonlar aylardır
gündemden düşmeyen yüzüncü yıl kutlamalarına başladı.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 100. yıla dair etkinlikleri 1 Mart 2003 tarihinde
başladı. Bu kapsamda, siyah-beyazlı kulübün 100 yılını yansıtan, taraftara 100.
yılı hissettirecek birçok proje hazırlandı. Projelerin bir kısmı gerçekleştirilmeyi
bekliyor. Bir sene sürecek etkinliklerde, Beşiktaş Dernekleri ve Beşiktaşlı
taraftarlar da görev alacak. Projeler şu başlıklar altında sunuldu:
* “100. Yıl Logosu” hazırlandı ve “100.Yıl Marşı” ise Beşiktaşlı sanatçı Ufuk
Yıldırım tarafından bestelendi.
* BJK 100. yıl Hatıra Pulu ve BJK 100. Yıl Hatıra Parası bastırıldı.
* Milli Piyango İdaresi’nin düzenleyeceği bir çekilişe Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün
ismi verilecek.
* BJK 100. Yıl Hatıra Eşyaları piyasaya sunuldu.
* Arşiv araştırma ve yapım koordinasyonun, kongre üyelerinden Tuğrul Yenidoğan’ın,
yönetmenliğini ise Beşiktaşlı gazeteci Altan Gökmen’in yaptığı 100. Yıl Belgeseli;
10 kişiden oluşan ve tamamı Beşiktaş taraftarı olan bir ekip tarafından hazırlandı.
* Yavru Kartal Tırı (İlden İle Roadshow)
* Televizyonda Spor ve Çocuk Programı
* Beşiktaş Kültür Merkezi’nde Spor ve
Çocuk Tiyatrosu
* BJK 100. Yıl Anıtı’nın açılışı
* BJK Duvarı’nın açılışı (Ortaköy)
* BJK-Göztepe maçı
* Pop konseri
* Dev ekranda Beşiktaş belgeseli
* Türk yıldızları hava gösterisi
* 23 Nisan 2003- BJK Koleji’nde şenlik
* 19 Mayıs 2003-Yunanistan-Beşiktaş Genç Takımları futbol maçı
* BJK 100 Yılın sporcuları özel ödülleri
* 14 Haziran 2003
BJK Karnavalı “Kartal Alayı”
BJK 100. Yıl Balosu
Boğaz’da BJK 100. Yıl su-ışık-ses gösterisi
* BJK 100. Yıl siyah-beyaz konserleri
* Akaretler Süleyman Seba Caddesi 100. Yıl “Altın Kartallar” kaldırımı
* BJK 100. Yıl Engelliler Spor Turnuvası
* BJK Eagle Beach Games 2003
* Siyah Beyaz takımlar arası gösteri
maçları
* Siyah Beyaz Sanat Etkinlikleri
* Siyah Beyaz Spor ve Sanat Sergisi
* Sporda Giyimin 100. yılı- Siyah Beyaz
Moda Gösterileri
* Yüzde 100 Beşiktaşlı- En kapsamlı
taraftar kayıt sistemi
* BJK 100. Yıl Müzesi
* 01.Mart 2004
100. Yıl Etkinliklerinden Özel Görüntüler
Altın Kartallar Ödüllerinin Verilmesi
Diğer taraftan dernekler ve taraftarlar da 100. yılın coşkusuna kendi çabalarıyla
katılıyorlar. İşte bu çalışmalardan önemli birkaç kesit ve görüş:
1903 Beşiktaş Derneği (Çarşı)
Carşı Grubundan Ayhan GÜNER alışılmışın dışında başka bir konuya değinerek,
gözden kaçan, toplumsal
gençlik sorunlarının tribünlerdeki yerini anlattı: “Spordaki başarı kadar, taraftardaki
akıl sağlığı da önemlidir. Son yıllarda yaşanan büyük değişimi taraftarımızda
da görmekteyiz. Benim Beşiktaş taraftarını övmek, yüceltmek, gibi bir kompleksim
yok. Beşiktaş taraftarının büyüklüğünü bilen bilir. Burada bir şey belirtmek
istiyorum; bilindiği gibi maçtan önce taraftarımız Beşiktaş’ta çeşitli noktalarda
maç saatine kadar anormal derecede alkol tüketmekte, bazıları da başka şeyler
kullanmakta. Kullananların yaş ortalaması da çok küçük! Genelde taraftarımız
kalabalık olmanın verdiği toplum psikolojisiyle aşırı derecede kötü alışkanlıklara
sürüklenmektedir. Maçtan önce iyi olan kafalar maç saatinde sağlıksız bir taraftar
kitlesi ortaya çıkarıyor. Bizler eski tribün şovlarından aldığımız hazzı ve
enerjiyi artık görememekteyiz! Hatırlayanınız bilir üç, dört yıl öncesine kadar
İnönü Stadyumunun Tribünlerinde hiçbir zaman Beşiktaş taraftarı kendi arasında
kavga yapmazdı. Günümüzde ise bahsettiğimiz bu nedenlerden dolayı her maç tribünlerde
her noktada kavgalar oluyor. Böyle olunca da tribünlerdeki destek zaman zaman
kesiliyor ve alacağımız maçları zora sokuyoruz. Lütfen kimse kimseyi sürüklemesin
ve kötü örnek olmaktan kaçınsın. Beşiktaş’ın geleceği için sağlıklı taraftar
kitlesini hep birlikte yaratalım. Yüzüncü yılda herkes ayran ve süt içsin...!”
1903 Beşiktaş Derneği’nin 100.yılda uygulayacağı toplumsal projeler şunlardır:
-Her değişim çarşıdan başlar... Toplumdan dışlanmış olan insanları tekrar topluma
kazandırmak için rehabilitasyon faaliyetleri yürüteceğiz. Dernek toplantılarıyla
gençleri kazanmak ve topluma kazandırmak amacındayız. 100.yıla kadar süregelen
birliktelik, ahlak, saygınlık, dürüstlük gibi Beşiktaşlılık ilke ve felsefelerini
yüzüncü yıldan sonra da sürdürmek önemli. Hazırladığımız rehabilitasyon programında
bunlar da yer alacak.
-100. yıl gecesi üzerinde Beşiktaş bayrağı olan 100 kamyonla deprem bölgesine
ziyaret düzenlenecek.
-100. yılda şampiyonluk kadar barış da önemli.
-Taraftar belgeseli hazırlanıyor. Film şirketiyle görüşmeler başladı. 100. yıla
kadar taraftar nereden nereye geldi; bunları aktarmak istiyoruz. Yaşanan zorlukları,
Beşiktaş uğruna verilen mücadeleleri, ahd-ı vefa’nın ne olduğunu öğrenecek insanlar.
-Hasta ve yaşlı fanatikleri hayranı oldukları futbolcularla buluşturacağız.
Hayatlarının son zamanlarında onlara mutluluk vermek istiyoruz.
-İnönü Stadında bir konser projemiz var. Bu projeyi gerçekleştiremesek de semtte
büyük bir karnaval olacak.
-Beşiktaş’ın aykırı grubu Çarşı, Beşiktaş ayinleri düzenleyecek. Fanatikler,
metafizik ortamda telepati yaparak buluşacaklar. Bu sayede 24 saat bir arada
olacak ve Beşiktaş’a enerji aktarımı yapacaklar... Geriye Dönüş başladı...
100.yıl şampiyonluk yılı değil “BEŞİKTAŞ” yılıdır. Şampiyonluk merkez alınmamalı.
Diğer derneklerden dileğimiz Anadolu’ya yayılsınlar. Reklamsız 100 yıllar dileriz...
-Röportajı yaptığımız bu dakikalarda, 1903 Beşiktaş Derneğine gelen bir telefonda
Beşiktaşlı bir taraftar için 0 rh(-) kana ihtiyaç olduğu haber verildi. Ayhan
Güner ve arkadaşları zaman kaybetmeden web sayfalarından (www.forzabesiktas.com)
kan arandığına dair duyurularını yaptılar.
İstanbul Beşiktaşlılar Derneği Cüneyt Doğan (Başkan)
Devlet Tiyatro Sanatçısı Levent Niş tarafından İstanbul Beşiktaşlılar derneği
adına 100.yıl bestesi yapıldı. Daha önceleri Beşiktaş engelliler derneği ile
ortak çalışmalar sürdürüp yardımda bulunduk. Bunlar sürecektir.
Sokak çocuklarıyla ilgili projeler olacak. Onlara maddi ve manevi bulunduğumuz
yardımlarda tema okul eğitimleri ve Beşiktaş olacaktır.
100. Yılda büyük bir konser düzenleyeceğiz. Beşiktaşlı sanatçılarla taraftarımızı
buluşturacağız.
Beşiktaş semtinde karnaval düzenleyip şampiyonluğumuzu da kutlayacağız.
Beşiktaş büyük bir markadır. Siyah Beyaz renkleri her çeşit ürüne yayarak Beşiktaş’ı
her alana taşıyacağız.
Yüzüncü Yıl Derneği
(Maltepe)
Turhan Şalva (Marmara Üni. Tıp Fak. Öğrt. Üyesi)100. Yıl Faaliyetleri
İlköğretim okullarına yönelik sportif bir gezi düzenleyeceğiz. Çocuklara sporu
sevdirmek, Beşiktaş’ı tanıtmak, farklılığı ortaya koymak projenin amacı. Beşiktaş
Müzesi, İnönü Stadı ve belki Ümraniye’de bir antrenman gezinin kapsamında olacak.
Müzede BJK tarihi anlatacak, forma, şapka, bayrak hediye edeceğiz. Müziklerle
eğleneceğiz yollarda. Her hafta sonu en az bir okulu gezdireceğiz.
Internet sitemizi geliştirerek, Beşiktaş’ın tarihini araştırmaya yönelik soru-cevap
bölümü hazırladık. Bu bölümdeki soruyu doğru cevaplayanlara lig maçı bileti
vereceğiz. Makale köşemizde ise yorumlar içinde en anlamlı olanı, topluma mesaj
vereni belirleyerek ve hem dergimizde yayınlayacağız hem de Avrupa Kupası maçına
götüreceğiz. Toplumun görüşlerini camiaya, spor kamuoyuna aktarmayı vazifemiz
olarak görüyoruz.
Çıkarttığımız 16 sayfalık dergimizin her sayısında bir Beşiktaş derneği tanıtımı
yapacağız. Diğer derneklerle birlik olup ortak hareket etmek istiyoruz. Derneklerin
birleşerek bir federasyon çatısı altında toplanmasının daha verimli olacağını
düşünüyoruz.
Beşiktaş Marşı yaptık. Lale Oraloğlu yardımıyla, Beşiktaş Tarihi ve kimliğini
anlatan bir tiyatro oyunu hazırlatıyoruz. Profesyonel oyuncuların yanı sıra
Marmara Üniversitesi Beşiktaş Fan Clup üyesi öğrenciler de oynayacak.
Yüzüncü Yıl Derneği, yıllarca Beşiktaş tribünlerinde emek veren kişiler tarafından
kurulmuş, Beşiktaş yönetimine, yol gösterici bir dernek. Tüzel bir kişiliğiniz
olmayınca sesinizi duyuramıyorsunuz; bu demokrasinin bir gereğidir. Beşiktaş
Jimnastik Kulübü, demokrasinin bir örneğini oluşturuyor, biz de onun alt dallarını
güçlü olduğunu göstermek için derneği kurmaya karar verdik. Derneğimiz sadece
Anadolu yakasına değil Türkiye’ye hitap ediyor. Bu yüzden ismi Yüzüncü Yıl.
Hem geçmişin birikimini içinde taşıyan hem de gelecek yüzyıla ışık tutan çağdaş
bir yapılanmayı topluma örnek gösteriyor. Üyelerimizin eğitim seviyeleri yüksek.
Öğrenim ortalaması Lise, Üniversite. Her tribünden üyelerimiz var.
On aydır faaliyetteyiz. 100. Yılla ilgili bütün projelerimiz hazır. Mart ayında
bir anda ortaya çıkıp bütün projelerimizi sunacağız. Dokuz ay bunun için bekledik;
sürekliliği olan projeleri topluma vermek istedik. Projelerin
hazırlanmasında toplumsal düşündük; şov amaçlı olmasından kaçındık.
Dişi Kartallar
İlklerin takımı Beşiktaş’ın 100. yılındaki taraftar organizasyonları arasında
bir “ilk” daha gerçekleşti. Dişi Kartallar Türkiye’nin ilk bayan taraftar oluşumu
olarak Beşiktaş camiasında yerini aldı. Çoğunluğu üniversiteli genç ve bakımlı
bayanlardan oluşan Dişi Kartallar, İnönü’de amigo olarak da göze çarpıyorlar.
Türk futboluna bayan bakış açısıyla yeni bir boyut getirmek isteyen Beşiktaşlı
bayan taraftarlar, Beşiktaş’ın 100. Yılı ile ilgili olarak da şunları söylediler:
“Genel olarak taraftar sınırlarını zorlamak istiyoruz. Beşiktaş’ın asilliğine
ve zerafetine yakışır şekilde nasıl destekleneceğini göstereceğiz. Bu oluşumun
özellikle 100. Yıla denk gelmesi bizleri çok mutlu etti. Beşiktaşımıza ahd-ı
vefamızı iletmek istedik. İlklerin takımına yine bir ilk yakışırdı. Kutlu olsun
100. Yılımız, sevgimiz Beşiktaş olsun...”
MUSTİ DONDU KALDI
Gazete BEŞİKTAŞ’la geçtiğimiz ay bir söyleşi yapan Mustafa Sandal, Kartal’ın marşını yazıp bestelediğini belirtmişti. 8 Şubat 2003 tarihinde yayınlanan BJK 2002 yılı faaliyet raporunda Beşiktaş’ın marşının Ufuk Yıldırım tarafından bestelendiği açıklandı. Konu üzerine görüştüğümüz Mustafa Sandal, olay hakkında “bu haberi ilk defa sizden duyuyorum.” dedi. Şaşkınlığını gizleyemeyen Musti, “Ufuk Yıldırımın güzel marş hazırladığından eminim. Bu görev kime verildiyse layıkıyla yapacaktır” şeklinde konuştu. Öte yandan BJK Halkla İlişkileri’nden edinilen bilgiye göre 100.yılla ilgili iki marş bestelendiği bildirildi. Ufuk Yıldırım’ın besteyi daha önce hazırladığı için 2002 yılı faaliyet raporunda yer aldığı, Mustafa Sandal’ın bestesinin de Beşiktaş’ın diğer 100.yıl marşı olacağı belirtildi.
ONALTINCI SAYFA
KARTAL FARK ATTI
Gazete BEŞİKTAŞ’ın internet
sitesindeki anketinde “Beşiktaş, bu sezon şampiyon olabilir mi?” diye sorduk.
%92 gibi inanılmaz bir farkla taraftarın şampiyonluğa inandığı ortaya çıktı.
Gazete BEŞİKTAŞ’ın internet üzerinde düzenlemiş olduğu ankete bu ay 3020 kişi
katıldı. Ankette, 2790 kişi Beşiktaş’ın şampiyon olacağını bildirirken, 230
kişi de “Beşiktaş şampiyon olamaz” dedi. Bugüne kadar yapılan anketlerin içinde
en büyük oran bu ay sağlandı. Katılanlar arasında %92 gibi rekor bir farkla
Beşiktaş’ın şampiyon olacağı söylendi. Gazete BEŞİKTAŞ’ın www.gazetebesiktas.com
veya www.besiktasgazetesi.com adlı internet sitesine girerek oy verenler içinde
ise, % 8 gibi küçük bir rakam Beşiktaş’ın şampiyon olamayacağını belirtti.
ONDÖRDÜNCÜ SAYFA
Fenerli Başkan’dan Beşiktaş’a destek
İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Beşiktaş Jimnastik Kulübüne tam destek vererek “100.
yılda şampiyon olacaklarına inanıyorum” dedi.
Beşiktaş’ın 100. yılında sanat, siyaset, medya camiasında kulübe destek verenlerin
sayısı artıyor. Fenerbahçeli İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ali Müfit
Gütuna da siyah beyazlı takıma destek verdiğini GAZETE BEŞİKTAŞ’a açıkladı.
Kulüp ile yakın işbirliği içinde bulunduğunu söyleyen Gürtuna, “Fanatik bir
taraftar değilim İyi oynayanı desteklerim. Beşiktaşlılar bu yıl işin büyük bir
kısmını hallettiler, şampiyonluk için önlerindeki engeller çok değil. Beşiktaş’ın
100 yılı şanlı ve şerefli başarılarla dolu. Bu 100 yıla şampiyonluk yakışır”
dedi.
“Beşiktaş Bir Ekol”
100. yılını yaşayan Beşiktaş’ın bütün spor camiası için bir ekol olduğunu da
belirten Gürtuna, bu sene Beşiktaş’ın iyi bir form yakaladığına dikkati çekerek
“Bütün futbolcularını seviyorum, başarılı olacaklarına inanıyorum, Lucescu çok
iyi bir teknik adam. Beşiktaş gibi büyük bir ekolü yaşatmak gerekiyor. Bunun
için de ellerinden geleni yapıyorlar” şeklinde konuştu. Beşiktaş Jimnastik Kulübü
Başkanı Serdar Bilgili ile de görüştüklerini söyleyen Gürtuna, sözlerine şunları
ekledi: “ Sayın Serdar Bilgili’ye takımı tüm gücümle desteklediğimi hatta şampiyon
olacaklarını söyledim. Ligin başında çok çalışmaları gerektiğini söylemiştim
şimdi kıyıya geldiler. Tesis konusunda da büyük ataklar yapan Beşiktaş’a Dikilitaş
tesislerini hukuken vermiş bulunuyoruz. Akatlar’ı da öyle... Ümraniye tesisleri
açılışında da beraberdik. Bu konuda da onları kutluyorum”
Sporun tekvando, güreş ve boks dallarıyla amatörce ilgilenmiş olan Gürtuna,
okul yıllarında futbol oynamış. Başkan, bireysel ve toplumsal sağlık açısından
sporun tüm dünyadan tanıtım vasıtası olması açısından önemli olduğunu ve dünya
çapında futbolcular çıkarmamız gerektiğinin de altını çiziyor. Son jenerasyon
futbolcuların dünya ile entegre olduğunu, alınan başarıların futbolcuların güvenlerini
arttırdığını kaydeden Başkan Gürtuna, takımların başarılarının arttıkça bir
rekabet ortamının oluştuğunu bu ortamında Türk futbolunu dünya standartlarına
yük selttiğini belirtti.
ONÜÇÜNCÜ SAYFA
DERNEK VE TARAFTARIN SESİ
Amigo Alen
Mahrumiyet bitti
Asırlar gibi gelen altı
maçlık mahrumiyet İstanbul maçıyla sona erdi. İnanılmaz bir duygu sağanağı bedenimi
kapladı. Bu duyguyu daha çok yaşamamak için tribüne 16:25’de çıktım. Soğuk hava
vız geldi, iliklerimin coşkuyla dolduğunu hissettim.
Altı haftalık beklentinin umuda dönüştüğü dakikalarda umutsuzluk, Beşiktaş taraftarının
psikolojik ‘bu maç ne olacak’ yorumu ve bu yoruma dayalı uyuşukluk maç boyu
kendini hissettirdi. Benim tribüne çıktığım son maç olan Elazığ maçındaki coşkunun
yerinde yeller esiyordu
Maç başında yaşanan motivasyon bozukluğu (yeni açıktaki olay) bütün stadı etkiledi.
Goller erken geldiğinde hava biraz rehavet koktu. Beklenen tezahürat yoğun çabalar
sonucu 2. yarıda gerçekleşti. Ama, gol İstanbul’dan geldi.
Stres inanılmaz boyutlara vardığında sahamızın kapanmaması için inanılmaz efor
sarfettik! Adeta İstanbulSpor bunun için çabalıyordu. Mamafih Sergen atıldı.
Yoksa yine oyunlar mı oynanıyordu?
Baksanıza oynanması ve temizlenmesi gereken maçlar ve sahalar, enteresan şekilde
iptal edileyordu. Mesafe uzaklığı 3-4 Km. olan Bayrampaşa Stadı ile Samiyen
arasında inanılmaz renk tonları vardı. Biri yemyeşil, biri bembeyaz!!!
Finale adım adım, eze eze ilerliyoruz. Her türlü hainliği mübah sayan zihniyetler,
bize çelme takma yarışına girecekler. Herkesin sağduyulu ve Beşiktaşlı gibi
davranması gerekiyor. En ufak hata bize saha kapattırır.
Federasyon talimatları ne istiyorsa yapmak zorundayız. Beşiktaşımız için.
Unutmayın asıl olan gerçek hayattır. Hayat da Beşiktaş.
Tribün lideri Optik Başkan
(Mehmet)
Nazar değmesin
Bizim çocukluğumuzda Beşiktaşa
daha büyük bir hasret vardı. 1982’de ilk şampiyonluğumu gördüğümde 13 yaşındaydım.
Bizim jenerasyon farklıydı, şampiyonluk görmeden Beşiktaşlı olduk. Uzun bir
aradan sonra yakalamıştık şampiyonluğu ama bu bir başarısızlık ifade etmez.
Şampiyon olmadiğimiz bu yedi sezonda Beşiktaş başarısız değildi. İkincilikler
var, kupalar var, bizi bekleyen şampiyonluklar var. Başarısızlık hiçbir zaman
yılgınlık getirmez. Tam aksine taraftarı daha çok kamçılar; bağlar.
Geçen yedi yılda başarısızlar veya yanlışlar olmadı. Sadece çok fazla hoca değiştirmenin
dezavantajı oldu. Lucescu seçimi iyi fakat hala benimsemeyen var. Beşiktaşın
bir özelliği, ayrıcalığı vardır. Bunu hepimiz biliyoruz. gs’den, fb’den ayrıdır.
Lucescu’nun alınması da Beşiktaş açısından büyük bir kumardı. Görüyoruz ki verilen
karar doğrudur. Hocamız Türkiye’yi bilen bir teknik adam ve uyum sürecini yaşamıştı.
türk insanını, Türk taraftarını, Beşiktaşımızı ve biz Beşiktaş taraftarını tanıması
avantajdır.
Bu sene Lucescu ve 100. yılın gelmesiyle birlikte “şampiyonluğa inanmak” ilkesi
doğdu. Şu anda da namağlubuz! Taraftara sesleniyorum. Sabırlı olun. Takımınıza
her zaman destek olun. Beşiktaş seyircisinin özelliği budur; başarısız dönemlerde
tribünler daha çok dolar. Bu sene seyirci inandı ve takımımız da iyi yol alıyor.
Namalup olmamızın bir zorluğu var; küçük bir yenilgi bile takımın gidişatını
etkileler. Namağlup şampiyon olmak da çok güzel, bunu da yaşadık. Taraftar takımın
yanında olmalı. Namalup şampiyon olacağız diye bir kural yok şampiyon olacağız.
İki üç başarısız sonuç yıldırmamalı taraftarı. Beşiktaşımıza karşı süyük bir
rahatlık ve güven var. Tekrar ediyorum aksi sonuçlar bizi yıldırmasın. Beşiktaşımıza
daha da çok bağlanmalıyız. İlçemizin bir insanı olarak; Gazetemize sahip çıkmak
gerektiğini düşünüyorum. Gazete BEŞİKTAŞ tüm semt halkına ve taraftara ulaşmalıdır.
Selim Akyıldız (İnci Baba)
Çarşıdan sesleniş
İlkelerimizi sözle değil
uygulamada yaşatmak gerekir. Futbol takımımızdan çok beklediğimiz başarıyı şu
anda elde etmiş durumdayız. Temennimiz Beşiktaş’ın tüm branşlarda başarılı olmasıdır.
Camiamızla ilgili şunları söylemek istiyorum; Değerli büyüklerimizi kırmamalıyız
ve hoş görülü olmalıyız. Küçüklerimizi de sevmeliyiz ve korumalıyız. Başarılı
oldukları alanda önlerini üşenmeden açmalıyız. Maddi manevi yönden pintilik
yapmadan yardımcı olmalıyız. Kimseye hor bakmamalıyız. Övünmek gibi olmasın
ama biz Beşiktaşlıyız.
Camiamıza maddi manevi emeği geçen herkese teşekkürler! Eksiklerimizi halletmeye
devam edelim. Ve mutlu sona hep beraber ulaşalım. Hedefimiz; zor gözükse de
-olmaz diye bir şey yok- Şampiyonlar Kupası’nı almak ve şampiyonlar şampiyonu
olmak.
Beşiktaş’tır medarımız
Mutlu olmak amacımız
Dalgalansın ufuklarda
Siyah-beyaz bayrağımız
Perihan Işık-Dişi Kartal
Doğum günü
100.yılı taraftarıyla,tarihiyle,şerefiyle,onuruyla,namusuyla ve gururuyla geçiren
bir takıma yani Beşiktaş’a aşığız biz. İyi ve kötü gününde hep Beşiktaş’ımızın
yanında olduk.Bazen sevindik bazen üzüldük .Ama biz onu hiç terketmedik oda
bizi terketmedi. Aman Allah’ım nekadar büyük bir aşkmışki bu 100.yıl geçti hala
aşığız sana 100.asırda geçse bu aşk bitmeyecek şimdi 1 Mart’a çok az kaldı her
Beşiktaş’lı gibi heyecanlıyım çünkü Beşiktaş’ım 100 yaşına giriyor. İyi ki doğdun,
iyi ki varsın. Bu aşkı bize yaşattığın için sana binlerce teşekkürler.
ONİKİNCİ SAYFA
‘İşimiz sorunları çözmek’
BANU GÜNEY
Voleybol, hentbol, basketbol, boks, kürek, güreş, briç... Futbolun gerisinde
kalan bu branşlar siyah beyazlı kulüp bünyesinde varlıklarını sürdürüyorlar.
Yıllardır Beşiktaş branşlarının içinde olan, dertlerini paylaşıp, bu dertleri
Yönetim Kurulu’na taşıyan, Branşlardan Sorumlu Yönetici Ahmet Kavalcı, “Bizler
yöneticiyiz. Bizim işimiz sorunları çözüme kavuşturmak” diyor.
Vakıf Kulüpleri ile başa çıkamıyoruz
UEFA’nın aldığı kararla borcu olan takımların Avrupa Kupaları’na katılamayacağı
ve SPK’nın aldığı futboldan gelen gelirin başka kaynaklara aktarılamayacağı
kararlarının branşları zor duruma düşürdüğünü belirten Kavalcı, “Vakıf takımları
ile mücadele edemiyoruz.
Onların tek bir şube için ayırdığı rakam 10 milyon dolar. Kısıtlı bütçelerle
onların karşısındayız. Kira, aidat gibi gelirlerin yanı sıra reklam gelirlerini
kullanmamıza devlet tarafından izin verilmesi gerekiyor” dedi. Bu zorluklara
rağmen takımların büyük başarılar elde ettiğini söyleyerek, branşları şu şekilde
değerlendirdi:
“Hentbolde, tarihte ilk defa bir Türk takımı, çeyrek finale kaldı. Boks takımımız
Türkiye Şampiyonu oldu. Kürek takımımız uluslararası başarılar elde etti. Basketbol
ve voleybolda üç büyüklerin aldığı kararla zor anlar yaşadık. Kimi takımlar
dağıldı. Buna rağmen şu anda devam eden takımların elde ettiği ciddi başarılar
var. Bayan Voleybol takımımız Cengiz Göllü’nün gelişiyle ligde 4. durumda. İkinci
yarıda, ilk yarının tersine 8 maç galibiyet kazandık. Bayan voleybol takımının
kadrosunu tutmayı ve gelecek sezon iyi yerlere getirmeyi düşünüyoruz. Erkeklerde
takımın iskeleti olmadığından uyum sağlanamadığından küme düşmüştü. Ama bu karar
kaldırıldığından hala ligde bulunuyor. Güreş branşında bayanlar takımı vardı,
fakat bayanların müsabakalarını yapacağı bir lig yoktu. Bayan takımını kaldırdık
ve serbest, grekoromen alanlarında yeni bir yapılanmaya gittik. Briçte çok değerli
hocalarımız ve üniversite öğrencilerimiz var. 10 milyarlık bir bütçe ile de
çok iyi işler yaptılar.”
100. Yılda Branşlarda Faaliyette...
Beşiktaş’ın 100. Yılında branşların da faaliyette olacağını, Beşiktaş adı altında her branşta turnuva düzenleneceğini belirten Kavalcı, “Her amatör branşın federasyonuna bildirilerek, ligler ve maçlar bittiği zaman turnuvalar ile bir kutlama yapılacak. Mayıs, Haziran, Temmuz dönemlerinde gerçekleştirilecek turnuvalara, Türkiye’den ve yurt dışından takımların katılımları sağlanacak. Atletizmde İnönü stadında oynanacak bir maç öncesi yapılacak turnuvaya yurt dışından ve içinden atletler katılacak. Boks ve güreşte federasyon başkanlarının göstereceği yerde, hentbol ve voleybol da ise plajlarda müsabakalar yapılacak. 100. Yıl dolayısıyla branş faaliyetleri de üst düzeyde.”
Kürekçiler kar ve kışta
mücadele ediyor
Özgen Korkmazlar
Kürek Şube Menajeri
Ocak ayında hava koşullarının zorluklarına rağmen kürekçilerimiz Şubat ayında
Fethiye’de yapılan Uluslar arası yarışlarda başarılı olabilmek için yoğun antrenman
yaparak hazırlanmıştır. 07-08-09 Şubat tarihlerinde yapılan 1. Uluslar arası
Akdeniz Kupası Kürek Yarışları’na Avusturya, Mısır ve Yugoslavya Milli Takımları
ve 20 kulübün 341 sporcu ile iştirak ettiği müsabakalarda, sporcularımız başarılı
yarışlar yaparak, Tek Büyükler Hafif Kilo ile İki Tek yarışında Volkan Öztezcan,
Ersan Özcan birinci, Gençler Tek Çifte yarışında Mete Yeltepe ikinci, Gençler
İki Çifte yarışında üçüncü, Büyükler Hafif Kiloda 0Serdar Taylan-Barbaros Turan
dördüncülüğü kazanmışlardır.
Takımımız İstanbul’a döndükten sonra 22-23 Mart tarihlerinde Adana’da yapılacak
Milli Takım Seçme yarışlarına hazırlanmaya başlanmıştır.
Başta 17. kez geçilmezliğini koruyan Volkan-Ersan ekibi ve tek çiftede Mete
Yeltepe ile yukarıda belirtilen ekiplerimizin Milli Takıma girme şansları vardır.
Bol şanslar çocuklar diyorum...
Hentbolde ikinci yarı ilk
yarıyı aratıyor
Hentbol Antrenörü Cengiz Akın
15 Aralık’ta Milli Takım maçlarından dolayı araya girdik. O tarihe kadar lige
iyi başlamıştık. Yeni bir ekiptik, bir alışma döneminden sonra iyi bir hava
yakaladık. Hem ligde hem Avrupa Kupaları’nda iyi gidiyorduk fakat aradan sonra
ikinci yarıya iyi başlamadık. Mağlubiyetler ve beraberlikler aldık. İzmir’de
yapılan erteleme maçında galibiyet aldık. Şu anda ligde ASKİ birinci takım,
onun dışında ligde 2.,3.,4. ve 5. takımlar aynı sırada yer alıyor. Bundan sonraki
maçlar çok önemli. 10 yıldır aynı ekibin istikrarla birarada olması onlara bu
başarıyı getiriyor. Onları zorlayabilecek tek ekip bizdik. Bizde bir dağılma
dönemi yaşanınca birinciliği ASKİ’ye kaptırdık. Yurt dışına giden çok oyuncumuz
oldu. Bu sene yeniden genç bir ekip kurduk. Biraz sabır gösterirsek bu ekipte
çok şey yapar. Bizim en büyük dezavantajlarımızdan biri ne profesyonel ne de
amatör olmamız. Oyuncularımızın hemen hemen hepsi başka işler yapıyor. Ama buna
rağmen profesyoneller gibi gelip antrenmanlarını yapıyorlar. İŞ yerinde bütün
gün çalıştıktan sonra antrenmana gelme sıkıntısı yaşanıyor. Bir de çoğu Anadolu
yakasında oturuyor gelmekte zorlanıyorlar. Avrupa Kupaları’nda çeyrek finale
kaldık. Transfer ettiğimiz oyuncular eski oyuncularımız. Yabancı olarak oynattığımız
Jonny, uzun seneler Beşiktaş’ta oynamış bir oyuncu. Ukraynalı ucuz genç bir
sporcu aldık. Şuan performansı pek yeterli değil ama uzun vadede fiziğinden
savunmada yararlanabileceğimiz bir oyuncu olabilir. Önümüzdeki bir iki sene
sonra yakalanan jenerasyonla yıllarca şampiyonluğu bırakmayabiliriz. Yine de
bu sene ikinciliği kovalayacağız. 8 Mart tarihinde saat 17.00’da Yunanistan
ile Süleyman Spor Salonu’nda maçımız olacak. Bütün sporseverleri de maçımıza
bekliyoruz.
Boksörleri tutana aşk olsun
Boks Antrenörü Yurdakul Güvener
10-15.12.2002 tarihleri arasında Sakarya’da yapılan Büyükler Puanlı Kulüpler
Boks Şampiyonası’nda;
48 kilo Abdülkadir Koçak, 51 kiloda Ramazan Ballıoğlu, 54 kiloda Hakan Dolunay,
63 kiloda Nedim Baba, 81 kiloda Hasan Kılıç, 91 kiloda Eyüp Güçci Türkiye Şampiyonu
olmuşlardır. 75 kiloda Serdar Üstüner ve 91 kiloda Kurban Günebakan Türkiye
İkincisi olmuşlardır. Boks takımımız kendisine en yakın rakibine 15 puan fark
atarak 44 puanla Türkiye Kulüpler Boks Şampiyonu olmuştur.
Bu başarılarımızda başta sayın başkanımız Serdar Bilgili’ye, sayın yöneticilerimize
ve her zaman her derdimize koşan Amatör Şubeler Sorumlusu Sayın Ahmet Kavalcı’ya
boks şubesine verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz.
100. yılın ilk kupası atletizmden
Ömer Aras Atletizm Şubesi Genel Menajeri
2002 yılında 1. Lig Bayan Takımımız Türkiye Kulüplerarası Atletizm Ligi’nde
44.305 puanla üçüncü oldu. İstanbul ilinde yapılan çeşitli yarışmalarda kulüp
ve ferdi alanlarda birçok atletimiz şampiyonluk elde etmiştir. Yıldız sporcularımızda
Efhanim Temizsoy üç adım atlamada 12.58 metrede Yeni Gençler Türkiye Rekortmeni,
Tuğba Ergen ise yine üç adım atlamada 12.14 metrede Yeni Yıldız Genç Türkiye
Rekortmeni olmuştur. Ocak ayında Balıkesir’de yapılan, 46 kulüpten 552 sporcunun
mücadele ettiği Türkiye Kulüplerarası Kros Ligi’nde kulübümüz sporcularından
Güllü Gül ferdi sıralamada üçüncü, takımımız ikinci olarak, kulübümüze yılın
ilk kupasını getirmiştir. Şubat ayında İzmir’de düzenlenen genler-Büyükler Salon
Ferdi Türkiye Şampiyonası’nda da 1500 metre’de şampiyonlar kulübümüzden çıkmıştır.
Güllü Gül, Gençler Türkiye Şampiyonu, Alev Yurduseven Gençler Türkiye ikincisi,
Dilek Öztürk Gençler Türkiye üçüncüsü olmuşlardır. Aynı şampiyonada yüksek atlama
dalında 1.50 metre ile Tuğba Korkmaz Türkiye dördüncüsü olmuştur. Kulübümüz
sporcularının bu başarılarının devam edeceğini umuyor, destek veren isimlere
teşekkür ediyoruz.
Genç ekiple büyük başarı
Aziz Akkaya Basketbol Bayan Tk. Antrenörü
Beşiktaş Basketbol Takımı 2002-2003 sezonunda tamamen Türk oyunculardan kurulu
genç kadrosuyla ligde mücadele etmektedir. Şu ana kadar oynadığı 16 maçın 8’ini
kazanıp ligde 6. sırada yer almaktadır. Amacımız lig sonunda Avrupa Kupaları’na
katılmak olup, Play-off sonunda final oynamaktır. Ayrıca Türkiye Kupası’nı da
kazanmayı hedeflemektedir. Takımımızda şu anda Milli Takımlarda oynayan 8 oyuncu
bulunmaktadır. Normal ligin tamamlanmasına 6 maç kalmıştır. Sırasıyla: Etbalık,
Yıldırımbosna, Arı Kolej, İ.Ü.S.B.K, Galatasaray, Migros. Dileğimiz Beşiktaş’a
yakışır bir şekilde kulübümüzü temsil etmektir.
ONBİRİNCİ SAYFA
‘Kibrit çak yardım et’
BANU GÜNEY
Beşiktaş camiasına hem yeşil sahalarda oynadığı futbolu hem de teknik bilgisi
ile yıllarca emek veren Rasim Kara, şampiyonluk yolundaki siyah beyazlı takım
hakkındaki değerlendirmelerini Gazete Beşiktaş’a anlattı. Bugüne kadar neticelerin
iyi olduğunu bu nedenle hiçbir sorunun bu ortamda ortaya çıkmayacağını belirten
Kara, “Beşiktaş’ın forvetleri ve yabancıları arasında sıkıntılar yaşanabilir”
dedi.
Rasim Kara için Beşiktaş neyi ifade eder?
Oynadığım bütün takımlar benim için çok şey ifade eder ama Beşiktaş’ta 8 sene
oynadım, geldiğim sene kaptan oldum. “Kibrit çak Beşiktaş’a yardım et” dönemleri
yaşadık. Kulübün yatacak yeri yoktu, otellerde kaldık. Beşiktaş kötü dönemler
yaşıyordu, 15 sene şampiyon olmamıştı. 81-82 yılında, benim kaptan olduğum sene
makus tarihini değiştirdi. Bu bir ekip işiydi. Acısıyla tatlısıyla güzel günlerimiz
geçti. Çok uzun seneler sonra Beşiktaş forması giyip teknik direktör olarak
takımı çalıştırdım. Bu bana nasip olan bir görevdi. Şampiyonlar ligine katıldık,
Avrupa’da üç tur geçtik, bu sene Lucescu ile bu rekor egale oldu. Bu turu geçerse
rekor kırılacak.
Beşiktaş’ın son dönemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son 6-7 sene Beşiktaş çok çalkantılı bir dönem yaşadı. Yanlış transfer politikaları,
teknik direktör konusunda bir istikrarsızlık söz konusuydu. 100. yılda güzel
bir hava yakaladılar. Bu havayı devam ettirmeleri gerekiyor, bunu yapacaklarına
da inanıyorum. Görülmedik bir şekilde yönetim, futbolcu, teknik adam, taraftar
ve medya kenetlendi. Bu bütünlükten çok güzel sonuçlar çıkması gerekiyor. Geniş
bir kadro ile Türkiye’de üç kulvarda mücadele eden tek takım Beşiktaş. Beşiktaş’ın
sadece bu seneki başarısı söz konusu değil, tesis açısından da çok gelişmeler
yaşadı. Beşiktaş alt ve üst yapılarıyla iyi şeyler yapmaya başladı.
Yönetim ve teknik kadro arasındaki uyumu nasıl buluyorsunuz?
Lucescu ile Feyyaz arasında uyum sağlanmış vaziyette. Menajer Sinan Engin’le
ve başkan-yönetimle aralarındaki uyum da çok iyi. Ancak, başkan ve yönetim kurulu
işverendir. Teknik kadro, teknik direktör başta olmak üzere genel müdürdür.
Hiçbir yönetici bir genel müdürün elini öpmemelidir.
Beşiktaş’ın şampiyonluğunun şimdiden kesin olarak görüldüğünü, engellerin olmadığını
düşünüyor musunuz?
Engeller var, hiçbir maç sahaya çıkmadan kazanılmaz. Zafere giden yol uzun olacak.
Galatasaray, Beşiktaş’ın en önemli rakibi olacak. Ama, Galatasaray’ın, Fenerbahçe
ile de oynayacak olması, Beşiktaş için avantaj. Ona rağmen Galatasaray da burada
Beşiktaş kadar şampiyonlukta iddialı olacaktır. Fenerbahçe çok iyi transferler
yaptı. Gençlerbirliği iyi bir yolda. Şampiyonluk için büyük takımları yenmek
yetmeyecek. Beşiktaş’ta her şey iyi gidiyor gözüküyor, ancak iyi gitmeyen bazı
şeyler de örtbas edilebiliyor. Örneğin Nouma’nın, İlhan Mansız’ın oyundan alındıktan
sonraki tavırları. Futbolcuların gece hayatları dikkat edilmesi gereken bir
konu. Neticeler kötü gittiği zaman bunlar su yüzüne çıkabilir. Kendilerine olan
güvenleri şu anda üst seviyede. Zorlu maçlar bekliyoruz, böyle bir durumda kaybedilecek
3 puanın sadece üç puanla da kalıp kalmayacağı belli değil. Şartlar ne olursa
olsun; Beşiktaş’ın bu sene, yakaladığı bu havayla ligi önce şampiyon olarak
bitirmesi gerekir. Kupa ve Avrupa önemli tabi; ama, şampiyonluk her şeyden önemlidir.
Yüzüncü yıldaki şampiyonluk beklentisi futbolcuları strese sokar mı?
Kesinlikle olur. Ancak şu anki Beşiktaş’ı iyi tanıyan bir kişi olarak gözlemlerim;
böyle bir stresi yenebilecek durumda. Başta Lucescu’nun sakinliği. Spor dilinde
bir söz vardır: “Teknik direktörün ve asistanının yüzü, takımının aynasıdır”.
Onların saha dışındaki tavırları, hareketleri futbolculara güven verir veya
olumsuz şekilde de etkileyebilir. Takım içinde başta Tayfur ile, profesyonel
ve iyi bir kaptan, Beşiktaş bu sorunu atlatacak gibi görünüyor. Ancak, beklenmeyen
bir mağlubiyet sonrası panik uzun sürerse tehlikeli olur. Dış güçler, hakem
hataları da neden olabilir.
Lucescu’nun ara transferleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Üç kulvarda mücadele edecek Beşiktaş’ın her mevkide 2 hatta 3 adamı olması gerekir.
Eğer bu denge ayarlanabilirse bu takıma pozitif yansır ama rekabet bir çekişme
haline dönmemeli. Sergen, Tümer, Pancu ve yeni iki transfer Guinti ve Maldaraşanu
çekişme havasına girerlerse kopmalar başlar. Sergen ve Sinan arasında bastırılsa
da bir problem yaşanıyor. Guinti, duran topları iyi kullanan, defantif söyleseler
de oynadığı takımlarda ofansif oynayan bir oyuncu tipinde. Bu oyuncuların Sergen’e
alternatif alınması gibi bir hava var. 7 yabancı oyuncu var, 5+1 kuralına göre
birini dışarıda bırakacaksınız. Gelen ben oturmaya gelmedim diyecek. Bunların
hepsi Beşiktaş’ta sorun yaratabilir. Dileğimiz bir sorun yaşanmaması.
Takımdaki sakatlıklar bir engel olabilir mi?
Olabilir. Sergen yüzde 50-60 kapasitenin üzerine çıkamadı. Sezon başı milli
takım dönüşü İlhan’ın formu yüzde 10-20 düşüktü. Şimdi yüzde 80’lere çıkardı.
Kız arkadaşıyla olan problemi olumlu etkiledi ama ben özellikle Pascal Nouma’nın
problem yaratacağına inanıyorum.
Gözlemlerinize göre yıllar içinde futbolda
neler değişti?
Değişen çok şey var, değişmesi de gerekiyor. Tesisleşmede çok önemli gelişmeler
var. Belediyeler de devreye girdi. Hükümetin programı buydu. Futbol Federasyonu’nun
özerk oluşu imkanlar sağladı. Beşiktaş ürünlerini eskiden herkes yapardı, Beşiktaş
bir kuruş kazanmazdı. Şimdi onu herkes satamıyor. Gelir kaynakları değişti.
Şirketleşmeye doğru gidildi. Futbolcu açısından, Avrupa’dan geriyiz imajı vardı.
Biz alkışlarken, alkışlanan ülke olduk. Ders alıyorduk biz ders vermeye başladık.
Ülke futbolunda da 5. torbalardan çıkan bir kura sonucunda Avrupa Şampiyonları
hayaldi. Şimdi ise Dünya 3.’sü olmuşuz, kalecimiz dünyanın en iyi kalecisi seçilmiş.
Futbol oynadığınız dönemlerde kaleci olarak gol atamamanın eksikliğini yaşadınız
mı?
O zamanlar penaltı olduğunda biz kaleden çıkıp penaltı atıyorduk. 40 tane penaltıdan
golüm var. Bir Galatasaray maçında 2 penaltı oldu ikisini de attım. Lig de kupada
gollerim var. Futbolun meyvasıdır gol.
Beşiktaş’ın 60.’ı dakikadan sonra atağa
geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beşiktaş’ın deplasman, derbi ve Avrupa maçlarında Lucescu’nun Galatasaray’dan
da çok yakınen gördüğümüz oyun anlayışından kaynaklanıyor. Garantisiz, rizikosuz,
10 kişi kalsa da 20 dakika bekliyor. Oyun anlayışı oturmuş. Önce güvenlik. Dört
kişi ortada üç geride yedi kişi garanti. İki bir hücumda da orta saha geri geliyor.
Pancu ile Tümer. Böyle olunca mutlaka rakibi açık yakalama şansın oluyor. Çünkü
yaratıcı ofansif oyuncuların var. Çok göze hoş oyun kimse beklemesin, önce netice
anlayışı göze çarpıyor.
Kartal, 100. yıla yetişti
Semtin güzelleştirilmesi
çalışmalarını pekiştiren bu yenilik, aynı zamanda Beşiktaş Kulübü’nün yüzüncü
yıl kutlamaları içinde yer alacak bir enstantane...
Beşiktaş Belediyesi’nin açmış olduğu yarışmayı ise, Mimar Sinan Üniversitesi’nden
Neslihan Pala kazandı. 38 yaşındaki fanatik Beşiktaş taraftarı olan bir erkek
çocuk annesi Pala, bildik kartal heykelinden farklı bir sunum ortaya koydu.
Yaklaşık üç buçuk metreyi bulan heykel, metalden yapılma. Balıkçılar Çarşısı’nın
civarında boşalan alana konulanacak olan heykel, alttan ışıklandırılma suretiyle
sergilenecek. Heykelin zemini ise, kartalın ifadesini, duruşunu vurgulayacak
şekilde düşünülmüş. Granit döşeme ve yakınlarına doğru çember daraldıkça daha
omar taşlarla birlikte yer alacak. Heykelin bir aracın geçmesi hali ve benzeri
durumlarda zarar görmemesi için etrafı babalarla ve zincirlerle çevrilecek.
İstanbul doğumlu Pala, heykelde malzeme olarak metali tercih etmiş. Heykeltraş,
soyutlama çalışması ile şansımı denediğini aslında bir riske girdiğini söylemeden
edemiyor. Soyutlaşmaya gittiği metal kartal heykelini Pala, şöyle tarif ediyor:
“Yarışmaya katılacak heykellerin genelde gerçeğe yakın kanatları, tüyleri gibi
özellikleri taşıyan klasik bir kartal olacağını düşündüm. Ben biraz soyutlaştırmak
istedim. Kanatlarda soyutlamaya gitmeme rağmen başta, gagada gerçeğe yakın ve
aynı zamanda abartı kullanarak ifadeyi güçlendirmek istedim. Daha mağrur, gururlu,
ayakta duruyor, ileriye bakıyor. Omuzları kanatları geride, asillik var. Yüzeyleri
heykele başladığımdan beri dümdüz yapmayı sevmem, dokulu, hareketli, kıpır kıpır
olsun isterim. Sıradan olmasını istemem. Yarışmaya katılan diğer çalışmaları
da gördüm. Bildiğimiz anlamda bir kartal modeli vardı. Bu biraz alışılmışın
dışındaydı. Umarım bu çalışmayı esnaf da onaylar, sever...”
İlk kişisel sergisini öğrenci iken ikinci sınıfta iken açan Pala, bir çok karma
sergide yer almış. Almanya’da okuyan ve 80’li yıllarda İstanbul’a dönerek akademik
hayatına devam eden Pala, resimle başlayan tutku plastik ve kompozisyon anlayışının
harmanlandığı heykel alanında sürüyor. Yarışma nedeniyle doktora tezi için heykel
ve 50 sayfalık bir metinden oluşan çalışmalar ara veren Pala, tekrar işe koyuldu.
Mozart’ın yaşam öyküsünü kesintisiz heykellerle sergileyecek olan heykeltraş,
bu alanda bir ilke imza atmış olacak. Bugüne kadar ki yaşam kesitlerinden rölyef
şeklinde çalışmaların yapıldığını ilk kez bir yaşam hikayesinin 3 boyutlu olarak
ele alacak.
100.yılda 100 bin kişi
Gazete BEŞİKTAŞ’a ait www.gazetebesiktas.com ve www besiktasgazetesi.com adlı internet sitemizi ziyaret edenlerin sayısı 100.220 kişiye ulaştı. BJKnın 100.yıl kutlamalarına rastlayan Mart ayında internet sitemizin ziyaretçi sayısının 100.220’ye ulaşmış olmasını güzel tesadüf olarak değerlendiren Gazete BEŞİKTAŞ İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü İsmail Baştuğ, “gazetemizin yayınlanması bizim için öncelikli iştir. Ancak her ay gazetenin daha geniş kitlelere ulaşması için başlattığımız internet web sayfası da çok büyük ilgi gördü.”dedi. Baştuğ konu hakkında şunları söyledi: “Gazete BEŞİKTAŞ her ay satışı,dağıtımı ve aboneleriyle on binlere ulaşmaktadır. Şubat ayından itibaren yaptığımız İstanbul eki bu sayıyı daha da artıracaktır. 4. yıla girerken Gazete BEŞİKTAŞ’ı artık tanımayan yoktur. 2003’te tanıtıma daha da büyük ağırlık verdik. İstanbul’da etkili bir gazete olduk. İnternet bize ayrı bir kulvar açtı. Tüm Türkiye’ de, hatta yurt dışında okunur olduk. Ziyaretçi sayısındaki büyüklük bunu gösteriyor. Gazeteyi, profesyonel gazeteciler yapınca, birde objektif ve bağımsız bir yayın olduğunuz zaman başarı sağlanmış oluyor. Biz haberlerimizle ve de isim yapmış gazetecilerin yazılarıyla yalnızca gazete yapıyoruz. Özetlersek, bu bizim işimiz ve biz bu işi iyi biliyoruz.”
İlklerin takımı Beşiktaş Avrupa kupalarında da destan yazdı
Bu yıl UEFA kupasında destan
yazan Karakartal, Türkiye liglerinde de birçok ilke imza attı. Beşiktaş’la ilgili
yayınlanan istatistikte Kartal’ın birçok ilki başardığı ortaya çıktı. İşte siyah-beyazlıların
yüz yıl boyunca başardıkları...
En fazla resmi İstanbul Ligi şampiyonu (15 Kez)
Üst üste beş yıl İstanbul şampiyonu olan tek kulüp (1939-1943)
İstanbul liglerinde en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 8 Yılda 599 Gol)
Resmi ligde 18 maçta 18 galibiyet alan takım
Resmi liglerde en fazla “namağlup şampiyon” olan takım (7 Kez)
Türkiye Liginde “namağlup şampiyon” olan tek takım
Türk Milli Takımı’nı temsil hakkı verilen tek takım
Ambleminde Ay-Yıldız olan tek kulüp
Yabancılara karşı en iyi neticeleri alan kulüp
En fazla Centilmenlik Kupası alan takım (19 Kez)
Genç Takımlar Futbol Ligi’nde en çok İstanbul ve Türkiye şampiyonu olan kulüp
(30 Kez)
Eskrimde Balkan Şampiyonu olan kulüp
“19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” fikrini ortaya atıp uygulamasını ve kanunlaşmasını
sağlayan kulüp
Grekoromen güreşi, öncelikle kulüplere, daha sonra da Türkiye’ye yayan kulüp
Atletizm, eskrim, boks, basketbol, güreş ve futbolda Türkiye şampiyonlukları
olan kulüp
Avrupa takımlarına en fazla oyuncu veren kulüp
Sırıkla atlamayı Türkiye’ye getiren kulüp (Ressam Namik İsmail)
Okullarda “Beden Terbiyesi” dersleri veren kulüp
Türkiye’nin en zengin tesislerine sahip kulübü
Türkiye’de gökdeleni olan tek kulüp
Türkiye’de her branşta “Spor Okulları” açan tek kulüp
Altyapısından futbolcu yetiştiren tek kulüp
Üç büyükler arasında en fazla kupayı elinde bulunduran kulüp
Üst üste 56 maç yenilmeyen tek kulüp “Yenilmez Armada”
Üst üste en fazla arka arkaya galip gelen takım (18 Kez)
İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım
Resmi bir maçta 10 gol atan tek kulüp 1989-90 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor:
10-0 Ali Gültekin (4), Metin Tekin (3) ve Feyyaz Uçar (3)
İnonü Stadı’nda 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek takım
Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen ekip (48 maç) Beşiktaş, 1990-91 sezonunun
26. haftasında Gençlerbirliği’ne 2-0 yenildikten sonra, 1991-92 sezonunu yenilgisiz
kapattı. Besiktaş tam 48 hafta sonra, 1992-93 sezonunun 13. haftasında Galatasaray’a
3-1 yenildi
Birinci futbol liginde üst üste en çok maç kazanma rekoru (1959-60 sezonu üst
üste 13 maç)
Beşiktaş futbol takımı 1985-86 sezonunda ligi yenilgisiz kapadı
En uzun süre çalışan yabancı teknik direktör: Gordon Milne (6.5 sezon)
Türkiye’de bütün kuruluşlar ISO 9001: 1994’e göre belgeli olmasına rağmen, Beşiktaş
Jimnastik Kulübü ISO 9001: 2000 revizyonuna göre belgelendirilmiş ilk kuruluş
Beşiktaş Jimnastik Kulübü, sportif branşlar yönetimi ve spor tesisleri işletimi,
marka ve amblemli ürün pazarlama ve satışı, basın, halk, üye ve taraftar iletişimi
ile üyelik hizmetleri alanlarında ISO 9001: 2000 versiyonuyla Türkiye’de belgelendirilmiş
ilk ve tek spor kulübü.
Ulu önder Atatürk’ün ilk ilgilendiği ve ziyaret ettiği kulüp(1914)
İlk kurulan spor kulubü (1903) ilk tescil edilen spor klubü (1910)
İlk spor tesisi ve lokali kuran Kulüp (Akaretler-1909)
İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu (1924)
İlk eskirim şampiyonu kulüp
İlk atletizm şampiyonu kulüp
İlk güreş şampiyonu takım
İlk voleybol şampiyonu takım
İlk Başbakanlık Kupası
İlk Federasyon Kupası
20 takım arasında yapılan ilk Türkiye Ligi’nde şampiyonu
Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan kulüp (1936-Berlin)
Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik hareketi düzenleyen kulüp
(1910 / Kadıköy Apollon Sineması)
İlk sualtı sporları yapan kulüp
İlk kıtalar arası seyahat yapan kulüp (USA)
İlk boks şubesi kuran antrenörler yetiştiren kulüp
Türkiye’de dekatlon yarışları yapan ilk kulüp
İstanbul’da ilk defa uluslararası güreş turnuvası yöneten kulüp(1910-1911)
İlk maraton müsabakasını kazanan sporcu “Maratoncu İbrahim”
İlk “Atış Poligonunu” kuran kulüp.