EYLÜL 2002 - Sayı 30
SAYFA 1
Ortalik toz duman
Basbakan
Bülent Ecevit'in Mayis ayi basinda rahatsizlanarak Baskent Hastanesi'ne kaldirilmasinin
ardindan baslayan siyasi belirsizlik süreci, TBMM'nin "3 Kasim tarihinde
erken seçim" karari almasina ragmen devam ediyor. Yasananlar Bizans entrikalarini
aratmiyor.
Basbakan Bülent Ecevit'in mayis ayi basindaki rahatsizligiyla baslayan ve bu
arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakani Kemal Dervis'in, "Ülkede siyasi
belirsizlik oldugunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyecegini"
söyleyerek baslattigi süreç, yarattigi depremlerle siyasi hayatimizi toz duman
etti. Kemal Dervis'in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Basbakan Yardimcisi
Hüsamettin Özkan ve Disisleri Bakani Ismail Cem partilerinden istifa ettiler.
Onlarin istifasini 60'dan fazla milletvekili izledi. DSP artik hükümetin en
küçük ortagi olmustu. Buna ragmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne
uyacaklarini açiklayarak, Bülent Ecevit'in görevine devam etmesini istediklerini
belirtti.
Bazi siyasiler sarsintinin nedenini "seçim sürecinin dogal olmayan yollardan
baslatilmis" olmasina bagliyorlar. ANAP'tan istifa etmesi beklenen Erkan
Mumcu'nun "Ecevit'e hazirlanan komplo" ifsaati, DSP'li Emrehan Halici
ve Yücel Erdener tarafindan da dogrulandi. Iddiaya göre; Ecevit, Baskent Hastanesi'nin
kendisine verecegi "is göremez" raporuyla hükümetin basindan alinacakti.
Iddia çok ciddiydi.
Öte yanda DSP'den ayrilanlar, Yeni Türkiye Partisi'ni kurarak Kemal Dervis'in
partilerine katilmasini beklemeye basladilar. Dervis, ekonomik programin geleceginden
ve piyasalardan gelecek tepkilerden çekinerek bir süre daha göreve devam etmeye
karar vermisti. Ancak partilesme sürecinde Cem ve Özkan'la yaptigi görüsmeler
hükümetin tepkisini çekmisti. En siddetli itiraz da MHP'den gelmisti. Devlet
Bahçeli, Dervis'in tutumunu "ahlaki bulmadigini" belirtti. Bunun üzerine
Dervis, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifasi Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer'den
geri döndü.
Dervis'in bakanlik görevine devam ettigi gerekçesiyle Yeni Türkiye'ye katilmamasi
ve ABD'ye gitmesi, bir dizi spekülasyonu da beraberinde getirdi. Artik bu partiye
katilmayacagi ve CHP'de siyaset yapacagi konusulur olmustu. Kemal Dervis ABD'de
IMF ve Dünya Bankasi'nin önde gelen yöneticileriyle görüstü. Dervis, ABD'den
döndükten bir süre sonra görevinden istifa etti ama bu sefer de "merkez
sagda ittifak" çalismalarina basladi. Merkez sagin diger partileriyle ve
özellikle Demokrat Türkiye Partisi'nin Genel Baskani Mehmet Ali Bayar'la bir
dizi görüsme yapti. Mehmet Ali Bayar'i çok takdir ettigini sik sik vurgulayan
Dervis, daha sonraki DTP-YTP ittifak görüsmelerini "sag ittifak" diye
elestirecekti.
Dervis'in bu çalismalarini, bir takim güçlerin siyasete el koyarak Ecevit'i
ve MHP'yi hükümet disina çikarmak olarak algilayan Devlet Bahçeli, 3 Kasim'da
erken genel seçime gidilmesini istediklerini açiklayarak bu yolu tikadi. Meclis
hemen toplanmali ve bir erken seçim karari almaliydi. Bunu firsat olarak gören
AB yandaslari ve medya, Meclis'in seçim karari ile birlikte, AB uyum yasalarini
da çikartmasi için Gümrük Birligi Anlasmasi'nin imzalanmasi öncesinde oldugu
gibi, milletvekillerine karsi çok yogun bir psikolojik savas baslattilar. Olaganüstü
toplanma çagrisiyla toplanan Meclis'te erken seçim karari alinirken, uyum yasalari
da kabul edildi. Bu sefer is umulandan da kolay olmustu. Artik Kemal Dervisli
bir hükümet için çalisilmaliydi.
Bu arada Ismail Cem, Kemal Dervis'in "ittifak çalismalari" bahanesiyle
YTP'ne katilmayi geciktirmesine tepki olarak, "Ittifak hiç umurumda degil..."
deyiverdi. Bu sekilde Dervis'in YTP'ne katilmasini çabuklastirmayi amaçliyor
olabilirdi ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal firsati iyi kullandi.
Cem'in ittifaka tavir aldigini görünce, YTP'ne taktiksel bir ittifak çagrisi
yapti. Böylece hem kamuoyu, hem Dervis tarafindan "ittifak isteyen lider"
rolü kazandi. Aslinda Baykal'in yaptigi çagri ittifak degil, bir "iltihak"
çagrisiydi ama Dervis ve kamuoyuna sirin görünmek için bu kadari da yeterliydi.
Artik Dervis ile YTP'nin yollari ayrilmisti. Ismail Cem, Dervis'i, "Sözünde
durmayanlarin Türkiye'ye verecekleri bir söz, söyleyecekleri bir sey yoktur"
diyerek elestirdi. Hüsamettin Özkan da, "Yola birlikte çikmistik. Sözünde
durmadi. Bizde söz önemlidir. Büyük bir hata, insallah önümüzdeki günlerde baska
hatalar yapmaz" dedi.
Dervis ittifak arayislarini sürdürürken, Türk-Is ve DISK gibi büyük isçi örgütleriyle
beraber hareket ediyor izlenimi vermeyi de ihmal etmedi. Fakat Türk-Is Baskanlar
Kurulu, Kemal Dervis'e yakinligi nedeniyle Bayram Meral'i sert bir sekilde elestirdi.
Sendikacilar, Dervis'in YTP'ne katilmama kararini Türk-Is Genel Merkezinde açiklamasindan
duyduklari rahatsizligi da kamuoyu ilettiler. DISK Genel Baskani Süleyman Çelebi
ise, Kemal Dervis'e gereginden fazla angaje olan tavrini sürdürdü. Hatta Ismail
Cem'i, "Tavirlari sola çözüm üretmez" diye de elestirdi. Sürekli Kemal
Dervis'le birlikte hareket eden TÜSIAD, TOBB, IKV, TESEV gibi vakif ve meslek
örgütleri ise, hükümetin Is Güvenligi Yasasi ve Mali Milat uygulamasini ertelememe
gibi misillemeleri karsisinda bir müddet suskun kaldilar.
Ittifak çalismalarini sürdüren ve Bülent Ecevit'le de görüsen Kemal Dervis görüsmelerden
olumlu bir sonuç alamamisti. Basbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliginin
zor bir is oldugunu belirterek, "Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir.
Bu nedenle seçimlerde TBMM disinda da kalmaya hazirim" dedi. Kemal Dervis'i
de, "Kendisine çok sasirdim. DSP'yi böldü, simdi ittifaktan bahsediyor"
seklinde elestirdi. Temaslarindan bir sonuç alamayacagini anlayan Kemal Dervis,
daha fazla beklemenin aleyhine isledigini görerek CHP'ye yöneldi. Deniz Baykal'la
toplam 10 saat süren iki görüsme yaptiktan sonra bu partiye geçecegini açikladi
ve CHP rozetini takti. Bu arada DSP içinde 9'lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden
6'si istifa etti. Istifa eden milletvekilleri CHP'den çagri beklediklerini açikladilar.
TÜSIAD Baskani Tuncay Özilhan'da, "4 Kasim'da Dervis'i iktidarda görmek
istiyoruz" diyerek, TÜSIAD'in siyaseti belirleyen tavrini yeniden takindi.
Ama Ankara'da siyaset sulari bir türlü durulmuyordu. Isadamligindan siyasete
adim atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla,
seçime girme hakki olan Hasan Celal Güzel'in kurdugu Yeniden Dogus Partisi'ni
ele geçirdi. YDP'nin adi Genç Parti olarak degistirildi.
Baraji geçemeyecegi anlayan Mehmet Ali Bayar da, "Dogru Yol ile ayni kökten
geliyoruz. Merkezin insasi faydali olur" diyerek DYP-DTP ittifaki için
kollari sivadi. Bu arada 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel, YTP'ni yönlendirdigi
iddialarinin gerçegi yansitmadigini söyleyerek, güncel siyasetle bir ilgisinin
olmadiginin altini çiziyordu.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalismalari sürerken, baskent kulislerinde
seçim istemeyenlerin, Çiller'e basbakanlik vererek seçim tarihini erteleme girisimleri
de konusulmaya baslandi.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP'nin de
tipki DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi baraji geçememe tehlikesi vardi. Zira Kemal
Dervis, kendi oy tabani için de güçlü bir çekim alaniydi.
Fakat Cumhurbaskani'ndan tam da MGK sonrasinda "ertelemeye" karsi
oldugu açiklamasi gelmisti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardi ve seçimi
istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizligi artiracakti. Bunun üzerine Çiller,
ANAP ve YTP'nin kendisine "seçimin ertelenmesi için basbakanlik" teklifiyle
geldigini, ama kendisinin kabul etmedigini açikladi. Yilmaz da bu açiklamaya
karsilik, "Öneriyi yapan kendisi" derken; Hüsamettin Özkan da, "Ne
olsa benden biliniyor!" seklinde sitem etti.
Sonbahara girerken siyasi kayganlik hala devam ediyor. Kamuoyu yoklamalari ise
kafa karistiriyor. Bazilari CHP'yi AKP'den sonra ikinci parti, bazilari da MHP'den
sonra üçüncü parti olarak gösteriyor. DYP yöneticilerinin, AKP'yi eski ortaklari
Necmettin Erbakan'dan "daha tehlikeli" ilan etmesi AKP'yi frenleyemiyor.
AKP bu seçimlerde ANAP ve DYP'nin de oylarini alacak gibi gözüküyor.
MHP ve DSP tarafinda ise taslarin yerine oturmasi bekleniyor. Iki partinin de
elinde hala önemli kozlar bulunmakta. Nitekim Bülent Ecevit, "Bütün ulusal
solculari DSP çatisinda birlesmeye" çagirdi. Ecevit bu söylemle, CHP'ye
gidecek oylarin önünü kesmeye çalisacak. Buna benzer bir çagriyi da Devlet Bahçeli'nin
yapmasi bekleniyor. Iki liderin seçimleri bir "referandum" havasina
sokacaklari simdiden belli oluyor.
Bu arada küskünler 11 Eylül'ü, pismanlar ise 1 Ekim'de TBMM'nin açilmasini bekliyorlar.
3 Kasim'a kadar köprülerin altindan daha çok sularin akacagi anlasiliyor.
Deprem kapida
Geçtigimiz
ay, "17 Agustos Depremi"nin yildönümü nedeniyle Prof. Dr. Ahmet Ercan'a
Istanbul'daki olasi bir depremin Besiktas'i nasil etkileyecegini sorduk. Ahmet
Ercan, Besiktas'ta Tsunami olma ihtimalinin altini çizdi. Ercan, Gazete Besiktas'a
bu konuyla ilgili bilimsel açiklamalarda bulundu:
"Tsunami, kütlesel olarak yürüyen uzun deniz dalgasidir. Sözgelimi Marmara
içindeki çukurlarin derinlikleri 1000-1200 metre dolayindadir. Burada olabilecek
bir depremin yaratacagi tsunami dalgasinin dalga boyu 180 ile 350 km, yaklasik
hizi ise saniyede 100 metre olacaktir. Diger bir deyimle 15 ile 25 km. uzakta
olacak bir depremin tsunami dalgasi kiyiya 150 saniye (2,5 dakika) ile 250 saniye
(4.2 dakika) sonra Besiktas'a vuracaktir.
Tsunaminin önemi büyüktür ve bu nedenle dalga boyu dalga yüksekligine göre oldukça
büyüktür. Bundan dolayi açik denizde tsunami dalgasi üzerinde yüzen bir gemi
ya da balikçi sandali bunun bir deniz deprem dalgasi oldugun ayirt edemez ve
deniz aracina da bir dokunca vermez. Ancak dalga genligi kiyiya yaklastikça
büyüdügünden yikimi sig derinliklerde duran gemilerde ya da kiyi kusaginda vurunca
yapar.
Ayrica vurdugu koyun boyu, biçimi ve genisligi vurus etkisini azaltir ya da
arttirir. Denize dogru bir V ya da U biçimi olusturan koylarda, tsunami dalgalari
koyun içlerine yaklasinca dalga yüksekligi artar ve sanki yönlenmis ok gibi
kiyiya vurur. Bogaz ve Marmara girisi, Ataköy koyu, Büyükçekmece koylari bu
olumsuz özellikleri edinmistir.
Olusum öncesinde ilkin kiyida çok büyük bir su kütlesi denize dogru çekilir.
Sig deniz birden karaya dönüsür. Bundan birkaç dakika ile yarim saat sonra koca
bir dalga kiyiya vurur. Kimi durumlarda, önce vuran dalga en büyük olmayabilir.
Bunun arkasindan birkaç dakika ya da bir süre sonra daha yüksek birkaç dalga
daha kiyiya vurabilir.
Tsunami dalgasinin yatay vurus gücü metrekare basina yaklasik birkaç tondur.
Bunun nedeni su yogunlugu havanin yogunlugundan bin kat büyük oldugundan, yapi
üzerindeki yatay yöndeki basinç firtinaya göre bin ile 5 bin kat daha güçlüdür.
Bu nedenle kiyiya tasan suyun yalnizca su sismesi degil, bir kütlenin çarpici
bir güçle yürüyüsüdür ve yikiciligi korkunç denecek büyüklüktedir. Kabaca güç,
akarsuyun basincinin, çarptigi yapinin kesidi ve dalganin ya da suyun hizinin
karesiyle orantilidir.
Tsunami dalgasinin hizi (yaklasik 10 metre/san.) deprem dalgasina göre (3000-4000
metre/san.) 30 ile 40 kat daha yavas oldugundan, insanlar önce depremi duyarlar,
arkasindan kiyilara tsunami vurur. O nedenle de deprem olduktan sonra Marmara
denizi kiyisindaki halkin karaya ya da tepelere dogru kaçmasi ve kiyida bagli
ya da demirli gemilerin denize açilmasi ögütlenmelidir.
Öte yandan Prof. Dr. Ahmet Ercan, Istanbul'un depremle ilgili semt semt risk
haritasini açikladi. Iste Ercan'in açiklamalari...
Sarsintiya en çok duyarli yerler:
Kartal Rahmanlar, Mahmut Sevketpasa, Rumeli Kavagi, Garipçe, Rumeli Feneri,
Demirciköy, Uskumruköy, Gümüsdere, Kisirkaya, Çiftealan, Kumköy dolaylari. Çok
az katli yapilasma önerilir.
Sarsintiya çok duyarli yerler:
Zekeriyaköy, Göktürk, Kemerburgaz, Odayeri, Agaçli, Yukari Agaçli gibi Belgrad
ormani bölgeleri, Zeytinburnu, Bayrampasa, Ataköy ile Bahçelievler'in Bakirköy'ün,
Büyükçekmece ve Mimar Sinan kiyi kusaginin bir kismi. Buralarda az katli yapilasmaya
gidilmesi önerilir.
Sarsintiya orta duyarli yerler:
Anadolu yakasinda Saripinar, Koçullu, Göllü, Öyümce, Bezhane ile Beykoz-Pasabahçe,
Kanlica, Kadiköy, Üsküdar, Emirgan kiyi kusagi, Sirkeci, Eminönü kiyi kusaginin
bir bölümü, Topkapi, Edirnekapi, Aksaray, Fatih ve Yenikapi'nin bir kesimi,
Zeytinburnu kuzeyi, Esenler, Güngören, Avcilar, Küçükçekmece, Kanarya, Nakkasdere
içi, Kavakli, Yakuplu, Gürpinar, esenyurt, Kiraç, Muratli, Karaagaç, Çatalca
Ovasi ile Büyükçekmece'nin dere içleri ve kismen kiyi kusagidir.
Sarsintiya duyarli
yerler:
Bu gibi yerler sarsinti dalgasi geldiginde hizli sallanir. Anadolu yakasinda;
Kiliçli, Ishakli, Cumhuriyet, M.Sevket Pasa, Ayvalik, Pasamandira, Ahibahadir,
Çayagzi (Riva), Yukari Dudullu, vaniköy, Beylerbeyi kiyilari, Kadiköy, Moda,
Kalamis, Büyükada'nin çarsi içi ve kuzeyburnu dolayi, Trakya yakasinda ise Sariyer
sirti, Bahçeköy, Çayirbasi, Hadimköy, Rami, Eyüp ve sirtlari, Gaziosmanpasa,
Sultançifligi, Besyüzler, Tasoluk, Arnavutköy, Avcilar'in bir kismi, Halkali,
Bagcilar, Bahçelievler, Güngören, Bakirköy'ün bir kismi, Cankurtaran, Yenikapi,
Aksaray, Fatih'in bir kesimi, Çapa, Sehremini.
Sarsintiya az duyarli yerler:
Istanbul'un çok büyük alanini kaplar. Bunlar çok katli yapilasmaya uygun yerlerdir.
Anadolu yakasinda; Poyraz, Kanarya, Polonez, Resadiye, Alemdar, Pasaköy, Emirli,
Ballica, Kurnaköy, Kurtköy, Seyhli, Kayalar, Kartal kuzeyi, Kisikli, Maltepe,
Sarigazi, Ümraniye, Üsküdar, Baglarbasi, Çamlica, erenköy, Kozyagi, Bostanci,
Suadiye, Göztepe, Kiziltoprak, içerenköy, Alemdag, Pendik kuzeyi, Trakya yakasinda
ise Tarabya üstü, Haciosman, Yeniköy, Emirgan, Istinye, Bebek, Ortaköy sirtlari,
Cihangir, Beyoglu, Taksim, Galata, Sishane, Haliç kuzey sirtlari, Kagithane
ve Alibeyköy sirtlari, Habipler, Bogazköy, Bolluca, Imrahor, Gaziosmanpasa yamaçlari,
Kayabasi, Altinsehir, Bahçesehir'in bir kismi, Ispartakule, Samlar, Sazlibosna
gibi yerler.
Çok az duyarli yerler:
Bu gibi yerlerde deprem az duyulur. Gökdelen gibi çok katli yapilasmaya uygun
kesimlerdir. Anadolu yakasinda Samandira, Yenidogan, Çavusbasi, Elmali, Dereseki,
Akbaba'nin sirtlari, Anadolu Feneri, Beykoz sirtlari, Aydinli ve Orhanli sirtlari,
Balçik Köyü, Trakya yakasinda ise Maslak, Ayazaga sirtlari, Sisli sirtlari,
Zincirlikuyu, Gayrettepe, Mecidiyeköy sirtlari, Balmumcu, Osmanbey, Nisantasi,
Tesvikiye, Maçka, visnezade, Taksim'in bir kesimi, Dolapdere sirtlari, Harbiye,
Pangalti, Gülbag, Okmeydani sirtlari, Besyüzevler sirtlari, Kisirmadira, Florya,
GS kurgulari, Beyti, Istanbul adalari (Sedef, Büyük, Heybeli, Burgaz, Kinali,
Sivri ve Yassi adalari).
Dokunmayin kahyaya!.
Besiktas
Çarsi içinde çogunuz arabalarinizi park ederken ona rastlamissinizdir. Eger
sporla ve boks sporu ile ilgileniyorsaniz belki onu tanimissinizdir da. 1979,
1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye boks sampiyonu olan Besiktasli Maksut
Küçük sporu biraktiktan sonra geçirdigi zor günlerin ardindan simdi hayatini
otopark bekçiligi yaparak kazaniyor. Bir zamanlar ringlerin sampiyonu Küçük,
Besiktas'ta hala "sampiyon" diye aniliyor. Yaptigi isten gocunmuyor
da Maksut Küçük. Ona dokunan sadece edindigi onca basaridan sonra ayakta kalma
mücadelesinde yalniz birakilmasi.
Basariyi Getiren Yillar
1968 yilinda, henüz 18 yasindayken Istanbul'a gelen Maksut Küçük, gelir gelmez
bir bakkalin yaninda çalismaya baslamis. "Kanimin kaynadigi zamanlardi,
çok hirsli ve süratliydim" diye bahsediyor o günlerinden. Aslinda futbolcu
olmak isteyen Küçük, gündüzleri çalismak zorunda oldugu için, aksamlari antrenman
yapabilecegi boksa baslamis. Besiktas Jimnastik Kulübü'nde baslayan bu spor
serüveninin çitasi, boksa basladigi ilk yil Istanbul Sampiyonu olmasi ile yükselmeye
baslamis. 1975, 1976, 1977 yillarinda Türkiye'yi uluslararasi müsabakalarda
temsil eden Maksut Küçük, 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye Sampiyonu
olmasi ile spor hayatindaki en basarili ama ayni zamanda gelecek yillarda en
fazla özleyecegi günleri yasamis. Simdi özlemle o günleri andiginda, gururla
anlatiyor Küçük: "Benim maçlarim çogunlukla kisa sürerdi. Rakibi çabuk
nakavt ederdim. Olimpiyat Sampiyonunu Ivanov'u bir dakikada yenmistim. Bulgar
sampiyonu yenmistim. Çok kendine güveniyordu. Ben ringe çiktim. Bana rakibimi
gösterdiler. Benim için kolay yenerim demis. Ve maç gongla basladi, bir yumrukla
bitti, Bulgar nakavt olmustu. Bunun gibi bir çok örnek de var. Istanbul'a gelen
ünlü bir boksörün karsisina ben çikardim."
"Bendeki kulüp aski"
Besiktas'in o dönemlerde boks, güres gibi sporlara çok önem verdigini söyleyen
Maksut Küçük, Almanya'da Avrupa Sampiyonu'nu yenerek Almanlarin dikkatini çekmis.
"Müthis Türk" diye baslik atan Alman gazeteleri, Almanya'dan gelen
cazip teklifler bile ondaki Türkiye ve Besiktas askini öldürememis. Kulübüne
olan bagliligini söyle anlatiyor Maksut Küçük: "Bizim sporumuz baska bir
spor. Seyircisi de fazla yok. Çünkü salonu yok. Bizim zamanimizda, maç yapardik,
terlerdik. Buz gibi sularin altinda dus alirdik. Kafamin uyustugunu hissederdim.
Ama bütün bunlara ragmen içimizdeki sevgi hiçbir zaman bitmedi. Bizim sporumuz
anlatilmaz, yasanir. Teklif edilen o kadar imkana ragmen Besiktas'i terk edip
gidemedim. Simdi düsünüyorum da eger gitseydim hayatim kurtulurdu. En azindan
su anki gibi arabalarin pesinden kosar olmazdim."
"Otoparkçilik zor is"
Hakki Yeten zamaninda 75 lira aylik alan Küçük, jübilesinde ise sadece 1 milyon
alan Küçük, yalniz degildi. Bakmak zorunda oldugu üç çocugu vardi. Küçük oglunu
okutamayan "sampiyon", kizini okutmasina ragmen ona bir is bulamamis.
Sporu biraktiktan sonra bir süre antrenörlük yapan Küçük, imkanlarin saglanmamasindan,
brans sporlarinin gereken önemi görmemesinden sikayetçi. Antrenörlügü de bu
nedenle uzun süre devam ettirememis. Ve simdi 52 yasindaki Küçük, Besiktas Belediye
Baskani Yusuf Namoglu'nun ona sagladigi otoparkçilik isini yapiyor. "Önce
saygi, sevgi" diyor Maksut Küçük ve ekliyor: "Otoparkçilik da zor
is. Basima gelmeyen kalmadi. Ben burada Belediye'nin bir görevlisiyim. Bazen
insanlara özellikle alkollü vatandaslara laf anlatmakta zorluk çekiyorum. Bizde
iyi niyet var. Ama biçak çekende oluyor, yakama yapisan da. Kolumda kolluk var,
basimda sapkam. Baska nasil açiklayabilirim ki. Bazilari sonradan ögreniyorlar
benim eski boksör oldugumu, gelip özür diliyorlar. Ama insanlarin birbirlerine
saygi duymasi için kim olduklarini bilmeleri gerekmiyor."
Otomobil uçar gider
Cadillac'tan
son model otomobillere Ferrari'den yaris arabalarina kadar bir çok araci elinizde
tutmaniz mümkün. Kursuni siyahtan can alici kirmizi renkle bezenen otomobilleri
beklemeden gidip seçebilirsiniz.
Bu yer neresi mi? Otomobil tutkunlarinin ugrak yerlerinden biri, Kalyon Model
Maket Evi...
Otomobillerle donanmis vitrini, her yastan insani kendine çekiyor. Degisik çesit
ve boyutlardaki vitrine dizilen arabalar, ilgilenenlerin eglencesi haline geliyor.
Otomobillerin gerçek büyüklügü küçültülerek yapilmis metal araçlar, gelenleri
için yil ve boyutlara göre maket evinde sirali. Maket Evi'nin sahibi Hakan Çakin,
babadan devraldigi isi hakkinda ilk olarak bunun meslekten ziyade bir tutku
oldugunu vurguluyor. Bir otomobilin gerçek büyüklügünün 28'de biri, 24'de biri,
43'de biri kadar küçültülen metal oyuncaklar, detaylari atlanmadan küçük birer
kopya gibiler... Hakan Çakin, otomobil tutkunlarinin vitrinlerini süsleyecek
bu oyuncaklarin gösterisi ve detaylarinin inceliginin cezbettigini belirtiyor.
Yelkenli maket ugrasisi nedeniyle Baba Çakin'in basladigi is, Besiktas-Akaretler'de
açilan dükkanla yaklasik 20 seneye dayanan bir deneyime imza atiyor. El emegi
yelkenlilere otomobil oyuncaklar ekleniyor, zamanla koleksiyoncular için degismez
yerlerden biri olup çikiveriyor. Meraklilar için arayis, dört yilik geçmise
sahip olan Valide Çesme Yokusu'nda Kalyon Model Maket Evi'nde devam ediyor.
Hakan Çakin oyuncakseverler için 25-60 yas grubunun büyük ilgisinden söz ediyor.
Son günlerde en çok ilgi görenler oyuncaklar içinse, klasik Amerikan modellerinin
satildigini, gençlerin daha çok yeni spor otomobilleri tercih ettiklerini söylüyor.
Oyuncaklarin fiyatlari söyle, 1/18 küçültülmüs otomobil oyuncak 40-125 Milyon
arasinda, 1/24 küçültülmüs oyuncak 20 Milyon,
1/43 küçültülmüs oyuncak ise 25 ile 45 Milyon lira arasinda degisiyor.
Eger sizde bir arabam olsun diyorsaniz, ele avuca sigan modeller için Kalyon
Model Maket Evi'ne ugramanizi öneririz.
Motor her zaman gözde
Sürüs
keyiflerinden biri, günümüze kadar uzanan ve vazgeçilmez bir keyif haline gelen
motosikletler... Hiz tutkusunun dogmasina büyük rolü olan iki tekerlekli modeller...
Siyahlarin göz kamastirici etkisi bir yana artik yeni halleriyle motosikletler,
tercihlerde ön sirada yer aliyor.
Yolun hakimiyetini tek basina yasamayi sevenlere ve seyri kavistik hareketlerle
yapabilmeyle tanimlaniyor kimi motosiklet tutkunlarinca. Yolun seyrinde simdi
kullananlarin üzerine bir forma gibi yapisan motosiklet'in getirdigi vazgeçilmezlik
var. Hiz var...
Harley Davidson yazisi tasiyan her motosiklet, yolda kavistik hareketlere fazla
izin vermez. Tüm ihtisamiyla seyredersiniz çevrenizi... Oysa gün geçtikçe deyim
yerindeyse gaza basmak motosiklet ismiyle bütünlesti.
Agir motor Harley Davidson'un ününden sonra motosiklet keyfine yeni modeller
eklendi. Böylelikle motosiklet tutkusu, hiz düskünlügüyle özdesleserek hizla
yayilmaya basladi.
Yolda bir o bir siz...
Üniversite yüksek lisans ögrencisi Serkan Kirli (25), motosiklet tutkunlarindan
biri. Kirli, motosiklet kullanmanin en ilgi çekici yanini, estetik ve kullanicisiyla
bütünlesiyor, diyerek anlatiyor. Çok çesitli dizayn edilmis modellere artik
rastlandigini da söyleyen Kirli, fazla abartili olmayan motosikletlere merakli.
Bu motosikletlere örnek olarak Scoter'lari veriyor. Bu modeller, küçük 100 cc,
125 cc (hacim), otomotik vitese sahip, degisik renkte. Kirli, hem ucuz hem estetik
diye degerlendiriyor ve Piyago'nun tercih ediyor.
Ister sehir içinde ister sehir disinda, yolunuz nereye düsecekse oraya... Tip
ögrencisi Baris Atakay (26) ise, motosiklet cazibesinin özgürlük kavrami ile
kisiyi bütünlestirdigi için büyük bir haz verdigini söylüyor. Atakay, hiz yapma
konusunda motosiklete bindiginiz zaman sinirlarinizi bilmelisiniz, diyor. BMW
marka motosiklet meraklisi Atakay, sinirlari zorlarken her zaman keyif almayabilirsiniz
diyerek sürücüleri bir bakima uyariyor.
Motosikletlerin markalari ve serileri, yolda bas basa kaldiginiz araçtan ne
istediginize göre önemlilik kazaniyor. Gün geçtikçe çesitler çogaliyor ve isteklere
göre motosikletler, sekilleniyor. Motosiklet fiyatlari ise, ortalama 5 ile 10
milyar arasinda degisiyor.
Polisten kaçis yok
Besiktas Ilçe Emniyet Müdürlügü tarafindan, özellikle sahil bölgesinde güvenligi saglamak ve polisin vatandasla iliskilerini gelistirmek amaciyla bisikletli polis timi kuruldu. 8 kisiden olusan tim, Dolmabahçe, Bebek, Ortaköy çarsi içi, Besiktas Köyiçi'nde Ekim ayina kadar görev yapacak. Baskomiser Bülent Balta'nin yaptigi açiklamaya göre, timin kurulma amaci, mala karsi islenen suçlara karsi önlem alinmasi, caydirici bir görüntü ve güç olusturmasi ve vatandasin gözünde polisin çehresinin degistirilmesi. Polisin halkla iliskilerinin daha kuvvetli bir hale gelecegini belirten Bülent Balta, "Hedefimiz yankesicilik, kap,kaç gibi suçlarin önlenmesi. Bu yöntem Avrupa'da da uygulanmis bir yöntemdir. Trafik yogunlugu ve cadde yetersizliginin bulundugu, büyük metropollerde polis araçlarinin giremeyecegi yerlerde bisikletli polis timlerinin çok etkiligi oldugu da kanitlanmistir" seklinde konustu. Polislerin rahat hareket etmelerini saglayacak özel bir kiyafet giyen bisikletli polis timlerinin bu kiyafetleri profesyonel bisikletçilerin kiyafetleri örnek alinarak hazirlandi.
Kiyafetinizi eskitin!..
Eskitilmis giysiler 2002 yilinda moda oluyor. Spor, özgün alternatifler sunan tasarimlarda siyah ve kahverenginin hakimiyeti göze çarpiyor. Jean, triko, kadife, dantel, saten, deri ve kürk kombinasyonlari ile olusturulan konsept özel yikama ve boyama efektleri, baski ve nakis teknikleri ile zenginlestirilirken, çanta, kemer, taki gibi aksesuarlarla tamamlaniyor.
Isik
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Siddik Yarman
'Gençleri is yasamina okurken hazirlayin'
"1996
yilinda egitim-ögretim hayatina baslayan Isik Üniversitesi, 117 yillik köklü
bir egitim gelenegi olan Fevziye Mektepleri Vakfi'nin eseridir. 1885 yilinda
Feyz'i Sibyan Mektebi ile hizmet vermeye baslayan kurumumuz; Mustafa Kemal Atatürk'ün
okudugu Semsi Efendi Mektebi'yle bütünlesmis olmanin hakli onur ve gururunu
tasimaktadir.
Nisantasi, Ayazaga ve Erenköy'deki anaokullari, ilkögretim okullari ve liseleriyle
çocuklari ve gençleri isiklandirmayi sürdürmüs olan egitim dünyasinin önde gelen
seçkin kurumlari arasinda yer alan Fevziye Mektepleri Vakfi, 1996-1997 Egitim-Ögretim
Yili'nda da Isik Üniversitesi'ni akademik hayata baslatarak, egitim zincirine
son halkayi eklemistir.
Saglam temeller üzerine kurulan Üniversitemizde, çogu Isik Lisesi mezunu egitimciler
görev yapmaktadir. Isik geleneginden güç alan ve çagdas egitim anlayisina sahip
olan dinamik ögretim kadrosu ile Üniversitemiz; gençlerin gelecegine isik tutmaktadir.
Fevziye Mektepleri Vakfi Egitim Kurumlari; 1885'ten günümüze kadar uzanan sürede,
daima modern egitim yöntemlerinin uygulayicisi olmayi ilke edinmistir.
Modern bir altyapiya sahip Üniversitemizde gençlere; katilimci egitim yöntemleriyle
uluslararasi nitelikte uzmanlasma olanagi sunulmaktadir. Fen-Edebiyat Fakültesi,
Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Fen Bilimleri
Enstitüsü'nde; 80'in üzerinde tam zamanli, 70'in üzerinde de yari zamanli seçkin
akademisyenin verdigi Ingilizce egitimle gençler; elestirel düsünme becerisi
kazanarak, çagdas degerlerle donanarak, kendilerini gelistirerek lider kisilikli
bireyler olarak hayata hazirlanmaktadir. Isik Üniversitesi; yaklasik 200'ü burslu
1500 ögrencisine mesleki egitim vermenin yani sira onlari; kültür, sanat ve
spor etkinliklerine de yönelterek; Atatürk Ilke ve Inkilaplari isiginda, çok
yönlü bireyler olarak aydinlatmayi; evrensel niteliklerle donatmayi sürdürmektedir.
Isik Üniversitesi; Bilgisayar Mühendisligi, Elektronik Mühendisligi ve Isletme
Bölümlerinden 2000 yilinda ilk mezunlarini vermistir"seklinde konusarak,
Fevziye Mektepleri Vakfi ve Isik Üniversitesinin genis bir tanimini yapan Isik
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Siddik Yarman üstüne basa basa " Isik adinin
temasi Atatürk'tür. Biz de o gün bugündür Isik adini Atatürk'ün anisina onurla
tasimaktayiz "diyor.
Üniversitenin
amaci kar degildir
Üniversite kar amaci gütmez. En önemli kaynagi ögrencileridir. Onlara yön veren
onlari bütünlendiren onlari hamur gibi yoguran bilim insanlari da üniversitelerin
diger degerli temel kaynagini olusturur. Üniversite yönetimi ele alindiginda
üniversitelerin çok büyük isletmeler oldugunu göreceksiniz. Örnegin, her üniversiteyi
bazen büyük bazende küçük bir belediye olarak adlandirabiliriz. Içinde eger
yurtlari varsa, lojmanlari varsa yasayan insanlara hizmet sunan bir kurumsa,
ayrica ögrenciye bilimsel hizmet sunuyorsa, o isletmenin büyüklügü kendiliginden
ortaya çikar. Ayrica, isletmeyi yönetenlerinde görevlerininde ne kadar önemi
oldugu anlasilir. Öyle ki, hizmetin büyüklügü ve çesitliligine göre, bazen üniversiteler
bir kasaba konumundadir. Istanbul Üniversitesi gibi büyük bir üniversiteyi ele
aldiginizda, buranin sehir konumunda oldugunu dahi varsayabilirsiniz. Oranin
yönetimi de bir ilçe veya bir kent yönetimi gibi ele alinabilir.
Yönetici birikimli
olmali...
Üniversite yöneticilerin çok birikimli olmasi gerekiyor. Bu is, sadece egitimle
olmaz. Bu profesyonel bir görevdir. Amerika'da da bu is böyle algilanir. Ancak,
Türkiye'de bu sekilde algilanmiyor. Akademisyenler arasindan oylama suretiyle
seçim yapiliyor, özel bir seçim suretiyle rektör is basina getiriliyor. Bizde
böyle ilginç bir prosedür var. Yöneticinin öncelikle, hem egitim çok iyi biliyor
olmasi lazim, hem isletmeciligi çok iyi biliyor olmasi gerekiyor. Üniversiteyi
ayakta tutabilmek için çok saglam mali kaynaklari olmali. Alt yapinin ne oldugu
bilinmeli, ayrica, bilim ve teknolojinin nasil gelistigini de özümlemelidir
yönetici... Diger önemli bir konuda, üniversiteyi yöneten tepe yöneticiler,
kaynak yaratabilme kabiliyetine sahip olmalidir. Kaynak savurganligi yapilmamali,
tam tersine ögrenciler lehine çok iyi kullanilmalidir. Olaya bu sekilde bakildigi
zaman üniversite yönetimi için, büyük bir isletme ve büyük bir holding yönetimine
benzer diyebilirim.
Isletmeci çok
yönlü olandir
Isik Üniversitesi 72 üniversite içerisinde akademik basari olarak Türkiye'deki
en iyi bes arasindadir. Zaten en iyi bes üniversitenin üç tanesi vakif üniversitesidir.
Bilkent ve Baskent birinci ve ikinci, Hacettepe üçüncü, Ortadogu dördüncü, Isik
ise besincidir. Vakif üniversitesi olarak bu basari çok önemlidir. Çünkü biz
vakif üniversitesi yöneticileri olarak, devlet üniversitelerinde klasik yönetim
anlayisina karsiyiz. Yönetim anlayisimizda taban tabana zittir. Öncelikle, paramizin
devletten gelmesini beklemeyiz. Paranizi kendiniz üretmiyorsaniz, o zaman paranin
degerini hiç bilmezsiniz. Kaynaklarinizi optimal sekilde kullanamazsaniz. Nasil
olsa para yukaridan geliyor diye düsünürsünüz. Bir vakif üniversitesi rektörünün
hem çok iyi bir bilim adami, hem çok iyi bir yönetici hem çok iyi bir isletmeci,
hem de çok iyi bir is adami olmasi lazim. Çünkü, elinizdeki bulunan paranin
degerlendirilmesi bile basli basina bir istir.
Teknolojiye
yöneldik
Öte yandan Isik Üniversitesini teknolojiye yönlendirdik. Elektronik, bilgisayar,
endüstri mühendisligi, matematik, fizik, isletme bölümümüz var. Dolayisiyla,
teknolojiyi de çocuklara sunmamiz lazim. Yatirimlarimizi harcamalarimizi ona
göre yapmamiz lazim. Bu çalismalari da planlamak, insanlari tesvik etmek zorundayiz.
Bu çok yorucu bir tempodur. Isin bir de sosyal boyutu var. Dis iliskiler, kendinizi
tanitmaniz da basli basina bir is. Dolayisiyla çok yönlü olmak gerekiyor. Günümüzde
iyi bir yöneticinin isleri iyi götürmesi için sistemini tam anlamiyla kucaklayip,
anlatilanlari anlamasi lazim. Iyi bir yöneticinin bilimsel alt yapiya ve enformasyon,
bilisim teknolojisine sahip olmasi gerekir. Ileriye baktigi zaman bir on seneyi
hissedebilmelidir.
Gençlerin vizyonu
açik olmali
Gençlere tavsiyem bir defa vizyonlarini çok açik tutmalilar. Tek yönlü degil,
çok yönlü olmak durumundalar. Ne yapmak istediklerini iyi bilmeleri lazim. Üniversitenin
de onlari yönlendirmesi lazim. Türkiye'de artik lafla is degil, elle is yapacak
duruma geldik. Çocuklarin pratik olarak yetismesi lazim. Üretmek gerek. Gençler
devletten artik ekmek yemesinler. Türkiye'nin kosullari belli, kendi islerini
kendileri kurmalari lazim veya bir araya gelip ortaklasa isler yapip memleketi
sürüklemeleri sart.
Istanbul'un yüz aki KLASSIS
Istanbul'da Silivri'deki, Klassis Resort Hotel ve Klassis Golf & Country Club, son zamanlarin en gözde mekanlarindan biri oldu. Açik ve kapali havuzlar, uçsuz bucaksiz yesil alan, birçok sporun birlikte yapilabildigi alanlar ve mimari saheseri konaklama tesisleri Klasis adini yurtdisina duyurdu.
KLASSIS
RESORT
HOTEL
Istanbul'dan uzaklasmadan dogal bir ortamda konfor arayanlar için ideal bir
dinlenme merkezi özelligini tasiyor. Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanli stillerinin
uyumlu bir sentezi olan Klassis Resort Hotel'de iç dekorasyon ince bir zevki
yansitiyor. Geleneksel misafirperverligi modern teknolojinin getirdigi her türlü
kolaylikla birlestiriliyor. Çogu deniz manzarali odalardan olusan Klassis Resort
Hotel'de, 201 standart, 20 Özel, 10 Royal Suit, 5 apart, 14 havuz villa, 49
bahçe oda ve 5 bahçe villadan olusan konforlu oda bulunuyor.
Klassis Resort Hotel'in spor merkezi Actium'da aerobik, jogging, tenis, bowling
ve daha birçok spor seçenekleri mevcut. Profesyonel egitmen ve antrenörler yeni
bir spor ögretmek için ya da tekniginizi gelistirmek için çalisiyor. Normal
havuzun yanisira özel isitilmis havuzda kisin yüzmenin keyfini de çikarabiliyorsunuz.
Zengin Mönü,
bol seçenek sizi
bekliyor, siz mekani seçin yeter
Klassis Resort Hotel'de gün, zengin açik büfe kahvaltiyla basliyor. Açik havada,
Festus Restaurant'in terasinda veya ferah salonlarinda keyifli öglen yemekleri;
bati ve dogu mutfaklarinin en leziz örneklerinin sunuldugu aksam yemekleri ile
devam ediyor. Özel geceler için Cedrus Restaurant, hafif ve lezzetli yemekler
için Actium tavsiye ediliyor.
Saglik ve güzellik merkezinde kisiye
özel program var
Saglik ve güzellikle ilgili tüm sorunlariniza çözüm getiren Lavnium & Clarins
Instute, dünya çapindaki tüm yenilikleri Klassis Resort Hotel'in lüks ortami
içinde sunuyor. Enstitü paket programlari, çekici alternatifler sunuyor. Bir
hafta veya daha uzun süren zayiflama programlari sizi ideal kilonuza indiriyor.
Stres giderme ve zindelesme programlari stresin zararli etkilerini azaltiyor,
canlilik kazandiriyor. Güzellik ve cilt bakim programlari dünyaca ünlü kozmetik
markasi Clarins ürünleri ile çok özel bir bakim sagliyor.
KLASSIS
GOLF &
COUNTRY CLUB
Silivri'nin mese ormanlariyla kapli Istranca Daglari eteklerinde kurulan Klassis
Golf & Country Club'te spora, eglence ve dinlenceye doyacaksiniz. Tasarimini
dünyanin en iyi golf oyuncularindan Tony Jacklin'in yaptigi kulüpte 18 delikli
72 parlik 5850 metre uzunlugunda, avrupa standartlarinda golf sahasi bulunuyor.
1995 yilindan beri organize etmekte oldugu gerek ulusal, gerekse uluslar arasi
golf turnuvalari ile ülkemizde çok yeni olan bu sporun tanitiminda ve gelismesinde
önemli katkilar sagliyor.
Spor imkanlariyla
donatilmis
mükemmel bir
ortam sizi bekliyor
Yüzme, tenis, voleybol, basketbol, mini futbol, binicilik, özel jogging yaninda
masa tenisi ve bilardo da sizleri bekliyor. 1000 kisi seyirci kapasiteli açik
maneji, 450 kisi seyirci kapasiteli kapali maneji ile Klassis Golf&Country
Club'ün binicilik merkezi, ulusal ve uluslar arasi turnuvalara ev sahipligi
yapiyor. Profesyonel hocalar esliginde verilen dersler ve at üstünde jimnastik
anlamina gelen "Voltige" ile at ve binici arasindaki dostluk pekistiriliyor.
Restaurantlar, barlar, eglence merkezi,
toplanti salonlari 24 saat hizmetinizde...
300 kisi kapasiteli ana restaurantinda uluslar arasi mutfaklarindan örneklerin
bulundugu seçkin mönüler sunuluyor. Member's Lounge, kislari sömine karsisinda,
yazlari golf sahasini seyrederek üyelerin keyfini çikardiklari bir mekan. Eglence
merkezinde bilardonun yani sira tilt, air hockey, langirt ve internet ile keyifli
zaman geçirilebilir.
Klassis & Thalgo
Saglik Çiftligi'ndeki dogal ortamda
gençlik kürü...
Fransiz "Thalgo Cosmetic" firmasinin danismanliginda olusturulan saglik
çiftliginde deniz yosunlari ile pek çok vücut ve cilt bakimi yapiliyor. Bünyesinde
masaj odalari, sauna, cilt bakim odalari, kapali jimnastik havuzu, jet dus,
küvet bakimlarinin yapildigi mekanlar, dinlenme odasi gibi birçok üniteyi bünyesinde
bulunduran Klassis Golf & Thalgo Saglik Çiftligi, zayiflama, rahatlama ve
güzellik programlari sunuyor.
Golf Hotel'de
orman manzarasi
görülmeye deger
Tüm gün doga içinde spor yaptiktan sonra Klassis Golf & Country Club bünyesinde
bulunan Golf Hotel'de konaklamak mümkün. Her biri orman manzarali olan 110 oda
ve 6 suitte; minibar, televizyon, telefon, saç kurutma makinesine kadar her
sey düsünülmüs.
IKINCI SAYFA
Adam silahi çekti, mermiyi namluya sürdü
Üçüncü
yila girdik. Bugüne kadar yayin hayatimizda hiç geç kalmadik. Her ayin birinde
okuyucularimiz bizi Istanbul'daki tüm büyük gazete bayilerinde buldu. Ilk defa
bu ay geç kaldik. Hatta bu yaziyida daha önce yazdigim bir yaziyi çikartarak
yeniden yazmak zorunda kaldim. Çikarttigim yazinin basligida "gazeteci"
idi... Gazete Besiktas'in geçtigi zorluklari sizlerle paylasmistim. Önce basin
yayin, ardindan basin ilan kurumu, daha sonra basin karti hakki elde edisimiz
ve de Cemiyet ile meslek komisyonlarinda çalismalaimizi yazmistim. "6 sayfa
spor yapiyoruz, büyük bir kulübü takip ediyoruz" diyerek spor yazarligi
konusunda da birkaç söz etmistim... Belki diger ay kisa bir panorama yaparim
bu konuda...
Silahli saldiriya ugradik
Sizle bu ay çok önemli bir konuyu paylasmak istiyorum. Çünkü bir kaç gün önce
silahli saldiriya ugradik.
Belki kendi iç sorunumuzu sizlere aksettirmemek daha dogru olurdu. Ancak bir
gazetecinin neler yasayabilecegini ve de eline silah verilen bir adamin neler
yapabileceginizi bilmeniz gerekir diye düsündüm.
Bu gazete 2000 yilinda ilk sayisini çikardi. O zamandan bu yana "biz ne
belediyenin ne de kulübün gazetesiyiz. Bu gazeteyi veri basin haber ajansi çikartiyor.
Yani bagimsiziz" diye belki on defa yazi yazdim.
16 sayfa gazetenin 1 sayfasinda belediyeden haberler var. Besiktas Belediyesinin
degil de, Kadiköy Belediyesinin mi haberlerini koyacagiz? 6 sayfa spor var.
Besiktas kulübününün degil de, spor sayfalarinda Ankaragücünün haberlerine mi
yer verecegiz? Gazetenin adi üstünde "Besiktas"...
Ama bazi kafalar bunu nedense anlamiyor veya anlamak istemiyor. Bagimsiz olacagimiza
inanamiyor. Üstelik ulusal bir gazete vede Istanbuldaki tüm bayilerde olabilecegimize
ise, nedense ihtimal vermiyor. Isin yoksa birde bunlarla ugras...
Simdi gelelim meseleye...Tam yayina girecegiz. Gazeteye bir telefon geliyor.
Bir adam, telefona çikan muhabirimize agzina geleni söylüyor. Haber müdürünü
isyerine devet ediyor. "Burada bir çocuk öldü. Haberlerle ilgilenmiyorsunuz.
Siz satilmissiniz. Ancak belediye haberi yapin" diyor. Hoppala... Gazeteyi
hiç okumadigi ortada...
Tetik düsse ne olacak?
Haber müdürümüz adama telefon açiyor, derdini soruyor. Adam, "gelin buradaya,
burda konusalim" deyip telefonu kapatiyor. Gazeteyede gelmiyor.
Medeni cesaret gösteriyor birlikte gidiyoruz. Gittigimiz yer Besiktasta, gazetenin
tam karsi sirasinda yani komsu... Ayni sokaktayiz. Ve de bizimde sürekli gittigimiz
Sultanahmet Köftecisi... Oturuyoruz. Telefon açan kisiyle konusmak istedigimizi,
bizi çagirdigini söylüyoruz. Adam köftecinin isletmecisiymis... Bizi asagi indirmek
istiyorlar.
Ortada birseyler döndügünü anladigimizdan ben inmek istemiyorum."burada
konusalim, sorununuzu anlatin" diyorum. Az sonra yüzü kirmizi olmus bir
adam ali al moru mor adeta agzindan köpükler saçarak geliyor. 50 yaslarinda,
etrafinda dört bes garson, belli ki onlardan da güç almis, saçma sapan konusuyor.
"Madem asagi gelmiyorsunuz, o zaman çikin disari orada görüselim"
diye garsonlar ve diger çalisanlarla birlik olup, bizi iteklemeye basliyor.
Kavga çikartmaya niyetliler, millete rezil olacagiz, "Peki o zaman asagida
konusalim" diyoruz. Bu sefer karga tulumba asagi yazihane bozmasi izbe
bir yere indiriliyoruz. Yazihane mutfakla bitisik, içerde birsürü adam, kesici
aletler var. Adam etrafa bakiyor, sanki birseylar kapip bize vuracak, niyetini
anliyorum. "Haber müdürüne tam gel buradan gidelim" diyecegim, bir
de ne göreyim? Adam çantasindan koca bir tabanca çikariyor, agzina bir de mermi
sürmez mi? Haber yoluna gidiyoruz.
Haber müdürümüz adamin eline atliyor. Ben onu oradan almaya çalisiyorum. Etrafa
garson ve mutfak çalisanlari dolusmus, can sikici bir durum anlayacaginiz...
Son hatirladigim "seni emniyete sikayet edecegim" dedigim. O zaman
adam silahi önce beline, sonra masanin üzerine birakmis, ben hatirlamiyorum.
Haber müdürüm sonra bana söyledi. Disari kendimizi zor atiyoruz. Sonrasi, malum,
sikayetimizi yapiyoruz. Silah bulunuyor, el konuluyor, olay adliyeye intikal
ediyor.
Gazeteyi kullanmak istedi
Düsünüyorumda bizim kadar esnafin zor durumunu haber yapan yok." Kepek
kapiyorlar" diye manset attik. Iki aydir zor durumdaki esnafin açlik grevinde
oldugunu yaziyor ve takip ediyoruz. "Etraf kazilmis, esnaf kan agliyor"
diyoruz. Arsivler ortada, herkese açik. Ayrica, internette yayinlaniyor. Isteyen,
inanmayan bakar. Onun için bence bu kisisel bir olay, yakinda da kokusu çikar.
Adam bizi bir bahane bulup çagiriyor, ardindan bizleri öldürmeye kalkiyor. Ben
dahil, tüm gazete çalisanlari bu olaya bir anlam veremedik. Bugüne kadarda çözmüs
degiliz. Sonradan düsündüm adamin Sultanahmet tabelasi biri tarafindan kirilmis
mi ne? ardimizdan bunu söylüyordu. Bütün is bunun için mi acaba, bizi oraya
çekmek için burada çocuk öldü masalini mi uydurdu? Çünkü arastirdik çocuk filan
ölmemis. Kendi ile ilgili haber yaptiramayacagini da anlayinca gözü döndü, ne
yapacagini bilmez bir hale geldi belki. Çünkü adami ne tanirim, ne merhabam
var, nede bir is iliskimiz olmus...
21 yillik gazeteciyim.Tüm büyük gazetelerde çalistim.Gazetecilige Hürriyet gazetesinde
polis muhabiri olarak basladim. Bu tür olaylarla çok karsilastim. Önümde bombalar
patladii. Yok yere ölen arkadaslarimiz bile oldu. Ancak mermi ucunda bir silaha
inanin ilk kez bu kadar yaklastim.
Polis yakaliyor,adalet tutukluyor, af birakiyor
Bu olaydan herkes bir ders çikartmalidir. Her önüne gelen bir silah alirsa,
bu silahiolmadik sekilde çikartip çekerse vay bu memleketin haline...
Hirsizlar disarida, katiller disarida, kapkaççilar ve benzeri birçok kisi disarida...
Polis yakaliyor, adalet tutukluyor. Ardindan bir af, haydi disari yallah...Bence,
bu zemini hazirlayanalar o adam kadar suçlular. Merak ediyorum su isin cezasi
ne? Adam silahi çekmis, mermiyi tabancanin agzina sürmüs,tetige dokunsa is bitecek,
ya sonra?...
Yok zamanda 80 trilyon lira
Seçimler
için 80 trilyon lira ayrildi. Trilyonlar nereye gidecek? Partilere... Partiler
ne yapacak? Seçim gezilerinde harcayacak. Afis bastiracak, duvarlara yapistiracak,
etrafi kirletecek, ulasim konaklama giderleri, kahvehane toplantilarina harcayacak,
kisaca yenilip içilecek...
Bunun baska yolu yokmu, eger millete hizmet için ortaya çikiyorsan, kendi yaginla
niye kavrulmuyorsun? "Devlet baba rolünü ortadan kaldirmak lazim"
diyoruz, bunun öncülügünü devleti yönetmek için ortaya çikanlarin yapmasi gerekmez
mi? Üç milletvekili olan 1,5 trilyonu götürüyor. Madem devlette savrulacak bu
kadar para var, o zaman bu kadar aglasma niye?...
Bu parayi istemiyorum diyen veya aldigim bu parayi ihtiyaci olanlara dagitacagim
diyen inanin oy patlamasi yapar. Tabii inandirici olmak kaydiyla...
Anketörler mahkeme yolunda
Anketler kafa karistiriyor demistik. DYP sonunda anket düzenleyenleri mahkemeye verdi. Arastirmaya karsi degilim. Partiler kurumlar veya sirketler kendi içinde anket yaparlar ve strateji belirlerler, buna itiraz etmem. Hatta AR-GE'nin olmasi gerektigine inananlardanim. Düzgün çalisanlar da var. Ama arastirma sirketlerinin kendilerinin anket yaparak, bunlari açiklamalarini anlayamiyorum. Neye hizmet ediyorlar? Sürüsüylü anket yapiliyor, nasil yapiliyor, onuda bilemiyoruz. Su mahkeme bir sonuçlaninsin bakalim, ortaya neler çikacak. Inanin çok merak ediyorum.
Seçim olacak mi?
Siyaset siyaset olali böyle bir sey görmedi. Önce insanlar hastalandi. Ardindan partiler bölündü. Daha sonra yeni partiler kuruldu, ardindan partiler birlesti, daha da sonra, bir adamin verecegi karar beklenmeye baslandi.Siyaset birçok yenilige gebe...Yillardir da akla hayale gelmeyen senaryolari gördük. Ama böylesine bir bekleyis ve böylesine günden güne degisen bir tabloya ben sahit olmadim. Partiler ve kurumlar bir yana sahislarda ferdi olarak ön plana çikinca, ortalik biranda mansette yazdigimiz gibi toz duman oldu. Kim ne yapacagini bence tam kestiremiyor, bekliyor ve izliyo., Seçmenler kadar milletvekilleri de kararsiz. Seçimden vazgeçecek çok parti var ama kamuoyu izin vermiyor. Bu nedenle bir süre sonra bu seçim konusu tekrar tartismaya açilirsa kimse sasirmasin.
Tesekkürler Çölasan
Meger
kendimize haksizlik yaparmisiz. Üç yildir gazete çikariyoruz. Bugüne kadar binlerce
habere görüse ve röportaja imza attik. Her ay çesitli iddialari ve sorunlari
yaziyoruz. Bunlarin bir kismi yerine gelirken, bir kismi ise dikkate bile alinmiyordu.
"Insanlar neden bu kadar duyarsiz. Hürriyet, Milliyet veya Sabah gazeteleri
yazsa bu sorunlar bir günde çözülür mü acaba" diyorduk. Ama öyle degilmis...
Kendimize haksizlik yaparmisiz. Sorun, kisilerin veya kurumlarin duyarliligi
ile ilgiliymis...
Nereden mi çikardik. Usta yazar Emin Çölasan 18 Agustos tarihli Hürriyet gazetesinde
yazdi.Yazinin basligi "tik yok"... Özetlemis, Futbol Federasyonuna
sesleniyor... Galata Köprüsündeki rezaleti soruyor... Sepetçiler kasrindaki
olaylara deginiyor... Hiç bir yanit alamadigindan yakiniyor ve ekliyor. "Sorular
soruyorum ses gelmiyor. Türkiye'de her yapanin yanina kar kaliyor" diyor.
Çölasan'in yazisi, bende bizim hakli, karsi tarafin ise haksiz oldugu kanisini
uyandirdi. Artik bikip usanmadan yazacagiz Ses gelse de gelmese de...
Yalniz degilsin!..
Bu
gazeteyi çikardigimiza bazen öyle seviniyorumki bilemezsiniz. Bir haber yapmissak
ve o dikkate alinarak, üzerine gidiliyorsa vede bu nedenle vatandasa bir katkida
bulunabiliyorsak inanin o zaman çok mutlu oluyorum. Geçenlerde bir e-mail aldim.
Söyle yaziyor;
"Sn.Ismail Bastug'un dikkatine, Levent Petrol Sitesinde oturan 58 yasinda
emekli bir kisiyim. 09.Mayis 2001 tarihinde size bir e-mail göndererek bazi
önerilerde bulunmustum. Bunlar:
1.Akmerkez/Zeytinoglu Caddesi karsisindaki yaya gecidininde yayalar için taninan
geçis süresinin 16 saniye olmasi nedeniyle sporcu bir kisi olarak benim bile
16 saniyede karsiya geçemedigimden bu sürenin arttirilmasini istemistim. Gereken
duyarligi gösterilmis ve bu istegim kisa zamanda düzeltilmistir.
2.Alkent yanindaki Baris ve Sevgi ormaninin park haline dönüstürülerek yürüyüs
ve kosu yollarinin yapilmasini ve dolayisiyle uzaklara gitmeden semtimizde spor
yapma imkaninin saglanmasini rica etmistim. Memnuniyetle görüyorum ki bu konuda
da gereken ilgiyi göstermis ve bahsetmis oldugum arazide Sanatcilar parki ve
yürüyüs parkuru insaatina baslamistir.
3.Bina üstündeki reklam panolarinin gerek Istanbul'da beklenen deprem gerekse
rüzgarli havalarda parçalarin koparak düstügünü ve büyük tehlike arzettiginden
sökülmesi gerektigini belirtmistim. Bu konuda da gereken hassasiyet gösterilmis
ve geçtigimiz ay içinde Petrol sitesi 3.Blok üstündeki reklam panosu tamamen
kaldirilmistir. Ancak , hernekadar afisler sökülmesine ragmen Otelcilik Okulu
çatisinda ki reklam panolari helen durmaktadir.
4.Ulus Parkina (Hisarüstü Parkinda oldugu gibi) oturulacak banklarin konulmasini
talep etmistim. Daha sonra bu parkin sorumlulugunun Büyüksehir Belediyesi'ne
ait oldugunu ögrendim
Basarili çalismalarinizin devamini dilerim. Saygilarimla"
Mektup böyle... Iste ben bu nedenle, bu gazeteyi çok seviyorum. Bir çok zorluk
yasasakta...
Okuyucu Kösesi
Keçiler basti
Dört
Leventte oturuyorum. Tatil günleri veya aksamüstü saatlarinde burayi adeta keçiler
basiyor Sögüt Sokak üzerinde bulunan Kösk Taksi yanindaki parkta otlayan keçiler
karsi taraftaki alanda yesillik birakmadi. Binalarin tüm bahçelerine giriyorlar.
Kemal Zeybek/4.Levent
Dogalgaz istiyoruz
Ortaköy'deki
Fakirhane Sokak'ta 16 hane var. Ögrendigimize göre 44 hane olmamiz gerekiyormus.
Ancak buraya baska ev yapmak mümkün degil. 44 hane parasi veremeyiz. Dogalgazdan
yararlanama-yacak miyiz?
Ortaköy Sakinleri
ÜÇÜNCÜ SAYFA
Taksiciler bayram yapti
Besiktas'ta
trafik sikisikligini aza indirgemek için, yol çalismalarini son günlerde oldukça
hiz verildi.
Aksam saatleri ve özellikle hafta sonu trafiginin yogun oldugu Besiktas'a yeni
yollar kazandirilmasi için çalismalar basladi. Çalismalarin ilk duragi, Ortaköy'den
Ulus Mahallesi'ne uzanan Pfizer Ilaç Fabrikasinin önünden geçen yol... By-Pass
adi verilen bu yollardan ilki, tek yönlü olarak hizmet veren Ahmet Taner Kislali
Caddesi...
Yasamini yitiren Ahmet Taner Kislali'nin üç yasindaki kizi Nilhan Kisla'nin
yaptigi açilista, Besiktas Belediye Baskani Yusuf Namoglu, Kaymakam Mehmet Emin
Avci, Nilüfer Kislali, Bedri Baykam, Hincal Uluç, Ilhan Selçuk gibi isimler
yer aldi. Baskan Namoglu açilista yaptigi konusmasinda, ulasim ve trafikle ilgili
sorunlarin çözülmesi için bu tip çalismalarin sürecegini söyledi.
Ortaköy'den
Ulus'a...
Yasanan trafik sorununu en aza indirmek için kollari sivayan Besiktas Belediyesi,
caddenin hizmete açilmasinin çogu zaman kesmekese dönen trafik için yeni bir
soluk getirecegini vurguladi. Baskan Namoglu, çalismalarinin çok yönlü oldugunu
söyleyerek Akmerkez - Zincirlikuyu yolu insaatinin hizla devam ettigini hatirlatti.
Caddenin hizmete girmesiyle Ortaköy'den Ulus'a gidecek araç sürücülerinin Dereboyu
Caddesi'ne girmeden Ortaköy'den dogrudan çikarak trafik sikisikligindan bir
nebze olsun siyrilarak yol alacaklarini ifade etti.
Namoglu, caddenin ve yollarin sadece trafik yogunlugu sorununu çözümlenmesinin
yani sira tasidiklari isimlerle anilarak yasayan birer mekan olduklarini ve
isimlerle bütünlesip deger kazandiklarini belirtti.
Açilisi minik Nilhan yapti
Ahmet Taner Kislali Caddesi, açildigi gün taksi soförlerinin odagiydi. Yolun
hizmete açilacagi gün taksicilerin yogun ilgisi, trafigin kisa sürede kilitlenmesine
neden oldu.
Yolun bir ucundan diger ucuna kadar uzanan taksiciler, hizmete açilan yolun
ilk gününde yolu kapladilar. Yol sari benizli araçlarla dolarken açilisa katilanlar,
sicaktan yolun kenarina dizilip hem dinlendi hem yola renk katan bu hareketliligi
izledi. Açilis, düzenlenen kokteyle sona erdi. Ahmet Taner Kislali'nin üç yasindaki
kizi Nilhan, babasinin ismini tasiyan caddenin açilisini Baskan Namoglu'nun
kucaginda kurdeleyi keserek gerçeklestirdi.
Bu park baska park
A
afetten korunma adi altinda önemli bir proje vatandaslara tanitildi. Bir ilke
imza atarak, afet öncesi dinlenme ve afet sonrasi barinma parki'ni hizmete sokan
Besiktas Belediyesi, parki "olasi bir afet sonrasi çok yönlü donanimlariyla
hizmet verecek bir merkez olarak"tanimladi.
Önümüzdeki günlerde hizmete girecek olan parkin açilisi, Istanbul Valisi Erol
Çakir ve Deprem Dede diye basinda yer alan Ahmet Mete Isikara yerini aldi. Ulusal
Deprem Konseyi Üyeleri, üniversitelerin ögretim üyeleri, Jeofizik ve Jeoloji
Mühendisleri Odasi üyelerinin yani sira Sivil Savunma Ekipleri yer aldi. Açilista,
Aykut Barka'nin kardesi ve yakinlari bir ilk olacak parkin Aykut Barka adini
tasiyor olmasindan dolayi büyük bir memnuniyet içinde olduklarini dile getirdiler.
Depremde kaybolan aileleri temsilen Gölcük Tiyatro Kolu Toplulugu katildi. Betonlasmaya
pankartlari ve sloganlariyla törende, insanlarin kendilerine ve çevreye yeteri
kadar hassas davranmadiklarini ve siyasilerin de bunu göz ardi ettigini söyleyerek
tepkilerini dile getirdiler.
Prof. Dr. Aykut Barka Afet Öncesi Dinlenme, Afet Sonrasi Barinma Parki'nin belirlenen
düzenegi söyle siralanabilir:
Park, afet Öncesinde kafeteryasiyla, tenis kortu, basketbol sahasi ile dinlenme
ve seyirlik bir alan olarak hizmet verecek. Olasi bir afet sonrasi asevi, sahra
hastanesi, afet malzeme deposu, kullanilmayacak alanlar çadir alani olarak belirlenerek
barinma yeri haline gelecek.
Açilista yesil alanlarin ve bilinçli bir sekilde bu yerlerin degerlendirilmesinin
öneminden söz edilirken bu tip çalismalarin tek kalmamasi için temennilerde
bulunuldu. Ahmet Mete Isikara, sözlerinde bu tip çalismalarin yayginlasmasi
gerektigine isaret etti ve siyasilerin bu konuda tartismasiz birleserek hareket
geçmesi gerektigini hatirlatti.
Tören sonrasi, çocuk parki gezildi ve International Hospital Hasta Transport
Sorumlusu Dr. Feridun Çelikmen ve ekibinin basketbol sahasi ve tenis kortunu
'Sahra Hastanesi'ne dönüstürmesiyle açilis sona erdi.
Almanya'dan kardes geldi
Almanya'nin kültür düzeyi en yüksek kenti olarak belirlenen Erlengen ile Istanbul'un en kültürlü ilçesi Besiktas, kültür ve sanat alaninda birlesti. Üniversite sehri olarak anilan Erlengen'in kurulus kutlamalari için Belediye Baskani Siegfried Balleis'in davetlisi olarak Almanya'ya giden Baskan Yusuf Namoglu, "Iki belediyenin ortak noktasi egitim ve kültür. Kardes sehir olarak iki sehir arasinda kültür ve sanat alaninda isbirligi yapmayi arzuluyoruz." dedi.
Baskan hesap verdi
Gazete BESIKTAS'in imtiyaz sahibi ve yaziisleri müdürü Ismail Bastug'a genis bilgi veren Namoglu, dev bir yatirim hamlesi içinde olduklarini söyledi. Yaklasik iki saat süren görüsmelerde Gazete BESIKTAS'in Genel Müdürü Mehmet Kemertas ve Haber Editörü Neslihan Böle de hazir bulundu.
Evlenenler
22.07.2002
Beyza Basar
Ahmet Memis
25.07.2002
Banu Eflatun
Levent Elkorek
26.07.2002
Pinar Künter
Sadik Kalayci
Ipek Yilmaz
Ilker Aydin
27.07.2002
F. Y. Öztürk
Halit Özüdogru
Nese Açik
Yunus Okçuoglu
Çigdem Hiz
Nejat Dikici
Aynur Genç
Mehmet Çiftçi
Derya Bayrak
Eyüp Yasar Kürüm
01.08.2002
Aysegül Yigit
Ömer Tacir
Sevgi Yildiz
Hakan Turna
02.08.2002
Tugba Akgül
Kemalettin Kaganiren
Serife Elif Sayin
M. S. Sakarcan
Sevil Pergülnakisci
Erdogan Çinar
03.08.2002
Nural Sarikaya
Mustafa Can
Nuray Bostan
Nizamettin Orman
Seda Bayraktar
Hakan Akgül
Serpil Kayik
Cemalettin Bektas
Ebru Nilüfer Bolverdi
Serdar Kasif
Gökben Yavas
Orhan Kaloglu
Eda Özcayan
Cihan Hacihafizlioglu
Ebru Erdogan
I.Murat Cümbüs
Özlem Dana
Tolga Demirsular
Pinar Asçioglu
Altan Gürus
04.08.2002
S. B. Durmusoglu
Korkut Pulur
Aylin Güvenç
M.Wohlschlager
Ayse Hilal Akçal
Kutay Ugurlu
Çigdem Yaman
J.Patrick Kelly
05.08.2002
Nilgün Kalkan
Behçet Ilgaz Çaraz
Meral Orhan
Suat Vural
Sibel Turan
Zafer Pehlivan
06.08.2002
Neval Özkan
Cem Salih Tuygun
10.08.2002
Merve Sen
Emre Özbay
N.Ç. Çagiran
Oguz Karvan
Behiye Seda Dönmez
Ercan Karsli
Vildan Kepti
Serkan Kavlak
Banu Güngörmüs
Hüseyin Tanrili
Özlem Isikhan
Serdar Tuncer
Bora Akin
Merve Karahasan
Bahar Sözer
F. Kagan Süral
Tugba Gürsel
Cem Ergin
Burcu Durmus
Özgür Görgün
Gül Ebru Yalçiner
Mete Kuzu
17.08.2002
Burçak Çinar
Alp Seren
Filiz Cambul
Hakan Uyar
Arzu Arslan
Kemal Mehmet Girgin
Eda Malçakan
Ali Cenk Özkasim
Duygu Özaktaç
Yüksel Kirci
Aslinur Suna Yahsi
Murat Gül
Zübeyde Yüce
Tahsin Cengiz Alhan
Funda Çaytemel
Ömer Uçan
Esam Tiryakioglu
Ulas Deniz Çardak
Kezban Koç
Turgut Çiftçi
Nilay Sözer
Sezgin Bayrak
24.08.2002
Hilal Emul
Erkan Nayman
Saynur Elmali
Tarik Yesilay
Gülden Kiliç
Yusuf Atis
Hatice Sesli
Bekir Siddik Hamali
Gülsen Varis
Adem Sahin
Leyla Sezer
Aykut Özyakici
Özden Sila Ulus
Devrim Tinay
Esra Tekin
Tolga Yildiz
Elif Yologlu
Murat Görgüner
Nil Özerk
Murat Çetinkaya
S.S. Hephoscan
Cem Küçük
Fatma Ela Sekerci
Emin Tolga Ataç
Necla Köse
Mehmet Sansli
25.08.2002
Rozi Tavasi
Jak Ventura
31.08.2002
Gülden Öztürkü
Selahattin Altan
Hümay Demirbas
Orhan Örs
Senay Tasa
Nurettin Nur
Nurhan Erkaya
Mustafa Ümit Çiçin
Tugba Katmerler
Muhammed Bayraktar
Aysel Oguz
Sencan Bagdatli
Selin Yükcü
Alp Bahadir Kilit
Seyda Senol
M.Murat Gökaçti
Hacer Sebnem Ilgaz
Serkan Karli
Zeynep Demirkapu
Ali Emre
Ilknur Tasan
Ersan Sik
Zeynep Sirin Büker
S.Burak Dogus
Hasibe Gamze Altaç
Sinan Hüdai Yüksel
Burcu Kamadan
Ata Safak
DÖRDÜNCÜ SAYFA
Simdi okullu olduk
Okullarin
açilmasina kisa bir süre kalinca ögrenci velileri telasa düstü. Bir yandan kayit
parasi derdiyle ugrasan veliler, diger yandan çocuklarinin okul masraflarini
nasil karsilayacaklarini düsünüyor. Kayitlarin üstüne bir de kitap, defter gibi
kirtasiye gereçleri, giyecek ve diger okul masraflari eklenince dar gelirli
vatandaslari canindan bezdirecek. Özellikle liseye giden ögrencilerin masrafi
ilkögretim giderlerinin iki kati olacak.
Egitim-Sen tarafindan yapilan hesaplamada, çocugunu devlet ilkögretim okulunda
okutan velinin, yil boyunca kayit, katki, silgi-tebesir vs., spor, dergi, karne,
diploma, fotograf, fotokopi-kirtasiye, servis, bakim-onarim, kitaplik, ecza
dolabi ve pasodan olusan zorunlu giderler için 684 milyon-1 milyar 363 milyon
arasinda harcama yapmasi gerekiyor. Bunlara, kaynak kitap, kurs, etüt ve sosyal
aktiviteler eklendiginde rakam 1 milyar 629 milyon lirayi buluyor.
Muhtarlarin Sesi
Parkimiz
yenilenecek
Abbasaga parki için plan tadilati yapildi ve mahalle sakinleriyle uzlasilarak
parkimiz yenilenecek. Su an için ne mazgal ne de sokak lambalariyla ilgili bir
sikinti yasiyoruz. Her hangi bir sorun çiktiginda da bekletmeden, ertelemeden
iletisime geçiyoruz. Bu açidan sorun yok.
Yüksel Agat-Abbasaga Mahallesi
Yagmurun
sikintisi çektik
Yagmur sonrasi en büyük sikintiyi biz çektik. Çünkü mazgallarimiz tikali. Etiler-Arnavutköy
yolunda bu yüzden su taskini yasandi. Bir çok yere su basti. Benzeri bir olay
yasamadan önce gerekenin yapilmasini istiyoruz.
Sedef Irtes-Arnavutköy Muhtari
Otobüs
duragi istiyoruz
Mazgallarimizda sorun yok. Elektrikle ilgili bir sikintimiz su an yok. Sunu
belirtmek istiyorum ki, Taksim 59 no'lu otobüs hattinin duraginin eski yerine
tasinmasini istiyoruz. Mahalle sakinimiz, bu konuda büyük sikinti yasiyor. Bunun
çözümlenmesi için gerekenin yapilmasini istemekteyiz.
Kadir Gedik-Ulus Mahallesi
Mazgallarda
sikinti yasiyoruz
Sonbahar geliyor ve mazgal sorunu bir çok yerde bas gösteriyor. Bu konuda Sporcu
Adil Sokak'ta bir sorun yasadik, elektrikler hususunda ise bir müddettir sikinti
yasiyoruz. Acisu sokakta ve Abacilatif sokakta elektriklerimiz yok. Gerekenin
yapilmasini istiyoruz.
Mustafa Erdogan-Visnezade Mahallesi
Sükür,
halimizden sikayetçi degiliz
Kisa süre öncesine kadar elektrikle ilgili sorun yasiyorduk. Ancak su an bu
sorun çözümlenmis durumda. Gerek mazgal gerek elektrik ile ilgili herhangi bir
sorunumuz yoktur. Önümüzdeki günlerde de böylesine sorunsuz bir sekilde yasamayi
arzu ediyoruz
Ziya Uygur-Levazim Mahallesi
Agaçlandirma
yapilmasi gerekli
Agaçlandirma yapilmasi için iki yildir bekliyoruz. Bu konuda dilekçe verdik
ve kabul edildi. Ancak bu istegimiz halen yerine getirilmedi. Yani sira tedirginlige
yol açan elektrik hatti sorunu yasamaktayiz. Havai geçen elektrik hatlarinin
yerin altina alinmasi için gecikmeden harekete geçilmesini istemekteyiz.
Cengiz Haciömeroglu-Muradiye Mah.
Seçim
telasi yasiyoruz
Su an seçim telasini yasiyoruz. Bu nedenle her yerde oldugu gibi bizim mahallede
de bir kosusturma yasaniyor. Bunun getirdigi yogunluklar disinda mahallemizin
elektrik veya mazgallarla ilgili bir sorunu yok. Sokak ve caddelerimiz de düzenli.
Su an için bir eksigimiz ya da aksak giden bir hususiyetimiz yok.
Zeki Bölükbasi-Sinanpasa Muhtari
BESINCI SAYFA
Tarihe tanik olun
Ünlü
deniz adamlarinin hikayelerini barindiran Deniz Müzesi, her yil yaklasik elli
bin kisi tarafindan ziyaret ediliyor.
Deniz Müzesi'nin geçmisi yillar öncesine dayaniyor. Deniz müzesi ve Kütüphanesi
adiyla anilan kurulus 1897'de kuruldu. Besiktas'taki yerinde ise '60li yillardan
sonra hizmet vermeye basladi. Bahçesinde Piri Reis'in haritasinin mozaik röprodüksiyonu
ile Osmanli egemenlik sinirlarini gösteren üç duvar haritasi ilgi odagi... Yani
sira toplar, torpidolar, savas gemisinden kalma materyaller, büstler hatta mayin
bile görmek mümkün. Ziyaretçilerin en çok merak ettigi ise, bahçedeki malzemelerin
hava sartlarindan etkilenip etkilenmedigi. Hava kosullarindan etkilenmeyen bu
materyaller, müzeyi çevreliyor.
Bahçede dikkat çeken yarim ay seklindeki fanusta yer alan yelkenli... Uzaklar
adini tasiyan bu yelkenli dünya turu için x yil önce denizlere açilmisti. Esiyle
baslayan yolculuk onlara katilan bebekleriyle basladiklari yerde sonlandi. Bu
maceranin adim adim hikayesi, yelkenlinin bagislandigi Deniz Müzesi'nde... Sadece
bunlarla sinirli degil, bahçeye dolastiktan sonra içeri girdiginizde çesitli
oda ve salonlara ayrilan binasi sizi bekliyor.
Bahçedeki gezinti, top araçlarinin oldugu yerde sona eriyor ve binaya girerek
yeni bir tura basliyoruz.
Atatürk'ün sahsi esyanin yer aldigi oda, isim plakalarinin, resimlerin, görevini
yaparken ölen ya da öldürülen Türk Deniz Adamlarinin esyasinin yer aldigi sehitler
odasi, Balkan savasinda ve 1 Dünya Savasindaki deniz operasyonlari anlatan boyamalarin,
bu savaslarda yer alan gemilerin maketleri ve takdir belgelerinin bulundugu
Güneybati Rüzgar isimli oda, çesitli üniformalarin bulundugu bölmeler, Istanbul
manzarasini içeren resimlerin, oymalarin bulundugu alanlar, tarih boyunca kullanilan
silahlarin yer aldigi salonla ziyaretçileri zaman yolculuguna çikariyor.
Gençlerin ilgisini çeken sergileneler arasinda maket savas gemilerinin ve IV.
Mehmet'in kayiklari yer aliyor.
Müze, Pazartesi ve Sali günleri hariç ger gün mesai saatlerinde ziyaretçiye
açik... Kütüphane ve arsiv ise mesai gün ve saatlerinde arastirmacilara hizmet
vermeye devam ediyor.
Kahyaya diklenmeyin
Besiktas
Çarsi içinde çogunuz arabalarinizi park ederken ona rastlamissinizdir. Eger
sporla ve boks sporu ile ilgileniyorsaniz belki onu tanimissinizdir da. 1979,
1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye boks sampiyonu olan Besiktasli Maksut
Küçük sporu biraktiktan sonra geçirdigi zor günlerin ardindan simdi hayatini
otopark bekçiligi yaparak kazaniyor. Bir zamanlar ringlerin sampiyonu Küçük,
Besiktas'ta hala "sampiyon" diye aniliyor. Yaptigi isten gocunmuyor
da Maksut Küçük. Ona dokunan sadece edindigi onca basaridan sonra ayakta kalma
mücadelesinde yalniz birakilmasi.
Basariyi Getiren Yillar
1968 yilinda, henüz 18 yasindayken Istanbul'a gelen Maksut Küçük, gelir gelmez
bir bakkalin yaninda çalismaya baslamis. "Kanimin kaynadigi zamanlardi,
çok hirsli ve süratliydim" diye bahsediyor o günlerinden. Aslinda futbolcu
olmak isteyen Küçük, gündüzleri çalismak zorunda oldugu için, aksamlari antrenman
yapabilecegi boksa baslamis. Besiktas Jimnastik Kulübü'nde baslayan bu spor
serüveninin çitasi, boksa basladigi ilk yil Istanbul Sampiyonu olmasi ile yükselmeye
baslamis. 1975, 1976, 1977 yillarinda Türkiye'yi uluslararasi müsabakalarda
temsil eden Maksut Küçük, 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye Sampiyonu
olmasi ile spor hayatindaki en basarili ama ayni zamanda gelecek yillarda en
fazla özleyecegi günleri yasamis. Simdi özlemle o günleri andiginda, gururla
anlatiyor Küçük: "Benim maçlarim çogunlukla kisa sürerdi. Rakibi çabuk
nakavt ederdim. Olimpiyat Sampiyonunu Ivanov'u bir dakikada yenmistim. Bulgar
sampiyonu yenmistim. Çok kendine güveniyordu. Ben ringe çiktim. Bana rakibimi
gösterdiler. Benim için kolay yenerim demis. Ve maç gongla basladi, bir yumrukla
bitti, Bulgar nakavt olmustu. Bunun gibi bir çok örnek de var. Istanbul'a gelen
ünlü bir boksörün karsisina ben çikardim."
"Bendeki kulüp aski"
Besiktas'in o dönemlerde boks, güres gibi sporlara çok önem verdigini söyleyen
Maksut Küçük, Almanya'da Avrupa Sampiyonu'nu yenerek Almanlarin dikkatini çekmis.
"Müthis Türk" diye baslik atan Alman gazeteleri, Almanya'dan gelen
cazip teklifler bile ondaki Türkiye ve Besiktas askini öldürememis. Kulübüne
olan bagliligini söyle anlatiyor Maksut Küçük: "Bizim sporumuz baska bir
spor. Seyircisi de fazla yok. Çünkü salonu yok. Bizim zamanimizda, maç yapardik,
terlerdik. Buz gibi sularin altinda dus alirdik. Kafamin uyustugunu hissederdim.
Ama bütün bunlara ragmen içimizdeki sevgi hiçbir zaman bitmedi. Bizim sporumuz
anlatilmaz, yasanir. Teklif edilen o kadar imkana ragmen Besiktas'i terk edip
gidemedim. Simdi düsünüyorum da eger gitseydim hayatim kurtulurdu. En azindan
su anki gibi arabalarin pesinden kosar olmazdim."
"Otoparkçilik zor is"
Hakki Yeten zamaninda 75 lira aylik alan Küçük, jübilesinde ise sadece 1 milyon
alan Küçük, yalniz degildi. Bakmak zorunda oldugu üç çocugu vardi. Küçük oglunu
okutamayan "sampiyon", kizini okutmasina ragmen ona bir is bulamamis.
Sporu biraktiktan sonra bir süre antrenörlük yapan Küçük, imkanlarin saglanmamasindan,
brans sporlarinin gereken önemi görmemesinden sikayetçi. Antrenörlügü de bu
nedenle uzun süre devam ettirememis. Ve simdi 52 yasindaki Küçük, Besiktas Belediye
Baskani Yusuf Namoglu'nun ona sagladigi otoparkçilik isini yapiyor. "Önce
saygi, sevgi" diyor Maksut Küçük ve ekliyor: "Otoparkçilik da zor
is. Basima gelmeyen kalmadi. Ben burada Belediye'nin bir görevlisiyim. Bazen
insanlara özellikle alkollü vatandaslara laf anlatmakta zorluk çekiyorum. Bizde
iyi niyet var. Ama biçak çekende oluyor, yakama yapisan da. Kolumda kolluk var,
basimda sapkam. Baska nasil açiklayabilirim ki. Bazilari sonradan ögreniyorlar
benim eski boksör oldugumu, gelip özür diliyorlar. Ama insanlarin birbirlerine
saygi duymasi için kim olduklarini bilmeleri gerekmiyor."
Sadece meyve yiyor
Geçen
sayimizda yer verdigimiz ekonomik kriz magduru Besiktas esnafi Ferhat Gedikli,
inatla ve inançla açlik grevine devam ediyor. Seçimlerin yaklastigina dikkat
çeken Gedikli, tüm vatandaslari bos oy vermeye davet ediyor. Gedikli, "Bos
oylarin yüzde 15'i bulmasi vatandasin tepkisini ortaya koyar. Belki seçim tekrar
yapilabilir bile." diyor. Esnaf Gedikli, gerekirse Besiktas'ta dolasip
herkesi bos oy vermeye çagiracagini söylüyor.
Seçimlerin yaklasmasi dolayisiyla partilerin meydanlara çikacagini belirten
Besiktas esnafi, "Gelip kapi kapi oy isteyecekler. Ben o zaman disari çikip
'Ülkeyi bu hale getirdikten sonra hangi yüzle geldiniz.' diyecegim. Hiçbirine
oy vermeyecegimi söyleyecegim." diyor.
Türkiye'nin halkin temsilcileri, sendikalar ve sivil toplum örgütü temsilcilerinden
olusan bir partiye ihtiyaci oldugunu vurguluyor Esnaf Gedikli.
Gedikli, bizim ülkemizdeki 'milletvekili anlayisini' elestiriyor. "Onlar
bizim vekilimiz. Onlari biz seçtik. Bize iyi hizmet ettikleri sürece onlari
sevip saygi göstermeliyiz. Ancak bizde milletvekillerinin ayaklarina kapananlar
var." diye tepkisini dile getiriyor.
Asiri ilgisizlikten sikayet eden Ferhat Gedikli, arada sirada ziyarete gelenlerin
oldugunu söylüyor. Gedikli, "Genellikle kadinlar geliyor. Onlar çok daha
duyarli oluyor. Gelip derdimi soruyorlar. Zaten yönetimde kadinlar çogunlukta
olsaydi, bu halde olmazdik" diye konusuyor.
Çevredekilerin dikkatini çekmek için kebapçi dükkaninin önüne pankartlar asan
Gedikli, bu pankartlarda tepkisini dile getirmek için siyasetçilere dokunduran
tekerlemeler yaziyor. "Çarsambanin gelisi bellidir salidan, kurtarayim
sizi diye sesleniyor baciniz Yeniköy'deki yalidan" sözleri de bunlardan
biri. Yazdigi bütün bu sözleri, bir nebze olsun çevredekilerin okumasini ve
düsünmesi saglamak amaciyla dükkaninin önünde sergiliyor.
"F Tipi Cezaevi'nde
kaliyor gibiyim"
"Enerji kaybetmemek için disari çikmiyorum" diyen Gedikli, her gün
dükkanda yatip kalkiyor. Dükkaninda hiçbir yeri göremedigi için kendisini cezaevinde
gibi hissediyor. "Burada prangaya vurulmus gibiyim. Arada sirada disari
çikip gelen geçene bakiyorum. Pankartlara ne kadar bakan olursa o kadar seviniyorum.
O zaman sanki bir kilo pirzola yemis kadar oluyorum." diyor.
TÜKODER'e taze kan
Tükoder
Besiktas Subesi Yönetim Kurulu yenilendi. Yönetim Kurulu Baskani Firdevs Koroglu,
Tükoder'e taze kan geldigini belirterek, "Gönüllü çalisanlarimizin sayisi
artti. Artik daha heyecanla ve istekle çalisiyoruz." dedi. Koroglu, "Yas,
cinsiyet, egitim düzeyi vs. göre sikayet ve veri tabani olusturuldu. Ayrica
artirilan telefon hatlarimiz ve yaptirdigimiz tabelayla tüketicilerimiz bize
daha kolay ulasabilecekler." dedi.
Besiktas Tükoder'in yeni Yönetim Kurulu ise su isimlerden olusuyor: Yönetim
Kurulu Bask. Yard. Çigdem Agirkol, Sekreter Yilgün Oraydin, Sayman Hülya Kirkiz,
Egitim Sorumlusu Elçin Batur, üyeler ise, Nergis Demirbas, Sevim Kiliç, Tülay
Germiyanli, ve Leyla Yilmaz.
Akaretler'e kapali otopark
Akaretler kapali otoparki, hizmete girdi. Yap-islet-devret modeliyle yapilan otopark, 11 bin 800 metrekarelik alana ve 450 araçlik kapasiteye sahip bulunuyor. Akaretler otoparkinin Akaretler Siraevleri Projesi kapsaminda oldugunu belirten, yetkililer tüm tesisin otopark ihtiyacinin karsilanmasi yaninda, Besiktas trafiginin da rahat bir nefes alacagini söylediler. 2000 yili ortalarinda insaatina baslanan ve 18 ayda tamamlanarak subat 2002'de hizmete açilan otoparkin 5,5 milyon dolara mal oldugu belirtildi. Otopark, Migros'un kullandigi ve 4 bin 250 metrekarelik 2 bodrum kati, 950 metrekarelik bir magaza kati, 430 araç kapasiteli ve toplam 11 bin 300 metrekarelik 5 katli otopark ve bin 200 metrekarelik yönetim katinin kullanacagi çati katindan olusuyor.
ALTINCI SAYFA
Ortalik toz duman
Basbakan
Bülent Ecevit'in Mayis ayi basinda rahatsizlanarak Baskent Hastanesi'ne kaldirilmasinin
ardindan baslayan siyasi belirsizlik süreci, TBMM'nin "3 Kasim tarihinde
erken seçim" karari almasina ragmen devam ediyor. Yasananlar Bizans entrikalarini
aratmiyor.
Basbakan Bülent Ecevit'in mayis ayi basindaki rahatsizligiyla baslayan ve bu
arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakani Kemal Dervis'in, "Ülkede siyasi
belirsizlik oldugunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyecegini"
söyleyerek baslattigi süreç, yarattigi depremlerle siyasi hayatimizi toz duman
etti. Kemal Dervis'in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Basbakan Yardimcisi
Hüsamettin Özkan ve Disisleri Bakani Ismail Cem partilerinden istifa ettiler.
Onlarin istifasini 60'dan fazla milletvekili izledi. DSP artik hükümetin en
küçük ortagi olmustu. Buna ragmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne
uyacaklarini açiklayarak, Bülent Ecevit'in görevine devam etmesini istediklerini
belirtti.
Bazi siyasiler sarsintinin nedenini "seçim sürecinin dogal olmayan yollardan
baslatilmis" olmasina bagliyorlar. ANAP'tan istifa etmesi beklenen Erkan
Mumcu'nun "Ecevit'e hazirlanan komplo" ifsaati, DSP'li Emrehan Halici
ve Yücel Erdener tarafindan da dogrulandi. Iddiaya göre; Ecevit, Baskent Hastanesi'nin
kendisine verecegi "is göremez" raporuyla hükümetin basindan alinacakti.
Iddia çok ciddiydi.
Öte yanda DSP'den ayrilanlar, Yeni Türkiye Partisi'ni kurarak Kemal Dervis'in
partilerine katilmasini beklemeye basladilar. Dervis, ekonomik programin geleceginden
ve piyasalardan gelecek tepkilerden çekinerek bir süre daha göreve devam etmeye
karar vermisti. Ancak partilesme sürecinde Cem ve Özkan'la yaptigi görüsmeler
hükümetin tepkisini çekmisti. En siddetli itiraz da MHP'den gelmisti. Devlet
Bahçeli, Dervis'in tutumunu "ahlaki bulmadigini" belirtti. Bunun üzerine
Dervis, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifasi Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer'den
geri döndü.
Dervis'in bakanlik görevine devam ettigi gerekçesiyle Yeni Türkiye'ye katilmamasi
ve ABD'ye gitmesi, bir dizi spekülasyonu da beraberinde getirdi. Artik bu partiye
katilmayacagi ve CHP'de siyaset yapacagi konusulur olmustu. Kemal Dervis ABD'de
IMF ve Dünya Bankasi'nin önde gelen yöneticileriyle görüstü. Dervis, ABD'den
döndükten bir süre sonra görevinden istifa etti ama bu sefer de "merkez
sagda ittifak" çalismalarina basladi. Merkez sagin diger partileriyle ve
özellikle Demokrat Türkiye Partisi'nin Genel Baskani Mehmet Ali Bayar'la bir
dizi görüsme yapti. Mehmet Ali Bayar'i çok takdir ettigini sik sik vurgulayan
Dervis, daha sonraki DTP-YTP ittifak görüsmelerini "sag ittifak" diye
elestirecekti.
Dervis'in bu çalismalarini, bir takim güçlerin siyasete el koyarak Ecevit'i
ve MHP'yi hükümet disina çikarmak olarak algilayan Devlet Bahçeli, 3 Kasim'da
erken genel seçime gidilmesini istediklerini açiklayarak bu yolu tikadi. Meclis
hemen toplanmali ve bir erken seçim karari almaliydi. Bunu firsat olarak gören
AB yandaslari ve medya, Meclis'in seçim karari ile birlikte, AB uyum yasalarini
da çikartmasi için Gümrük Birligi Anlasmasi'nin imzalanmasi öncesinde oldugu
gibi, milletvekillerine karsi çok yogun bir psikolojik savas baslattilar. Olaganüstü
toplanma çagrisiyla toplanan Meclis'te erken seçim karari alinirken, uyum yasalari
da kabul edildi. Bu sefer is umulandan da kolay olmustu. Artik Kemal Dervisli
bir hükümet için çalisilmaliydi.
Bu arada Ismail Cem, Kemal Dervis'in "ittifak çalismalari" bahanesiyle
YTP'ne katilmayi geciktirmesine tepki olarak, "Ittifak hiç umurumda degil..."
deyiverdi. Bu sekilde Dervis'in YTP'ne katilmasini çabuklastirmayi amaçliyor
olabilirdi ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal firsati iyi kullandi.
Cem'in ittifaka tavir aldigini görünce, YTP'ne taktiksel bir ittifak çagrisi
yapti. Böylece hem kamuoyu, hem Dervis tarafindan "ittifak isteyen lider"
rolü kazandi. Aslinda Baykal'in yaptigi çagri ittifak degil, bir "iltihak"
çagrisiydi ama Dervis ve kamuoyuna sirin görünmek için bu kadari da yeterliydi.
Artik Dervis ile YTP'nin yollari ayrilmisti. Ismail Cem, Dervis'i, "Sözünde
durmayanlarin Türkiye'ye verecekleri bir söz, söyleyecekleri bir sey yoktur"
diyerek elestirdi. Hüsamettin Özkan da, "Yola birlikte çikmistik. Sözünde
durmadi. Bizde söz önemlidir. Büyük bir hata, insallah önümüzdeki günlerde baska
hatalar yapmaz" dedi.
Dervis ittifak arayislarini sürdürürken, Türk-Is ve DISK gibi büyük isçi örgütleriyle
beraber hareket ediyor izlenimi vermeyi de ihmal etmedi. Fakat Türk-Is Baskanlar
Kurulu, Kemal Dervis'e yakinligi nedeniyle Bayram Meral'i sert bir sekilde elestirdi.
Sendikacilar, Dervis'in YTP'ne katilmama kararini Türk-Is Genel Merkezinde açiklamasindan
duyduklari rahatsizligi da kamuoyu ilettiler. DISK Genel Baskani Süleyman Çelebi
ise, Kemal Dervis'e gereginden fazla angaje olan tavrini sürdürdü. Hatta Ismail
Cem'i, "Tavirlari sola çözüm üretmez" diye de elestirdi. Sürekli Kemal
Dervis'le birlikte hareket eden TÜSIAD, TOBB, IKV, TESEV gibi vakif ve meslek
örgütleri ise, hükümetin Is Güvenligi Yasasi ve Mali Milat uygulamasini ertelememe
gibi misillemeleri karsisinda bir müddet suskun kaldilar.
Ittifak çalismalarini sürdüren ve Bülent Ecevit'le de görüsen Kemal Dervis görüsmelerden
olumlu bir sonuç alamamisti. Basbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliginin
zor bir is oldugunu belirterek, "Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir.
Bu nedenle seçimlerde TBMM disinda da kalmaya hazirim" dedi. Kemal Dervis'i
de, "Kendisine çok sasirdim. DSP'yi böldü, simdi ittifaktan bahsediyor"
seklinde elestirdi. Temaslarindan bir sonuç alamayacagini anlayan Kemal Dervis,
daha fazla beklemenin aleyhine isledigini görerek CHP'ye yöneldi. Deniz Baykal'la
toplam 10 saat süren iki görüsme yaptiktan sonra bu partiye geçecegini açikladi
ve CHP rozetini takti. Bu arada DSP içinde 9'lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden
6'si istifa etti. Istifa eden milletvekilleri CHP'den çagri beklediklerini açikladilar.
TÜSIAD Baskani Tuncay Özilhan'da, "4 Kasim'da Dervis'i iktidarda görmek
istiyoruz" diyerek, TÜSIAD'in siyaseti belirleyen tavrini yeniden takindi.
Ama Ankara'da siyaset sulari bir türlü durulmuyordu. Isadamligindan siyasete
adim atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla,
seçime girme hakki olan Hasan Celal Güzel'in kurdugu Yeniden Dogus Partisi'ni
ele geçirdi. YDP'nin adi Genç Parti olarak degistirildi.
Baraji geçemeyecegi anlayan Mehmet Ali Bayar da, "Dogru Yol ile ayni kökten
geliyoruz. Merkezin insasi faydali olur" diyerek DYP-DTP ittifaki için
kollari sivadi. Bu arada 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel, YTP'ni yönlendirdigi
iddialarinin gerçegi yansitmadigini söyleyerek, güncel siyasetle bir ilgisinin
olmadiginin altini çiziyordu.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalismalari sürerken, baskent kulislerinde
seçim istemeyenlerin, Çiller'e basbakanlik vererek seçim tarihini erteleme girisimleri
de konusulmaya baslandi.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP'nin de
tipki DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi baraji geçememe tehlikesi vardi. Zira Kemal
Dervis, kendi oy tabani için de güçlü bir çekim alaniydi.
Fakat Cumhurbaskani'ndan tam da MGK sonrasinda "ertelemeye" karsi
oldugu açiklamasi gelmisti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardi ve seçimi
istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizligi artiracakti. Bunun üzerine Çiller,
ANAP ve YTP'nin kendisine "seçimin ertelenmesi için basbakanlik" teklifiyle
geldigini, ama kendisinin kabul etmedigini açikladi. Yilmaz da bu açiklamaya
karsilik, "Öneriyi yapan kendisi" derken; Hüsamettin Özkan da, "Ne
olsa benden biliniyor!" seklinde sitem etti.
Sonbahara girerken siyasi kayganlik hala devam ediyor. Kamuoyu yoklamalari ise
kafa karistiriyor. Bazilari CHP'yi AKP'den sonra ikinci parti, bazilari da MHP'den
sonra üçüncü parti olarak gösteriyor. DYP yöneticilerinin, AKP'yi eski ortaklari
Necmettin Erbakan'dan "daha tehlikeli" ilan etmesi AKP'yi frenleyemiyor.
AKP bu seçimlerde ANAP ve DYP'nin de oylarini alacak gibi gözüküyor.
MHP ve DSP tarafinda ise taslarin yerine oturmasi bekleniyor. Iki partinin de
elinde hala önemli kozlar bulunmakta. Nitekim Bülent Ecevit, "Bütün ulusal
solculari DSP çatisinda birlesmeye" çagirdi. Ecevit bu söylemle, CHP'ye
gidecek oylarin önünü kesmeye çalisacak. Buna benzer bir çagriyi da Devlet Bahçeli'nin
yapmasi bekleniyor. Iki liderin seçimleri bir "referandum" havasina
sokacaklari simdiden belli oluyor.
Bu arada küskünler 11 Eylül'ü, pismanlar ise 1 Ekim'de TBMM'nin açilmasini bekliyorlar.
3 Kasim'a kadar köprülerin altindan daha çok sularin akacagi anlasiliyor.
Milletvekili dagilimi
DIE'nin
açikladigi nüfus sayimi rakamlarina göre 40 ilde kesin 41 ilde geçici genel
nüfus sayimi sonuçlarini esas alarak, Türkiye genelinde illere göre milletvekili
dagilimi hesaplandi. Arastirmalar göre, 21 ilde milletvekili sayilari degisiyor.
Istanbul, Ankara, Antalya gibi nüfus alan illerde milletvekili sayisi artarken,
göç veren illerin milletvekili sayilari ise düsüyor.
Istanbul'da artis var
YSK Baskani Tufan Algan'dan alinan formülle, son nüfus sayimina göre illerin
çikaracagi milletvekilleri belirlendi. YSK kesin sonuçlara ulasinca daha önce
80 ile göre yapilan dagilimi, son seçimden sonra depremin ardindan Düzce'nin
de il olmasiyla 81 ilde yeniden dagitacak. Yeni dagilima göre Istanbul'un milletvekili
sayisi 68'den 70'e, Ankara'ninki ise 28'den 29'a yükseliyor. Izmir'in 24 olan
milletvekili sayisi ise ayni kaliyor. Diyarbakir'in , 11 olan milletvekili sayisi
ise 10'a düsüyor.
Milletvekili sayisi azalacak iller
Ilk kez milletvekili çikaracak olan Düzce üç sandalye ile Meclis'te temsil edilecek.
'Hayali Nüfus' ve/veya nüfus kaydirmasi nedeniyle, ilk seçimlerde Kahramanmaras,
Adiyaman, Amasya, Balikesir, Diyarbakir, Erzurum, Hatay, Kocaeli, Samsun, Zonguldak
ve Bolu mevcut milletvekili sayilarindan birer milletvekili daha az çikaracak.
Milletvekilligi sayisi artarak ve azalarak, degisen 21 il söyle:
"Adiyaman, Agri, Amasya, Ankara, Antalya, Balikesir, Bolu, Diyarbakir,
Erzurum, Gaziantep, Hatay, Isparta, Içel, Istanbul, Kocaeli, Kütahya, Kahramanmaras,
Samsun, Tokat, Trabzon, Zonguldak.
Hesaplama Formülü
550 olan toplam milletvekili sayisindan her kente otomatik olarak, bir milletvekilligi
veriliyor.
550'den, il sayisi olan ve dagilimi yapilan 81 çikarilarak, 469 rakami elde
ediliyor.
469 sayisi esas aliniyor. Genel nüfus sayisi (67 milyon 844 bin 903) 469'a bölünüyor
ve (144.658.7) rakamina ulasiliyor. Böylece, kaç nüfusa bir milletvekili düsecegi
bulunuyor.
Bu rakam (144.658.7) her ilin nüfusuna bölünerek, milletvekili sayisi hesaplaniyor.
Ardindan küsüratta kalan ve 'artik nüfus' tabir edilen nüfuslar da en yüksekten
en alta siralanarak, kalan milletvekili sayisinin da illere göre dagilimi yapiliyor.
Tablodan Örnek
Adana'nin 1 milyon 854 bin 270 olan nüfusu, 144.658.7'ye bölünüyor ve 12 sayisi
elde ediliyor. Kalan 81 bin küsür nüfus ise "artik nüfus" kabul edilerek,
tekrar siramaya tabi tutuluyor.
Artik nüfustan da milletvekili çikarilirsa bu rakam, otomatik verilen 1 milletvekilligi
ve nüfus hesabi ile elde edilen 12 milletvekilligi ile toplanarak, Adana'nin
milletvekilligi sayisi 14 olarak saptaniyor.
YEDINCI SAYFA
Deprem kapida
Geçtigimiz
ay, "17 Agustos Depremi"nin yildönümü nedeniyle Prof. Dr. Ahmet Ercan'a
Istanbul'daki olasi bir depremin Besiktas'i nasil etkileyecegini sorduk. Ahmet
Ercan, Besiktas'ta Tsunami olma ihtimalinin altini çizdi. Ercan, Gazete Besiktas'a
bu konuyla ilgili bilimsel açiklamalarda bulundu:
"Tsunami, kütlesel olarak yürüyen uzun deniz dalgasidir. Sözgelimi Marmara
içindeki çukurlarin derinlikleri 1000-1200 metre dolayindadir. Burada olabilecek
bir depremin yaratacagi tsunami dalgasinin dalga boyu 180 ile 350 km, yaklasik
hizi ise saniyede 100 metre olacaktir. Diger bir deyimle 15 ile 25 km. uzakta
olacak bir depremin tsunami dalgasi kiyiya 150 saniye (2,5 dakika) ile 250 saniye
(4.2 dakika) sonra Besiktas'a vuracaktir.
Tsunaminin önemi büyüktür ve bu nedenle dalga boyu dalga yüksekligine göre oldukça
büyüktür. Bundan dolayi açik denizde tsunami dalgasi üzerinde yüzen bir gemi
ya da balikçi sandali bunun bir deniz deprem dalgasi oldugun ayirt edemez ve
deniz aracina da bir dokunca vermez. Ancak dalga genligi kiyiya yaklastikça
büyüdügünden yikimi sig derinliklerde duran gemilerde ya da kiyi kusaginda vurunca
yapar.
Ayrica vurdugu koyun boyu, biçimi ve genisligi vurus etkisini azaltir ya da
arttirir. Denize dogru bir V ya da U biçimi olusturan koylarda, tsunami dalgalari
koyun içlerine yaklasinca dalga yüksekligi artar ve sanki yönlenmis ok gibi
kiyiya vurur. Bogaz ve Marmara girisi, Ataköy koyu, Büyükçekmece koylari bu
olumsuz özellikleri edinmistir.
Olusum öncesinde ilkin kiyida çok büyük bir su kütlesi denize dogru çekilir.
Sig deniz birden karaya dönüsür. Bundan birkaç dakika ile yarim saat sonra koca
bir dalga kiyiya vurur. Kimi durumlarda, önce vuran dalga en büyük olmayabilir.
Bunun arkasindan birkaç dakika ya da bir süre sonra daha yüksek birkaç dalga
daha kiyiya vurabilir.
Tsunami dalgasinin yatay vurus gücü metrekare basina yaklasik birkaç tondur.
Bunun nedeni su yogunlugu havanin yogunlugundan bin kat büyük oldugundan, yapi
üzerindeki yatay yöndeki basinç firtinaya göre bin ile 5 bin kat daha güçlüdür.
Bu nedenle kiyiya tasan suyun yalnizca su sismesi degil, bir kütlenin çarpici
bir güçle yürüyüsüdür ve yikiciligi korkunç denecek büyüklüktedir. Kabaca güç,
akarsuyun basincinin, çarptigi yapinin kesidi ve dalganin ya da suyun hizinin
karesiyle orantilidir.
Tsunami dalgasinin hizi (yaklasik 10 metre/san.) deprem dalgasina göre (3000-4000
metre/san.) 30 ile 40 kat daha yavas oldugundan, insanlar önce depremi duyarlar,
arkasindan kiyilara tsunami vurur. O nedenle de deprem olduktan sonra Marmara
denizi kiyisindaki halkin karaya ya da tepelere dogru kaçmasi ve kiyida bagli
ya da demirli gemilerin denize açilmasi ögütlenmelidir.
Öte yandan Prof. Dr. Ahmet Ercan, Istanbul'un depremle ilgili semt semt risk
haritasini açikladi. Iste Ercan'in açiklamalari...
Sarsintiya en çok duyarli yerler:
Kartal Rahmanlar, Mahmut Sevketpasa, Rumeli Kavagi, Garipçe, Rumeli Feneri,
Demirciköy, Uskumruköy, Gümüsdere, Kisirkaya, Çiftealan, Kumköy dolaylari. Çok
az katli yapilasma önerilir.
Sarsintiya çok duyarli yerler:
Zekeriyaköy, Göktürk, Kemerburgaz, Odayeri, Agaçli, Yukari Agaçli gibi Belgrad
ormani bölgeleri, Zeytinburnu, Bayrampasa, Ataköy ile Bahçelievler'in Bakirköy'ün,
Büyükçekmece ve Mimar Sinan kiyi kusaginin bir kismi. Buralarda az katli yapilasmaya
gidilmesi önerilir.
Sarsintiya orta duyarli yerler:
Anadolu yakasinda Saripinar, Koçullu, Göllü, Öyümce, Bezhane ile Beykoz-Pasabahçe,
Kanlica, Kadiköy, Üsküdar, Emirgan kiyi kusagi, Sirkeci, Eminönü kiyi kusaginin
bir bölümü, Topkapi, Edirnekapi, Aksaray, Fatih ve Yenikapi'nin bir kesimi,
Zeytinburnu kuzeyi, Esenler, Güngören, Avcilar, Küçükçekmece, Kanarya, Nakkasdere
içi, Kavakli, Yakuplu, Gürpinar, esenyurt, Kiraç, Muratli, Karaagaç, Çatalca
Ovasi ile Büyükçekmece'nin dere içleri ve kismen kiyi kusagidir.
Sarsintiya duyarli
yerler:
Bu gibi yerler sarsinti dalgasi geldiginde hizli sallanir. Anadolu yakasinda;
Kiliçli, Ishakli, Cumhuriyet, M.Sevket Pasa, Ayvalik, Pasamandira, Ahibahadir,
Çayagzi (Riva), Yukari Dudullu, vaniköy, Beylerbeyi kiyilari, Kadiköy, Moda,
Kalamis, Büyükada'nin çarsi içi ve kuzeyburnu dolayi, Trakya yakasinda ise Sariyer
sirti, Bahçeköy, Çayirbasi, Hadimköy, Rami, Eyüp ve sirtlari, Gaziosmanpasa,
Sultançifligi, Besyüzler, Tasoluk, Arnavutköy, Avcilar'in bir kismi, Halkali,
Bagcilar, Bahçelievler, Güngören, Bakirköy'ün bir kismi, Cankurtaran, Yenikapi,
Aksaray, Fatih'in bir kesimi, Çapa, Sehremini.
Sarsintiya az duyarli yerler:
Istanbul'un çok büyük alanini kaplar. Bunlar çok katli yapilasmaya uygun yerlerdir.
Anadolu yakasinda; Poyraz, Kanarya, Polonez, Resadiye, Alemdar, Pasaköy, Emirli,
Ballica, Kurnaköy, Kurtköy, Seyhli, Kayalar, Kartal kuzeyi, Kisikli, Maltepe,
Sarigazi, Ümraniye, Üsküdar, Baglarbasi, Çamlica, erenköy, Kozyagi, Bostanci,
Suadiye, Göztepe, Kiziltoprak, içerenköy, Alemdag, Pendik kuzeyi, Trakya yakasinda
ise Tarabya üstü, Haciosman, Yeniköy, Emirgan, Istinye, Bebek, Ortaköy sirtlari,
Cihangir, Beyoglu, Taksim, Galata, Sishane, Haliç kuzey sirtlari, Kagithane
ve Alibeyköy sirtlari, Habipler, Bogazköy, Bolluca, Imrahor, Gaziosmanpasa yamaçlari,
Kayabasi, Altinsehir, Bahçesehir'in bir kismi, Ispartakule, Samlar, Sazlibosna
gibi yerler.
Çok az duyarli yerler:
Bu gibi yerlerde deprem az duyulur. Gökdelen gibi çok katli yapilasmaya uygun
kesimlerdir. Anadolu yakasinda Samandira, Yenidogan, Çavusbasi, Elmali, Dereseki,
Akbaba'nin sirtlari, Anadolu Feneri, Beykoz sirtlari, Aydinli ve Orhanli sirtlari,
Balçik Köyü, Trakya yakasinda ise Maslak, Ayazaga sirtlari, Sisli sirtlari,
Zincirlikuyu, Gayrettepe, Mecidiyeköy sirtlari, Balmumcu, Osmanbey, Nisantasi,
Tesvikiye, Maçka, visnezade, Taksim'in bir kesimi, Dolapdere sirtlari, Harbiye,
Pangalti, Gülbag, Okmeydani sirtlari, Besyüzevler sirtlari, Kisirmadira, Florya,
GS kurgulari, Beyti, Istanbul adalari (Sedef, Büyük, Heybeli, Burgaz, Kinali,
Sivri ve Yassi adalari).
Polisten kaçis yok
Besiktas Ilçe Emniyet Müdürlügü tarafindan, özellikle sahil bölgesinde güvenligi saglamak ve polisin vatandasla iliskilerini gelistirmek amaciyla bisikletli polis timi kuruldu. 8 kisiden olusan tim, Dolmabahçe, Bebek, Ortaköy çarsi içi, Besiktas Köyiçi'nde Ekim ayina kadar görev yapacak. Baskomiser Bülent Balta'nin yaptigi açiklamaya göre, timin kurulma amaci, mala karsi islenen suçlara karsi önlem alinmasi, caydirici bir görüntü ve güç olusturmasi ve vatandasin gözünde polisin çehresinin degistirilmesi. Polisin halkla iliskilerinin daha kuvvetli bir hale gelecegini belirten Bülent Balta, "Hedefimiz yankesicilik, kap,kaç gibi suçlarin önlenmesi. Bu yöntem Avrupa'da da uygulanmis bir yöntemdir. Trafik yogunlugu ve cadde yetersizliginin bulundugu, büyük metropollerde polis araçlarinin giremeyecegi yerlerde bisikletli polis timlerinin çok etkiligi oldugu da kanitlanmistir" seklinde konustu. Polislerin rahat hareket etmelerini saglayacak özel bir kiyafet giyen bisikletli polis timlerinin bu kiyafetleri profesyonel bisikletçilerin kiyafetleri örnek alinarak hazirlandi.
Haliç'e Eylül'de daliyor
Haliçe dalmayi bir süre erteleyen Gürtuna'nin Eylülde dalis yapacagi belirtildi. Haliç'in yüzülecek kadar temiz olacagi sözü veren Istanbul Büyüksehir Belediye Baskani Ali Müfit Gürtuna, ISKI Genel Müdürü Veysel Eroglu ile dalis egitimi almaya basladi. Gürtuna, "Haliç'te dalarak yillarin getirdigi özleme giderecegiz, hem de tarihe bir not düsmüs olacagiz" dedi. Ataköy Marina havuzunda egitim alan Gürtuna, dalmaktan zevk aldigini belirterek, "Bundan sonra dalmaya devam edecegim. Haliç'te dalma için de ayri bir merkez olusturacagiz" seklinde konustu.
Seffaf feribotlar geliyor
Istanbul
Deniz Otobüsleri gelecek yil hizmete sokulacak dört adet seffaf feribotla hem
durak siyisini artiracak hem de daha çok yolcu tasiyacak.
IDO yakit tasarrufu nedeniyle bu feribotlardaki yolculugu da digerlerine oranla
yüzde 30 daha ucuza gerçeklestirecek. Sirket önümüzdeki yil Yenikapi'nin yanisira
Anadolu Yakasi'ndaki Pendik Iskelesi'nden de, Yalova ve Bandirma'ya araç ve
yolcu tasimaya baslayacak.
Kursunsuz benzin kullanin
Istanbullu'lar, havadaki kursun miktarina karsi uyarilarak, kursunsuz benzin kullanmalari önerildi. 1997'den bu yana 'Kursunlu Benzine Hayir' Kampanyasini sürdüren IBB yetkilileri, durumun vahimliginden bahsederek, kursunlu benzinin, ana rahmindeki çocuklari dahi tehdit ettigini ve 0-6 yas grubundaki çocuklarda zeka geriligine yol açtigini belirtti. Yapilan açiklamalara göre, kursunsuz süper benzine geçilmesi halinde atmosfere atilan kursun miktari 165 binden 145 bine düsebiliyor.
Plaj özlemi bitiyor
"Istanbul Özlenen Plajlarina Kavusuyor" Projesi hayata geçirildi. ISKI ve IBB tarafindan hazirlanan projenin ilk somut örnegi Büyükçekmece Koyu'nda gerçeklestirildi.
Kentsel tasarim
Üsküdar'da "Evimiz Istanbul Kadar Güzel" Kentsel Tasarim Kampanyasi yapildi. Istanbul Büyüksehir Belediyesi Baskani Ali Müfit Gürtuna katilimcilar arasindaydi.
Küçük Ayasofya restore ediliyor
Marmara Depremi'nde gördügü hasardan dolayi üç yildir yikilma tehlikesiyle karsi karsiya olan Küçük Ayasofya Camii nihayet restore edilecek. Yaklasik 1450 yillik bir geçmise sahip olan Küçük Ayasofya Camii'nin depremde kolon ayaklari, sütunlari ve kubbesinde büyük çatlaklar meydana gelmisti.
Beyazit Meydani göz kamastiriyor
Istanbul'un en önemli bölgelerinden biri olan Beyazit Meydani, kimlik degistiriyor. Beyazit Meydani'na ses, isik ve su oyunlari havuzu kuruldu. Ikinci etapta ise mydanda karmasa yaratan çay bahçeleri ve büfeler kaldirilacak. Süs havuzundaki sular rengarenk, isiklar içinde müzigin ritmiyle dans edecek.
SEKIZINCI SAYFA
Istanbul'un yüz aki Klassis
Istanbul'da Silivri'deki, Klassis Resort Hotel ve Klassis Golf & Country Club, son zamanlarin en gözde mekanlarindan biri oldu. Açik ve kapali havuzlar, uçsuz bucaksiz yesil alan, birçok sporun birlikte yapilabildigi alanlar ve mimari saheseri konaklama tesisleri Klasis adini yurtdisina duyurdu.
KLASSIS
RESORT
HOTEL
Istanbul'dan uzaklasmadan dogal bir ortamda konfor arayanlar için ideal bir
dinlenme merkezi özelligini tasiyor. Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanli stillerinin
uyumlu bir sentezi olan Klassis Resort Hotel'de iç dekorasyon ince bir zevki
yansitiyor. Geleneksel misafirperverligi modern teknolojinin getirdigi her türlü
kolaylikla birlestiriliyor. Çogu deniz manzarali odalardan olusan Klassis Resort
Hotel'de, 201 standart, 20 Özel, 10 Royal Suit, 5 apart, 14 havuz villa, 49
bahçe oda ve 5 bahçe villadan olusan konforlu oda bulunuyor.
Klassis Resort Hotel'in spor merkezi Actium'da aerobik, jogging, tenis, bowling
ve daha birçok spor seçenekleri mevcut. Profesyonel egitmen ve antrenörler yeni
bir spor ögretmek için ya da tekniginizi gelistirmek için çalisiyor. Normal
havuzun yanisira özel isitilmis havuzda kisin yüzmenin keyfini de çikarabiliyorsunuz.
Zengin Mönü,
bol seçenek sizi
bekliyor, siz mekani seçin yeter
Klassis Resort Hotel'de gün, zengin açik büfe kahvaltiyla basliyor. Açik havada,
Festus Restaurant'in terasinda veya ferah salonlarinda keyifli öglen yemekleri;
bati ve dogu mutfaklarinin en leziz örneklerinin sunuldugu aksam yemekleri ile
devam ediyor. Özel geceler için Cedrus Restaurant, hafif ve lezzetli yemekler
için Actium tavsiye ediliyor.
Saglik ve güzellik merkezinde kisiye
özel program var
Saglik ve güzellikle ilgili tüm sorunlariniza çözüm getiren Lavnium & Clarins
Instute, dünya çapindaki tüm yenilikleri Klassis Resort Hotel'in lüks ortami
içinde sunuyor. Enstitü paket programlari, çekici alternatifler sunuyor. Bir
hafta veya daha uzun süren zayiflama programlari sizi ideal kilonuza indiriyor.
Stres giderme ve zindelesme programlari stresin zararli etkilerini azaltiyor,
canlilik kazandiriyor. Güzellik ve cilt bakim programlari dünyaca ünlü kozmetik
markasi Clarins ürünleri ile çok özel bir bakim sagliyor.
KLASSIS
GOLF &
COUNTRY CLUB
Silivri'nin mese ormanlariyla kapli Istranca Daglari eteklerinde kurulan Klassis
Golf & Country Club'te spora, eglence ve dinlenceye doyacaksiniz. Tasarimini
dünyanin en iyi golf oyuncularindan Tony Jacklin'in yaptigi kulüpte 18 delikli
72 parlik 5850 metre uzunlugunda, avrupa standartlarinda golf sahasi bulunuyor.
1995 yilindan beri organize etmekte oldugu gerek ulusal, gerekse uluslar arasi
golf turnuvalari ile ülkemizde çok yeni olan bu sporun tanitiminda ve gelismesinde
önemli katkilar sagliyor.
Spor imkanlariyla
donatilmis
mükemmel bir
ortam sizi bekliyor
Yüzme, tenis, voleybol, basketbol, mini futbol, binicilik, özel jogging yaninda
masa tenisi ve bilardo da sizleri bekliyor. 1000 kisi seyirci kapasiteli açik
maneji, 450 kisi seyirci kapasiteli kapali maneji ile Klassis Golf&Country
Club'ün binicilik merkezi, ulusal ve uluslar arasi turnuvalara ev sahipligi
yapiyor. Profesyonel hocalar esliginde verilen dersler ve at üstünde jimnastik
anlamina gelen "Voltige" ile at ve binici arasindaki dostluk pekistiriliyor.
Restaurantlar, barlar, eglence merkezi,
toplanti salonlari 24 saat hizmetinizde...
300 kisi kapasiteli ana restaurantinda uluslar arasi mutfaklarindan örneklerin
bulundugu seçkin mönüler sunuluyor. Member's Lounge, kislari sömine karsisinda,
yazlari golf sahasini seyrederek üyelerin keyfini çikardiklari bir mekan. Eglence
merkezinde bilardonun yani sira tilt, air hockey, langirt ve internet ile keyifli
zaman geçirilebilir.
Klassis & Thalgo
Saglik Çiftligi'ndeki dogal ortamda
gençlik kürü...
Fransiz "Thalgo Cosmetic" firmasinin danismanliginda olusturulan saglik
çiftliginde deniz yosunlari ile pek çok vücut ve cilt bakimi yapiliyor. Bünyesinde
masaj odalari, sauna, cilt bakim odalari, kapali jimnastik havuzu, jet dus,
küvet bakimlarinin yapildigi mekanlar, dinlenme odasi gibi birçok üniteyi bünyesinde
bulunduran Klassis Golf & Thalgo Saglik Çiftligi, zayiflama, rahatlama ve
güzellik programlari sunuyor.
Golf Hotel'de
orman manzarasi
görülmeye deger
Tüm gün doga içinde spor yaptiktan sonra Klassis Golf & Country Club bünyesinde
bulunan Golf Hotel'de konaklamak mümkün. Her biri orman manzarali olan 110 oda
ve 6 suitte; minibar, televizyon, telefon, saç kurutma makinesine kadar her
sey düsünülmüs.
Poseidon Bebek'te
Bebek'te
eski Rum balikçi lokantalari gelenegini sürdüren Yeni Günes, yenilenerek Poseidon
Restauranti'na dönüstü. Ancak degisen sadece ismi degil, tarziydi da ayni zamanda.
Poseidon, modern dekorasyonu, müsteri memnuniyetini her seyin üstünde tutan
anlayisiyla Yeni Günes'i unutturmayi basarmis gözüküyor.
Yunan mitolojisinde denizlerin, adalarin ve sahillerin tanrisi anlamina gelen
Poseidon'a gidenler, harika bir Bogaz manzarasiyla karsilasiyorlar. Bu manzara
karsisinda yedikleri yemeklerden zevk almamalari mümkün degil. Bir de Poseidon'a
özgü yemekler var ki yemeden gitmek olmaz. Tuzda balik, levrek bugulama, levrek
marine, Poseidon köftesi ve pilavli karides en çok tavsiye edilen yemeklerden...
Ayrica klasik meze çesitleri yaninda bütün deniz mahsullerini tadabilirsiniz.
Poseidon müdürü Binali Saritas, karsiliyor bizi. Müsterilere gösterdigi özen
dikkatimizi çekiyor. Tek tek masalari dolasip müsterileriyle sohbet ediyor.
Müsteri kelimesine karsi çikarak, "Buraya gelen herkes bizim misafirimiz.
Gerçek anlamda Türk misafirperverligi denen o degeri burada yasatmaya çalisiyoruz."
diyor. Saritas'in deyimiyle "burada bulasikçidan müdüre kadar" bütün
görevliler memnuniyeti saglamak için çalisiyorlar. Saritas, Poseidon'un hizmet
anlayisini su sözleriyle vurguluyor:
"En gerçek hizmet saglik, sevgi ve mutlulukla paylasilan hizmettir."
Poseidon Müdürü Binali Saritas, Bebek Oteli'nin altindaki Ambassadours lokantasinin
yöneticisiyken, lokanta kapaninca Amerika'ya gidiyor. Amerika'da lokanta açan
Saritas, üç yil o lokantayi islettikten sonra gelen teklif üzerine Bebek'e geri
dönüyor ve Poseidon'u isletmeye basliyor.
Saritas'tan tarihi Rum balikçi lokantasi Yeni Günes'in dogusunu soruyoruz. Saritas
Yeni Günes'in 60 yillik öyküsünü basliyor anlatmaya.
"1940 yilinda hizmete açilan balikçi lokantasi, 1966 yilina kadar Kara
Niko'nun isletmeciligindeydi. Yaz aylarinda masalar binanin önünden denizin
üzerine uzanan ahsap iskeleye dizilirdi. Iskelenin ahsap dösemesinin araliklarindan
deniz görünürdü. Kitir kabak ve patlican kizartmasi, arnavut cigeri ile zeytinyagli
pilakisi çok meshurdu. 1966 yilinda binanin mülkiyeti Ali Karakus'a geçti. Kara
Niko ile ortaklik kurarak lokantanin ismini Yeni Günes'e dönüstürdü. 2 yil sonra
Kara Niko ölünce Ali Karakus 2001 yilina kadar balikçi lokantasi gibi isletti.
2002 yilinda yenilenip gördügünüz gibi sik bir balik restaurantina dönüstü."
Saritas, lokanta yenilenince ilginin iki kat arttigini ve müsterilerin bu yenilikten
çok memnun kaldigini belirtiyor. Poseidon'un kalitesi, hizmet anlayisi disinda
bir de fiyatlari merak ediyoruz. Acaba dört kisilik bir aile burada yemek yerse
ne kadar hesap öder? sorusunu yöneltiyoruz. Saritas, "tatli ve meyve dahil
dört kisilik bir ailenin yemek masrafi 150-180 milyon arasinda degisir."
cevabini veriyor.
Su güzelim yaz günlerinde sik masalar, nezih bir ortamda, üstelik Bogaz ayaklarinizin
altindayken oturup yemegin tadini çikarmak isteyenlere duyurulur...
Tüketici Kösesi
Buzdolabi
degistirildi
Funda Örer, Siemens'ten almis oldugu buzdolabini degistirmek için Tükoder'e
müraacat etti. Tükoder'den alinan bilgiye göre, tüketici derin dondurucu diye
satin aldigi buzdolabinin aslinda öyle olmadigini ögrenince parasinin iadesini
istedi. Funda Örer, sikayetinde firmanin kendisini bir ay boyunca oyaladigini
iddia etti. Bir ay sonunda Tükoder'e basvuran tüketici, Tükoder'in çabalari
sonucu buzdolabini iade ederek, 680 milyon lirasini geri aldi.
Para geri alindi
Oruç Çakmakli adli tüketici, Trans Data sirketinden almis oldugu scanerden verim
alamadigi sikayetiyle Tükoder'e basvurdu. Tükoder yetkililerinden alinan bilgiye
göre, tüketiciye, iki gün içinde 220 milyon TL. para iadesi yapildi.
Yeni ürün verildi
Raif Ali Dinçkök, Nokia'dan aldigi üç tane cep telefonundan biri sorunlu çiktigi
gerekçesiyle Tükoder'e sikayette bulundu. Tüketicinin yaptigi sikayete göre,
Nokia 7650 model telefonlardan birinde program yüklü degildi. Tükoder'in çabalari
sonucu, bir hafta içinde ürün yenisiyle degistirildi.
Sözlesme feshedildi
Hatice Boyacigil, Yenibozkurt Kapidan Pazarlama Sirketi tarafindan dolandirildigi
iddiasiyla Tükoder'e sikayette bulundu. Tükoder'den verilen bilgiye göre, kapidan
pazarlamacilar, 115 milyon lira degerinde bir ütü satarak, tüketiciye sözlesme
vermedi. Tükoder sirkete ihtarname çektigini, sözlesmeyi feshederek Sanayi ve
Ticaret Il Müdürlügü'ne basvurdugunu bildirdi.
DOKUZUNCU SAYFA
Otomobil uçar gider
Cadillac'tan
son model otomobillere Ferrari'den yaris arabalarina kadar bir çok araci elinizde
tutmaniz mümkün. Kursuni siyahtan can alici kirmizi renkle bezenen otomobilleri
beklemeden gidip seçebilirsiniz.
Bu yer neresi mi? Otomobil tutkunlarinin ugrak yerlerinden biri, Kalyon Model
Maket Evi...
Otomobillerle donanmis vitrini, her yastan insani kendine çekiyor. Degisik çesit
ve boyutlardaki vitrine dizilen arabalar, ilgilenenlerin eglencesi haline geliyor.
Otomobillerin gerçek büyüklügü küçültülerek yapilmis metal araçlar, gelenleri
için yil ve boyutlara göre maket evinde sirali. Maket Evi'nin sahibi Hakan Çakin,
babadan devraldigi isi hakkinda ilk olarak bunun meslekten ziyade bir tutku
oldugunu vurguluyor. Bir otomobilin gerçek büyüklügünün 28'de biri, 24'de biri,
43'de biri kadar küçültülen metal oyuncaklar, detaylari atlanmadan küçük birer
kopya gibiler... Hakan Çakin, otomobil tutkunlarinin vitrinlerini süsleyecek
bu oyuncaklarin gösterisi ve detaylarinin inceliginin cezbettigini belirtiyor.
Yelkenli maket ugrasisi nedeniyle Baba Çakin'in basladigi is, Besiktas-Akaretler'de
açilan dükkanla yaklasik 20 seneye dayanan bir deneyime imza atiyor. El emegi
yelkenlilere otomobil oyuncaklar ekleniyor, zamanla koleksiyoncular için degismez
yerlerden biri olup çikiveriyor. Meraklilar için arayis, dört yilik geçmise
sahip olan Valide Çesme Yokusu'nda Kalyon Model Maket Evi'nde devam ediyor.
Hakan Çakin oyuncakseverler için 25-60 yas grubunun büyük ilgisinden söz ediyor.
Son günlerde en çok ilgi görenler oyuncaklar içinse, klasik Amerikan modellerinin
satildigini, gençlerin daha çok yeni spor otomobilleri tercih ettiklerini söylüyor.
Oyuncaklarin fiyatlari söyle, 1/18 küçültülmüs otomobil oyuncak 40-125 Milyon
arasinda, 1/24 küçültülmüs oyuncak 20 Milyon,
1/43 küçültülmüs oyuncak ise 25 ile 45 Milyon lira arasinda degisiyor.
Eger sizde bir arabam olsun diyorsaniz, ele avuca sigan modeller için Kalyon
Model Maket Evi'ne ugramanizi öneririz.
Modasi geçmiyor
Sürüs
keyiflerinden biri, günümüze kadar uzanan ve vazgeçilmez bir keyif haline gelen
motosikletler... Hiz tutkusunun dogmasina büyük rolü olan iki tekerlekli modeller...
Siyahlarin göz kamastirici etkisi bir yana artik yeni halleriyle motosikletler,
tercihlerde ön sirada yer aliyor.
Yolun hakimiyetini tek basina yasamayi sevenlere ve seyri kavistik hareketlerle
yapabilmeyle tanimlaniyor kimi motosiklet tutkunlarinca. Yolun seyrinde simdi
kullananlarin üzerine bir forma gibi yapisan motosiklet'in getirdigi vazgeçilmezlik
var. Hiz var...
Harley Davidson yazisi tasiyan her motosiklet, yolda kavistik hareketlere fazla
izin vermez. Tüm ihtisamiyla seyredersiniz çevrenizi... Oysa gün geçtikçe deyim
yerindeyse gaza basmak motosiklet ismiyle bütünlesti.
Agir motor Harley Davidson'un ününden sonra motosiklet keyfine yeni modeller
eklendi. Böylelikle motosiklet tutkusu, hiz düskünlügüyle özdesleserek hizla
yayilmaya basladi.
Yolda bir o bir siz...
Üniversite yüksek lisans ögrencisi Serkan Kirli (25), motosiklet tutkunlarindan
biri. Kirli, motosiklet kullanmanin en ilgi çekici yanini, estetik ve kullanicisiyla
bütünlesiyor, diyerek anlatiyor. Çok çesitli dizayn edilmis modellere artik
rastlandigini da söyleyen Kirli, fazla abartili olmayan motosikletlere merakli.
Bu motosikletlere örnek olarak Scoter'lari veriyor. Bu modeller, küçük 100 cc,
125 cc (hacim), otomotik vitese sahip, degisik renkte. Kirli, hem ucuz hem estetik
diye degerlendiriyor ve Piyago'nun tercih ediyor.
Ister sehir içinde ister sehir disinda, yolunuz nereye düsecekse oraya... Tip
ögrencisi Baris Atakay (26) ise, motosiklet cazibesinin özgürlük kavrami ile
kisiyi bütünlestirdigi için büyük bir haz verdigini söylüyor. Atakay, hiz yapma
konusunda motosiklete bindiginiz zaman sinirlarinizi bilmelisiniz, diyor. BMW
marka motosiklet meraklisi Atakay, sinirlari zorlarken her zaman keyif almayabilirsiniz
diyerek sürücüleri bir bakima uyariyor.
Motosikletlerin markalari ve serileri, yolda bas basa kaldiginiz araçtan ne
istediginize göre önemlilik kazaniyor. Gün geçtikçe çesitler çogaliyor ve isteklere
göre motosikletler, sekilleniyor. Motosiklet fiyatlari ise, ortalama 5 ile 10
milyar arasinda degisiyor.
Eskiye ragbet var
Eskitilmis giysiler 2002 yilinda moda oluyor. Spor, özgün alternatifler sunan tasarimlarda siyah ve kahverenginin hakimiyeti göze çarpiyor. Jean, triko, kadife, dantel, saten, deri ve kürk kombinasyonlari ile olusturulan konsept özel yikama ve boyama efektleri, baski ve nakis teknikleri ile zenginlestirilirken, çanta, kemer, taki gibi aksesuarlarla tamamlaniyor.
Lee her zaman gözde
Lee Jeans, sonbahar-kis sezonunda yepyeni ve dinamik bir perspektif getiriyor. Sonbahar-kis 2002-2003 koleksiyonuyla Lee, yeni bir görünüsün ötesinde yeni bir vizyonda getiriyor.
Ten'den yeni sütyen
Iç giyim markasi Ten, büyük gögüslü kadinlar için özel bir sütyen üretti. Özel dikis teknigi ve kesimiyle Ten tarafindan üretilen sütyen gögsü toparliyor, daha dik gösteriyor ve neredeyse bir beden küçültüyor.
Yeni ürün
Kamera avcisi
ABD'de 200 dolara satilan bu cihaz, bulundugu ortamdaki gizli kameralari tespit ediyor. Özel lazer teknolojisi ile etrafini kontrol eden SpyFinder, gizli kamera belirlediginde, isiklar ile kullanicisini uyarabiliyor.
Grand
Theft Auto III
Türü: Action, PC/Playstation 2
PC
dünyasina damga vuran oyunlardan biri olan GTA üçlemesinin en heyecan verici
versiyonu olan GTA 3 yine oyunseverlerle bulusuyor. Oyuna geçmeden önce grafik
ve ses kalitesinin çok basarili oldugunu söylemeliyim. Ayrica oyun, gerçekçilik
açisindan da özene bezene yapilmis ve tabii bu da sizi iyice oyunun içine sürüklüyor.
Liberty City'de baslayan ve siradan bir üçüncü sinif vatandasi olan karizmatik
karakterimiz mafya tarafindan verilen görevlerle (73 görev, yan görevler, gizli
paketler, silahlar ve arabalar) ufak ufak aranan bir isim olmaya basliyor. Oyun
baslangiçta basit gibi gözükmesine karsin zamanla daha heyecanli ve zor bir
hal aliyor. Bununla beraber siz verilen görevle mesgulken polisler tarafindan
da hüsrana ugratilabilirsiniz. Eger gerçekten iyi bir sürücü iseniz bir süre
kadar polisten kolayca kaçabiliyorsunuz. Ama ordunun gelmesi ve size yollari
dar etmesi karsisinda yapacaginiz fazla bir sey olmadigini açikça belirtmeliyim.
Siz görevleri basariyla bitirdikçe cebiniz kabariyor ve bununla beraber oyunda
var olan diger 2 ada da maceraniza kaldiginiz yerden devam edebiliyorsunuz.
(Bir de gizli adaya deniz üzerinden inis yapilabiliniyor.) Silah dükkanindan
satin aldiginiz veya sokaktaki çeteleri pataklayip kolayca ele geçirdiginiz
silahlari kendinizi korumak için kullanin. elinizde. Yasadiginiz sehirde zamanla
daha fazlasini merak edecek, insanlara zarar vermeye baslayacak ve onlari öldürmeye
baslayacaksiniz. GTA 3 eglendirmeyi bilen, ses ve grafik kalitesi yüksek ve
bununla beraber kendisini uzun bir süre unutturmayacak bir oyun olarak raflarimizi
süsleyecek.
Degerlendirme: %95
Colin
McRae Rally 3
Türü: Yaris, PC/Playstation 2/NintendoGamecube/Xbox
Colin
McRae Rally 3'ün otomobil modelleri hem hareket olarak, hem de hasar olarak
çok gerçekçi hazirlanmis. En ufak bir kaza esnasinda aracinizdan kopup ayrilan
parçalari ve kaportada olusan ezikleri görebiliyorsunuz. Ayrica her bir otomobil
14000 poligondan olusuyor ve bu da görüntü kalitesini arttiriyor. Yarisirken
duvara sürtülen otomobilin aynasi kopup ayriliyor ve bu ayrinti da oyuna daha
gerçekçi bir hava katiyor. Bununla beraber cama vuran yagmur damlalarinin inanilmaz
gerçekçiligiyle hayret içinde kaldigimi belirtmeliyim
Degerlendirme: %98
ONUNCU SAYFA
Lüks Hayat'in külhanbeyi
O
Lüks Hayat'in vazgeçilmez bir sanatçisi.O Lüks Hayat denince ilk akla gelen
isimlerden biri. Evet ünlü tiyatro sanatçisi Zihni Göktay, magazin müdürümüz
Nilgün Özcan'in sorularini içtenlikle cevapladi. Büyük bir keyifle okuyacaginizi
umut ettigimiz bu güzel röportajin iste ayrintilari..
Klasik bir soruyla
röportajimiza
baslayalim. Siz
mektepli degilsiniz.
Alaylisiniz. Her
zamanda bunu
söylemekle iftihar
edersiniz. Tiyatroya nasil ve nerede
basladiniz?
Sanat hayatima 1961-62 yillarinda Eminönü Halk Evinde basladim. O yillarda Pertevniyal
Lisesi'nde lise birde idim. Milli Türk Talebe Birligi, Eminönü Halkevi, Türkiye
Milli Talebe Federasyonu, Gençlik Tiyatrosu ve Istanbul Üniversitesi Talebe
Birligi'nde devam eden bir ögrenci tiyatrosu ve amatör tiyatro çalismalarim
oldu. 1964 yilinda Ankara Meydan sahnesinde ilk kez profesyonel oldum. Yaklasik
on yil gibi bir zaman Ankara'da kaldim. 1970'li yillarin sonunda Istanbul'a
gelerek Sehir Tiyatrolari ailesine katildim. Ben konservatuar okumadim, halkevi
amatör talebe birligi tiyatrosunda yetistim. 1973 yilindan bu yana da yaklasik
29 yildir da Istanbul'dayim.
Istanbul
dogumlu musunuz?
Evet. Istanbul Fatih dogumluyum. 2 Aralik 1945 yilinda. Fatih'te dogdum. Dogma
büyüme Fatih'liyim bundan da gurur duyuyorum. Ankara'ya gittigim dönemlerde
bile yazlari Fatih'e geliyordum. Daha sonralari Kadiköy'lü oldum. 26 yildir
da Kadiköy Fener yolunda oturuyorum. Evliyim iki çocugum var.Ömer Göktay Konservatuar
mezunu, olup Sehir Tiyatrolari Orkestrasinda kadrolu çalismakta.Yani baba ogul
çalismaktayiz. Hem Pembe Konagin Gelinleri, hem de Saripinar 1914 'de çaliyor.
Bir de kizim var. Semiha Sakir Lisesi'nde okuyor. Bu yil Lise son sinifta okuyacak.
Kizim da Sinema Televizyon okumak istiyor. Esim Sevinç Göktay ise hiç bizimle
ilgisi yoktur.Yani sanat hayatimla ilgisi yok. Kendisi komsumun kizi idi.26
yillik mutlu bir evliligimiz var. Kendisi SSK'dan emekli oldu. Ama üçümüzle
ugrasmaktadir.
Su ana kadar kaç
oyunda rol aldiniz?
Toplam 78 oyunda rol aldim.Ilk oyunum Gogol'un "Müfettis"adli oyununda
yargici oynadim. Rus oyunuyla basladim ve en son oyunum "Saripinar 1914".
Ama sürpriz olarak sezon ortalarinda çikacak olan bir oyun var. Simdiye kadar
beni hep komedide seyreden seyircim çok agir bir Shakspeare oyununda basrolde
seyredecekler. Bu oyunun adi ise "Üçüncü Richard'. Ben kral Richard'i oynayacagim.
Tiyatro yasaminizda oynamak isteyipte oynayamadiginiz
bir oyun var mi?
Gönlümdeki oyunu çok sükür oynadim. Sevdigim bütün oyunlari oynadim Gözüm arkada
kalmayacak. Ama tek bir oyun daha var ki onu oynamayi çok istiyorum. "Cibali
Karakolu" Muammer Karaca'nin oynadigi Komser Cafer Sabah rolünü kismet
olursa ben oynayacagim. Onun için gözüm arkada degil.Allah saglik sihhat verirse
önümüzdeki 5-10 yilin programi belli.
Lüks Hayat ile ilgili söyleyecekleriniz?
Evet Lüks Hayati tam tamina 18 yildir oynuyorum. Benim oynadigim tüm oyunlar
hemen hemen 4-5 sezon hiç oyundan kalkmiyor. Oynadigim oyunlarin hepsi dolu
gidiyor. Benimde böyle bir mutlulugum var. Seyirci beni çok seviyor. Ben de
seyircimi çok seviyorum.
Çocuklarinizin sanat hayatinizdaki yeri?
Çocuklarimin da bize uymasi çok mutluluk verici bir olay. Ayni sahneyi kokluyoruz,
birbirimizin ne dediginden anliyoruz. Benim onlardan kopuk bir hayatim olmadi.
Sanatçi bir baba olmama ragmen evimden ayri bir hayatim olmadi. Ayni telden
çaliyoruz. Çocuklarimin ayri dallari seçmeleri beni umutlandirdi. Sanat güzel
bir sey. Tabi memleketimizde ne kadar degeri biliniyor, kaç kisi kiymetini biliyor?
Magazin dünyasinda ama yinede biz mutluyuz. Kalan saglar bizimdir diye böyle
bir mutluluk içerisindeyiz. Sehir tiyatrolari bizim baba ocagimiz. Isimizi seviyoruz
ve severek de yapmaya devam edecegiz. Sahneler olmaya bilir, isik olmaya bilir
ama seyirci olmazsa olmaz. Velinimetimiz seyircilerimizdir bizim. Bir parkta
bile seyircilerimizle bulusup biz yine oynariz onlar bizi seyrederler.
Lüks Hayat ne
zamana kadar
devam edecek?
Allah izin verirse ben var oldugum sürece Lüks Hayat sürecek.
Almanya'yi fethettiler
Halk Egitim, Almanya'da festivaller ve el sanatlari sergilerinin açilmasi, tiyatro oyunlarinin sahnelenmesi ve bu gösterilerin Almanya'da yasayan Türk vatandaslar tarafindan izlenebilmesi için ataga kalkti.
Müzik